Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bir karşılaşmayı çözerken sırayla bakılacak yedi nokta.
- Yüz yüze etkileşimi tek başına bulunmaktan ayıran şey karşılıklılıktır: taraflar birbirini gözler ve gözlendiğini bilir.
- Odaksız karşılaşmanın da bir düzeni vardır; sessizlik düzensizlik değildir ve ihlal edildiğinde herkes fark eder.
- Durum tanımı saniyeler içinde ve sözsüz kurulur; kıyafet, mekân, duruş ve ilk cümle bir arada okunur.
- Tanım kurulduktan sonra davranışın geri kalanı ondan türer ve taraflar her hareketi ayrıca düşünmez.
- Yanlış bir tanım da gerçek sonuçlar üretir; bir tanımın doğruluğunu tartışmadan önce ne ürettiğine bakılır.
- Tanım çekişmesi çoğu zaman sessiz yürür ve kazanan taraf, ikna edici olan değil konumu güçlü olandır.
- Mekânın düzenlenişi tanımı baştan kurar; masanın yeri, aynı soruları soran aynı kişilerin görüşmesini değiştirir.
Açılış sahnesi
Bir hastanenin poliklinik koridoru. Sabah dokuz, kalabalık.
Koyu renk bir mont giymiş bir adam, kapalı bir kapının yanında duruyor. Elinde bir dosya var; kendi tahlil sonuçları.
Bir kadın yanına gelip soruyor: "Bu kapıdan mı gireceğiz?"
Adam kapıya bakıyor ve "sanırım öyle" diyor.
Beş dakika sonra bir başkası soruyor: "Sıra numarası alacak mıydık?" Adam "ben almadım" diyor.
On dakika sonra adamın arkasında altı kişilik bir sıra var.
Yirminci dakikada bir görevli kapıyı açıyor ve sıradakilere sesleniyor. Kimse şaşırmıyor. Adam sıranın başında; kendi tahlil sonucu için gelmişti ve şimdi bir sıranın kurucusu.
Kimse ona bir şey sormadı, o da hiçbir şey iddia etmedi. Bir kapının yanında durmak yetti.
Bu derste ne olacak
Geçen kurs bir soruyla kapandı. İki insan yan yana geldiğinde, daha tek kelime edilmeden ne oluyor?
Bu kurs oraya iniyor ve ilk ders en küçük birimden başlıyor.
Koridordaki adam bir sıra kurmak istemedi. Orada olup biten şey bir yanlış anlama değil; gündelik hayatın en temel işleminin sıradan bir sonucu. İnsanlar bir araya geldiklerinde önce ne olduğunu belirliyor, sonra ona göre davranıyor ve belirledikleri şey doğru olmasa da sonuç üretiyor.
Dört adım var. Önce karşılaşmanın kendisini bir birim olarak tanımlayacak ve iki türünü ayıracağız; koridorda ikisi de vardı. Sonra dersin çekirdeğine iniyoruz: bir durumun ne olduğuna nasıl karar veriliyor? Ardından bu kararın en tuhaf özelliğini göreceğiz; yanlış bir tanım da gerçek sonuçlar üretiyor. En sonda iki tarafın aynı durumu farklı tanımladığı hâlleri ele alacağız ve kimin tanımının geçerli olduğunu soracağız.
Koridor, dükkân ve toplantı sahneleri kurgudur; yaşanmış olaylardan alınmadı. Aynı işlemi üç ayrı karşılaşmada göstermek için düzenlendiler.
Sıfır noktası — karşılaşma bir birimdir
Bu akademide şimdiye kadar toplumu, yapıyı, kültürü ve kişiyi inceledik. Şimdi en küçük birime iniyoruz ve orada da bir düzen bulacağız.
Bu birimin iki ayrı hâli var ve ikisini ayırmak koridordaki sahneyi çözüyor.
Yaygın yanlışEtkileşimin yalnız konuşmayla başladığı düşünülür.
Odaksız karşılaşmada da bir düzen vardır ve o düzen ihlal edildiğinde herkes fark eder: birine fazla yakın durmak, bakmayı sürdürmek ya da sessizliği bozmak karşılık üretir. Konuşma etkileşimin bir biçimidir, başlangıcı değil.
Yaygın yanlışYüz yüze etkileşimin küçük ve önemsiz bir ölçek olduğu varsayılır.
Bir toplumdaki kararların, hizmetlerin ve ilişkilerin büyük bölümü bu birimin içinde gerçekleşir; bir dosya bir masada, bir tedavi bir odada, bir işe alım bir görüşmede sonuçlanır. Büyük yapılar bu birimlerin üstünde durur ve buradaki bir bozulma yukarıya doğru büyür.
Mekanizma — burada ne oluyor
İki kişi karşılaştığında ilk yaptıkları şey konuşmak değil. Ne olduğuna karar vermek.
Tanımın işi, belirsizliği kapatmak. Bir insan her karşılaşmada her şeyi baştan hesaplayamaz; bir tanıma yerleşir ve o tanımın içinde hızlı davranır.
Tanımın en tuhaf özelliği burada başlıyor.
Yaygın yanlışBir durumun ne olduğunun kendiliğinden belli olduğu düşünülür.
Aynı yarım saat bir taraf için karar toplantısı, öteki için sohbet olabilir ve ikisi de aynı odada oturur. Belirsizlik istisna değil olağan hâldir; taraflar onu her karşılaşmada yeniden kapatır.
Yaygın yanlışYanlış bir tanımın kendiliğinden düzeleceği sanılır.
Tanım kurulduktan sonra davranış ona göre ayarlanır ve çıkan sonuç, o tanımı doğruluyormuş gibi okunur. Bu kursun önceki bölümünde gördüğümüz döngünün karşılaşma ölçeğindeki hâli budur ve düzeltmek için birinin araya girip tanımı açıkça bozması gerekir.
Son mekanizma, iki tarafın anlaşamadığı hâllerle ilgili.
Kuramsal mercekler
Bir durumun nasıl tanımlandığı üç ayrı yaklaşımdan okunuyor. Hepsi koridordaki sıraya bakar ve farklı bir yere işaret eder.
Tanımı kurallar taşır. Bu yaklaşıma göre bir karşılaşmaya girildiğinde taraflar hazır bir kalıp bulur: hastanede hasta ve görevli, dükkânda satıcı ve müşteri, sınıfta öğretmen ve öğrenci. Belirsizlik, kalıbın hangisi olduğu anlaşılana kadar sürer ve anlaşıldığında kapanır. Bu yaklaşımın gücü, insanların çoğu karşılaşmada neden hiç zorlanmadığını açıklamasıdır; sınırı, hazır kalıbı olmayan durumlarda ne olduğunu anlatamamasıdır.
Tanımı taraflar birlikte kurar. Bu yaklaşıma göre kalıp yalnız bir başlangıçtır; asıl tanım, iki tarafın karşılıklı denemeleriyle o anda yapılır. Bir soru sorulur, bir karşılık alınır, ikisi de küçük bir ayar yapar ve tanım birkaç saniyede oturur. Bu yaklaşımın gücü, aynı kalıbın farklı odalarda niye farklı işlediğini göstermesidir; kuramsal çerçevesi ve bu hattı kuran adlar etkileşim kuramı dersinde ele alınıyor.
Tanımı güçlü olan koyar. Bu yaklaşıma göre iki taraf farklı tanımlar getirdiğinde geçerli olan, daha ikna edici olan değil daha güçlü olandır; bir odada kimin tanımının yürüdüğüne bakmak, o odadaki güç dağılımını okumanın en hızlı yoludur. Bu yaklaşımın gücü, çekişmelerin nasıl kapandığını açıklamasıdır; sınırı, güçsüz tarafın da bazen tanımı çevirebildiğini yeterince anlatmamasıdır.
Yaygın yanlışBu üç yaklaşımdan birinin ötekileri kapsadığı sanılır.
Kalıbın hazır bulunmasını birincisi, o kalıbın nasıl oturduğunu ikincisi, uyuşmazlıkta kimin kazandığını üçüncüsü açıklıyor. Bir karşılaşmayı çözmek üç sorunun birlikte sorulmasını istiyor: hangi kalıp geçerliydi, taraflar ne denedi, kim kimin tanımına uydu?
Ölçek
Aynı işlem üç büyüklükte birden görülüyor ve büyüklük arttıkça tanımı değiştirmek zorlaşıyor.
En dar hâliyle tanım bir karşılaşmanın içinde kurulur ve orada biter. Bir soru, bir bakış, bir duraksama yeter; taraflar ayrıldığında tanım da dağılır. Bu ölçekte tanımı düzeltmek kolaydır ve tek bir cümle yeter.
Kurum ölçeğinde tanım bir düzenlemeye yerleşir. Bir odanın nasıl döşendiği, kimin masa arkasında oturduğu, hangi kapıda görevli bulunduğu ve hangi tabelanın asıldığı, o mekâna girenin durumu nasıl tanımlayacağını baştan belirler. Burada tanımı değiştirmek bir cümleyle olmaz; mekânın ya da yönergenin değişmesi gerekir.
En geniş ölçekte tanım, bir toplumdaki hazır kalıpların listesidir. Hangi karşılaşma türlerinin bir adı vardır ve hangileri adsızdır sorusu bu ölçektedir; adı olmayan bir karşılaşmaya girenler her seferinde sıfırdan pazarlık eder. Bu ölçekte tanım kuşaklar boyunca değişir ve tek tek karşılaşmalardan etkilenmez.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Durum tanımı sözsüz ve hızlı kurulduğu için, insanlara sormak yetmiyor; kendileri de nasıl karar verdiklerini çoğu zaman bilmiyor.
Türkiye bağlamı ve karşılaştırma
Türkiye'de durum tanımının ne kadar iş gördüğünü tek bir kelime üzerinden izlemek mümkün: buyurun.
Aynı kelime kapıda "içeri gel", tezgâhta "ne istersiniz", telefonda "dinliyorum", bir tepsiyle "al" ve bir tartışmada "söyleyeceğini söyle" anlamına gelir. Kelimenin kendisinde bu anlamların hiçbiri yoktur; hepsi durumdan gelir ve dinleyen kişi hangisi olduğunu düşünmeden bilir.
Kelimenin işlevi tam da bu: bir karşılaşmayı açar ve tanımın geri kalanını taraflara bırakır. Yanlış bir bağlamda söylendiğinde ne olduğu da bunu gösterir; bir tartışmanın ortasında söylenen buyurun, davet değil meydan okuma olarak duyulur ve kimse bunu ayrıca açıklamaz.
İkinci bir örnek çarşıda duruyor. Bir müşterinin fiyat sorması ile pazarlık açması arasındaki fark, çoğu zaman tek bir kelimeyle işaretlenir ve esnaf o işareti alıp durumu yeniden tanımlar. İşaret verilmediğinde pazarlık açılmaz; verildiğinde iki taraf da yeni tanıma göre davranmaya başlar ve fiyat konuşması bambaşka bir seyir izler. Kimse "şimdi pazarlık ediyoruz" demez.
Karşılaştırma, açılış işaretlerinin ülkeden ülkeye değiştiğini gösteriyor. İngilizce konuşulan pek çok yerde karşılaşmayı açan kalıp bir hâl hatır sorusudur ve gerçek bir soru sayılmaz; ona ayrıntılı cevap veren kişi durumu yanlış tanımlamış olur. Japonya'da bir dükkâna girildiğinde çalışanların söylediği kalıp bir karşılamadır ve cevap beklemez; oraya cevap veren yabancı, sohbet açtığını sanır ve karşılık alamaz.
Üç yerde de aynı işlem yürüyor: bir kalıp karşılaşmayı açıyor ve tanımı kuruyor. Değişen şey kalıbın kendisi ve yanlış okunduğunda ne olduğu; her birinde yeni gelen, ilk günlerde tam da bu eşikte takılıyor.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışDurum tanımının bilinçli bir karar olduğu düşünülür.
Tanım saniyeler içinde ve büyük ölçüde farkında olunmadan kurulur; kişi ancak tanım bozulduğunda bir karar verdiğini anlar. Bu yüzden insanlara nasıl karar verdiklerini sormak, sürecin yalnız küçük bir kısmını verir.
Yaygın yanlışYanlış bir tanımın zararsız olduğu varsayılır.
Tanım gerçeğe uymasa da davranış ona göre kurulur ve sonuçlar gerçektir; olmayan bir zam için alınan kredi ödenmek zorundadır. Bir tanımın gerçekliğini tartışmadan önce, o tanıma göre neyin yapıldığına bakılır.
Yaygın yanlışTanım çekişmesinin açıkça tartışıldığı sanılır.
Çekişme çoğu zaman sessiz yürür: bir taraf kendi tanımına göre davranmayı sürdürür, öteki uyar ve konu hiç açılmaz. Bu yüzden bir odada kimin tanımının yürüdüğüne bakmak, kimin ne söylediğine bakmaktan daha çok şey gösterir.
Yaygın yanlışOdaksız karşılaşmalarda hiçbir düzen olmadığı düşünülür.
Kimsenin konuşmadığı bir asansörde de kimin nereye bakacağı, kimin nerede duracağı ve sessizliğin ne kadar süreceği bellidir; ihlal edildiğinde herkes fark eder ve rahatsız olur. Sessizlik düzensizlik değildir.
Yaygın yanlışBu ölçeğin küçük olduğu için sonuçlarının da küçük olduğu varsayılır.
Bir işe alım, bir tanı, bir kredi kararı ve bir şikâyetin işleme alınıp alınmaması bu birimin içinde olur. Buradaki bir tanım hatası, bir kurumun bütün kayıtlarına doğru bir karar olarak geçer.
Aklında kalsın
Bir karşılaşmayı çözerken sırayla bakılacak yedi nokta.
- Yüz yüze etkileşimi tek başına bulunmaktan ayıran şey karşılıklılıktır: taraflar birbirini gözler ve gözlendiğini bilir.
- Odaksız karşılaşmanın da bir düzeni vardır; sessizlik düzensizlik değildir ve ihlal edildiğinde herkes fark eder.
- Durum tanımı saniyeler içinde ve sözsüz kurulur; kıyafet, mekân, duruş ve ilk cümle bir arada okunur.
- Tanım kurulduktan sonra davranışın geri kalanı ondan türer ve taraflar her hareketi ayrıca düşünmez.
- Yanlış bir tanım da gerçek sonuçlar üretir; bir tanımın doğruluğunu tartışmadan önce ne ürettiğine bakılır.
- Tanım çekişmesi çoğu zaman sessiz yürür ve kazanan taraf, ikna edici olan değil konumu güçlü olandır.
- Mekânın düzenlenişi tanımı baştan kurar; masanın yeri, aynı soruları soran aynı kişilerin görüşmesini değiştirir.
Sonraki derse köprü
Bu derste taraflar durumu birlikte tanımladı ve tanım kurulduktan sonra herkes ona göre davrandı.
Bir şeyi hiç sormadık. Tanım kurulurken taraflar ne yapıyor?
Koridordaki adam "sanırım öyle" dedi ve emin olmadığını belli etti; başka bir cevap verse sıra oluşmayabilirdi. Stajyer önlüğüyle bir şey söylüyordu ve söylediği şeyi kendisi seçmemişti. Görüşme odasında masanın arkasına oturan kişi, oturur oturmaz bir şey ilan etmiş oluyordu.
Yani taraflar tanımı yalnız okumuyor; ona kendileri de bir şey katıyor. Ne giydiğiyle, nerede durduğuyla, ne kadar sürede cevap verdiğiyle ve neyi göstermeyi seçtiğiyle karşı tarafa bir malzeme veriyor.
Bu, tanımın kurulmasının aynı zamanda bir sunum işi olduğu anlamına geliyor ve o sunumun kendi kuralları var.
Sıradaki ders o kuralları ele alıyor. Bir kişinin karşısındakine kendini nasıl sunduğunu, bu sunumun bir sahne düzenine ne kadar benzediğini, hangi bölümlerin herkese açık hangilerinin kapalı tutulduğunu ve sunum bozulduğunda ne olduğunu göreceğiz. Buradaki tanım fikri orada bir role bürünecek: durumu tanımlamak, aynı zamanda o durumda kim olacağını ilan etmek.