İçeriğe geç

KUR-213-08·Bourdieu, Foucault, Giddens ve Çağdaş Sentezler

Çağdaş sentezleri aynı vakaya uygulamak

temel2.559 kelime≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Kuramları gerçekten karşılaştırmak için onları aynı vakanın karşısına koymak gerekir; her kuram kendi seçtiği örnekte güçlü görünür.
  2. Bourdieu kimin hangi sermayeyle konuştuğunu, Foucault görünürlüğün davranışı nasıl biçimlendirdiğini, Giddens güvenin nereye taşındığını, Archer hangi koşulların devralındığını, Boltanski ve Thévenot hangi gerekçelerin çatıştığını sorar.
  3. Kuramsal çoğulculuk, farklı kuramların aynı olgunun farklı boyutlarını görünür kılabileceğini kabul eder, ama her kuramı eşit derecede doğru saymaz.
  4. Ortak ölçülemezlik, bazı kuramların varsayımlarının birbirine tam olarak çevrilemeyeceğini hatırlatır.
  5. Eklektisizm, kuramların varsayımlarını hesaba katmadan kavramları üst üste yığmaktır ve açıklama gücünü zayıflatır.
  6. Her kuramın kör noktaları vardır; kuramları tamamlayıcılık, rekabet ya da sorudan başlama stratejileriyle birlikte kullanmak mümkündür.
  7. Türkiye'de kapıcılığın yerini kameralara ve güvenlik sistemlerine bırakması, aynı dönüşümün beş farklı mercekle nasıl okunabileceğini gösterir.

Açılış sahnesi

Kırk yıllık bir apartmanın bodrum katındaki sığınakta, kat malikleri kurulu toplanıyor. Gündemin tek maddesi var: geçen ay giriş holünden iki bisiklet çalındı ve yönetici, binanın girişine, merdivenlere ve otoparka güvenlik kamerası takılmasını öneriyor.

Emekli bir hâkim olan üçüncü kattaki bey, konuyu hukuk diliyle açıyor: kayıtların kimde duracağı, ne kadar saklanacağı, kimlerin izleyebileceği belirlenmeli. Beşinci kattaki genç çift kiracı; toplantıya çağrılmışlar ama oy hakları yok. Kadın, kameraların merdivene bakmasının misafirlerini rahatsız edeceğini söylüyor. Yıllardır binada oturan yaşlı bir kadın, eskiden kapıcı Hasan Efendi varken böyle şeylerin olmadığını, onun herkesi tanıdığını hatırlatıyor. Yönetici, kameraların maliyetini ve bir güvenlik şirketinin uzaktan izleme hizmetini anlatıyor. Toplantının sonunda kameraların yalnız giriş kapısına ve otoparka takılmasına, kayıtların bir hafta sonra silinmesine karar veriliyor.

Bu küçük toplantı, ünitede tanıdığımız beş kuramcının her birine ayrı bir malzeme sunuyor. Ama aynı zamanda bir soru bırakıyor: bir olayı beş farklı kuramla okuduğumuzda, beş farklı açıklama mı elde ederiz, yoksa tek bir olayın daha zengin bir resmini mi?

Bu derste ne olacak

Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.

Bu ders, ünitenin kapanış dersidir. Bourdieu, Foucault, Giddens, Archer ile Boltanski ve Thévenot'nun kavramlarını tek bir vakaya, yani apartmanın kamera kararına uygulayacağız. Her kuramın hangi soruyu sorduğunu, hangi ayrıntıyı görünür kıldığını ve hangisini karanlıkta bıraktığını karşılaştıracağız.

Ardından kuramları birlikte kullanmanın imkânlarını ve tehlikelerini tartışacağız: kuramlar birbirini ne zaman tamamlar, ne zaman birbirine çevrilemez, ve her şeyi birbirine eklemek neden iyi bir sentez değildir?

Sıfır noktası — neden aynı vaka?

Önceki derslerde her kuramı kendi örnekleriyle tanıdık: Bourdieu'yü kahvaltı sofrasında, Foucault'yu okul sabahında, Giddens'ı kapanan banka şubesinde, Archer'ı yeni atanan bir müdürün okulunda, Boltanski'yi semt pazarı toplantısında. Her kuram, kendi seçtiği örnekte güçlü görünür. Kuramları gerçekten karşılaştırmak için onları aynı olayın karşısına koymak gerekir.

Yöntem derslerinde tanıştığımız üçgenleme, bir olguyu farklı veri kaynaklarıyla ya da yöntemlerle inceleyerek bulguları güçlendirmeyi amaçlıyordu. Bu derste yapacağımız, üçgenlemenin kuram düzeyindeki bir benzeridir: aynı olaya farklı kavram setleriyle bakıp her birinin nereye ışık tuttuğunu görmek.

Mekanizma — beş mercek, tek bina

Bourdieu'nün sorusu: kim, hangi sermayeyle konuşuyor? Bourdieu'nün gözüyle toplantı, farklı sermayelerin karşılaştığı küçük bir alandır. Emekli hâkimin hukuk dili, kültürel ve simgesel sermayesinin bir ifadesidir; onun sözleri, başkalarınınkinden daha ağır tartılır. Kiracı çiftin oy hakkı olmaması ise mülkiyetin, yani ekonomik sermayenin, karar alma hakkını nasıl belirlediğini gösterir.

Foucault'nun sorusu: görünürlük davranışı nasıl biçimlendiriyor? Foucault'nun gözüyle kameralar, disiplin iktidarının küçük bir örneğidir. Kameralar birini izlemese bile, izlenebilir olmak davranışı değiştirir. Apartman sakinleri, giriş holünde nasıl göründüklerini düşünmeye başlar; kurallara uyan, düzenli bir sakin olmak, kendi kendini denetlemenin bir parçası olur.

Giddens'ın sorusu: güven nereden nereye taşındı? Giddens'ın gözüyle vakanın özü, güvenin yüz yüze bir ilişkiden soyut bir sisteme taşınmasıdır. Eskiden binanın güvenliği, herkesi tanıyan bir kapıcının gözlerine ve belleğine dayanıyordu. Şimdi güvenlik, içini kimsenin bilmediği bir kamera sistemine ve uzaktan izleme şirketine emanet ediliyor.

Archer'ın sorusu: hangi koşullar devralındı, sonra ne değişti? Archer'ın gözüyle toplantı, bir morfogenetik döngünün ortasıdır. Kat malikleri, önceki kuşakların bıraktığı koşulları devraldı: kapıcı dairesinin yıllar önce kiraya verilmesi, oy hakkının mülkiyete bağlı olması, binanın mimarisi. Toplantıdaki pazarlık bu koşulların içinde yürüdü ve sonunda yeni bir düzen doğdu.

Boltanski ve Thévenot'nun sorusu: hangi gerekçeler, hangi uzlaşma? Bu gözle toplantı, farklı değer düzenlerinin karşılaştığı bir anlaşmazlıktır. Yönetici, güvenlik ve teknik verimlilik adına konuşur; kiracı kadın, misafirlik ve mahremiyet adına; yaşlı kadın ise tanışıklığa dayanan eski düzen adına. Toplantının vardığı karar, yani kameraların yalnız girişte olması ve kayıtların kısa süre sonra silinmesi, bu düzenler arasında kurulmuş bir uzlaşmadır.

Kuramlar nerede buluşur, nerede ayrılır?

Beş okuma bir arada düşünüldüğünde, bazı noktalarda birbirini tamamlar. Bourdieu kimin konuşabildiğini, Boltanski ise konuşanların hangi gerekçelere başvurduğunu gösterir; ikisi birlikte, toplantının hem güç ilişkilerini hem de haklılandırma çabalarını görünür kılar. Giddens ile Foucault da kamera üzerine farklı ama birbirine bağlanabilen iki şey söyler: biri güvenin taşınmasını, öbürü görünürlüğün davranışı biçimlendirmesini.

Ama bazı noktalarda kuramlar birbirine kolayca çevrilemez.

Örneğin Boltanski'nin insanları gerekçe sunan eleştirel failler olarak görmesi ile Bourdieu'nün bu gerekçelerin çoğu zaman yanlış tanımanın ürünü olduğunu düşünmesi, aynı toplantıyı birbirine karşıt biçimlerde okur. Archer'ın yapıyı eylemden önce gelen bir koşul sayması ile Giddens'ın yapıyı eylem anında var sayması da bağdaştırılması kolay olmayan iki varsayımdır.

Vakada kör noktalar da görünür. Foucault'nun okuması, apartman sakinlerinin kameralar üzerine yaptığı tartışmayı ve itirazları arka plana itebilir. Boltanski'nin okuması, toplantıya hiç çağrılmayan ya da söz alamayanları gözden kaçırabilir. Giddens'ın okuması güveni merkeze alırken, kimin kimden korunduğu sorusunu, yani sınıf ve mülkiyet boyutunu geri planda bırakabilir.

Ölçüt nerede yanlış çalışıyor

Aynı vakaya birden fazla kuram uygulamak da kendi sorunlarını taşır.

Birincisi, vaka seçimi kuram seçimini etkiler. Apartman toplantısı gibi bir vaka, etkileşim ve gerekçe üzerine kurulu kuramlara, örneğin Boltanski'ye, doğal bir sahne sunar. Aynı kuramlar, uzun dönemli bir tarihsel dönüşümü açıklamakta daha zayıf kalabilir. Bir kuramın bir vakada zayıf görünmesi, onun genel olarak zayıf olduğunu göstermez.

İkincisi, kuramları karşılaştırmak için kullanılan ölçütler de tartışmalıdır. Bir kuram daha fazla ayrıntıyı açıkladığı için mi, daha az varsayımla işlediği için mi, yoksa eleştirel bir bakış sunduğu için mi daha iyidir? Bu sorulara verilen cevaplar, araştırmacının kendi değerlerine ve amaçlarına bağlıdır.

Üçüncüsü, kuram karşılaştırması, kuramları basitleştirme riski taşır. Beş kuramı birkaç paragrafta özetlemek, her birinin iç tartışmalarını, gelişim evrelerini ve ince ayrımlarını silebilir. Bir kuramı karikatürüne indirgeyip ona karşı çıkmak kolaydır.

Kuramsal mercekler

Kuramları bir arada kullanmanın üç ayrı stratejisi var.

Tamamlayıcılık stratejisi, her kuramın farklı bir soruya cevap verdiğini kabul eder ve kuramlar arasında bir iş bölümü kurar: biri güç ilişkilerini, biri anlamları, biri zaman içindeki değişimi açıklar. Bu strateji, kuramların birbirleriyle çelişen varsayımlarını hafife alma riski taşır.

Rekabet stratejisi, aynı soruya farklı cevaplar veren kuramları karşı karşıya getirir ve hangisinin vakayı daha iyi açıkladığını sınamaya çalışır. Bu strateji kuramların güçlü ve zayıf yanlarını keskinleştirir, ama bazen kuramların aslında farklı soruları yanıtladığını gözden kaçırır.

Sorudan başlama stratejisi ise kuramlardan değil, araştırma sorusundan yola çıkar ve bu soruya en iyi hizmet edecek bir ya da iki kuramı seçer. Bu strateji, eklektisizmden kaçınmanın en güvenli yoludur, ama seçilmeyen kuramların ışık tutabileceği boyutları dışarıda bırakır.

Ölçek

Tek bir toplantı ölçeğinde kuram karşılaştırması, küçük bir kararın içindeki güç, anlam, güven ve pazarlık katmanlarını birbirinden ayırt etmeyi sağlar.

Kent ölçeğinde aynı kuramlar, güvenlik kameralarının, kapalı sitelerin ve özel güvenlik şirketlerinin yaygınlaşmasını, kentteki sınıfsal ayrışma, gözetim, güven ve kent yönetimi tartışmalarına bağlar.

Toplum ölçeğinde ise kuramsal çoğulculuk, sosyolojinin kendisi hakkında bir soru sorar: disiplin, tek bir büyük kuram etrafında mı birleşmeli, yoksa farklı kuramların birbirini sınadığı ve tamamladığı çoğulcu bir alan olarak mı gelişmeli?

Türkiye'de kapıcı

Türkiye'nin büyük kentlerinde, özellikle ellili ve altmışlı yıllardan itibaren yapılan apartmanlarda, kapıcılık yaygın bir meslekti. Kapıcı, çoğu zaman ailesiyle birlikte binanın bodrum katındaki bir dairede oturur; sabahları ekmek dağıtır, çöpleri toplar, kaloriferi yakar, binaya girip çıkanları tanır, sakinlerin küçük işlerini görürdü. Kapıcıların önemli bir kısmı kırsaldan kente göç etmiş ailelerdendi; kapıcı dairesi, onlar için kentte tutunmanın ilk basamaklarından biri oldu.

Zamanla kalorifer sistemlerinin doğalgaza geçmesi, binaların yenilenmesi, maliyetlerin artması ve kapıcı dairelerinin kiraya verilmesi ya da satılması gibi nedenlerle kapıcılık pek çok apartmanda ortadan kalktı. Yerini yeni sitelerde güvenlik kulübeleri, özel güvenlik görevlileri, kartlı giriş sistemleri ve kameralar aldı; eski apartmanlarda ise çoğu zaman hiçbir şey almadı.

Bu dönüşüm, dersteki beş merceğin her birine malzeme sunar. Kapıcı ile apartman sakinleri arasındaki ilişki, sınıf ve statü farklarının gündelik hayatta nasıl işlediğini gösterir. Kapıcının yerini alan kameralar, gözetimin yeni biçimlerine işaret eder. Kapıcının gözüne dayanan tanıdık güven, yerini soyut sistemlere duyulan güvene bırakır. Kapıcı dairesinin kiraya verilmesi gibi eski kararlar, bugünkü apartmanların önündeki koşulları belirler. Kapıcının kaldırılması ya da tutulması kararları da apartman toplantılarında maliyet, güvenlik ve alışkanlık gerekçeleriyle tartışılır. Kapıcının yerine geçen düzenlemeleri, konut güvenliğinin daha erken ve daha yaygın biçimde özel şirketlere devredildiği bazı ülkelerle karşılaştırmak, bu dönüşümün Türkiye'deki özgün yollarını görmeye yardım eder.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Aynı vakayı farklı kuramlarla okumanın ne kazandırdığı, üç tür çalışmayla sınanabilir.

Yaygın hatalar

Aklında kalsın

  1. Kuramları gerçekten karşılaştırmak için onları aynı vakanın karşısına koymak gerekir; her kuram kendi seçtiği örnekte güçlü görünür.
  2. Bourdieu kimin hangi sermayeyle konuştuğunu, Foucault görünürlüğün davranışı nasıl biçimlendirdiğini, Giddens güvenin nereye taşındığını, Archer hangi koşulların devralındığını, Boltanski ve Thévenot hangi gerekçelerin çatıştığını sorar.
  3. Kuramsal çoğulculuk, farklı kuramların aynı olgunun farklı boyutlarını görünür kılabileceğini kabul eder, ama her kuramı eşit derecede doğru saymaz.
  4. Ortak ölçülemezlik, bazı kuramların varsayımlarının birbirine tam olarak çevrilemeyeceğini hatırlatır.
  5. Eklektisizm, kuramların varsayımlarını hesaba katmadan kavramları üst üste yığmaktır ve açıklama gücünü zayıflatır.
  6. Her kuramın kör noktaları vardır; kuramları tamamlayıcılık, rekabet ya da sorudan başlama stratejileriyle birlikte kullanmak mümkündür.
  7. Türkiye'de kapıcılığın yerini kameralara ve güvenlik sistemlerine bırakması, aynı dönüşümün beş farklı mercekle nasıl okunabileceğini gösterir.

Sonraki derse köprü

Bu derste kuramları aynı vakaya uygularken, aslında daha derin bir farkla karşılaştık. Kuramlar yalnız farklı ayrıntıları görmüyor; toplumsal dünyanın neyden oluştuğuna, yani yapılardan mı, bireylerden mi, söylemlerden mi, ilişkilerden mi kurulduğuna dair farklı varsayımlarla işliyor. Neyin bilgi sayılacağına, gözlemin mi, yorumun mu, yoksa görünmeyen mekanizmaların mı esas olduğuna dair de ayrılıyorlar. Ve bir şeyi açıkladıklarında, bir neden mi gösteriyorlar, bir anlamı mı yorumluyorlar, bir işlevi mi buluyorlar, yoksa bir mekanizmayı mı çözüyorlar? Sonraki ders, kuramları sistemli biçimde karşılaştırmak için bu üç soruyu, yani ontolojiyi, epistemolojiyi ve açıklama türlerini ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.