Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Boltanski ve Thévenot, sosyoloğun insanların eleştirisinin yerine kendi eleştirisini koyduğu eleştirel sosyolojiye karşı, sıradan insanların eleştiri yeteneğini inceleyen eleştiri sosyolojisini geliştirdi.
- İnsanlar anlaşmazlıklarda, her biri kendi ortak iyilik anlayışına dayanan değer düzenlerine başvurur: esin, ev, şöhret, yurttaşlık, piyasa ve sanayi düzenleri.
- Anlaşmazlıklar, iddiaların nesneler ve prosedürlerle denendiği sınamalarla çözülmeye çalışılır; eleştiri çoğu zaman bir sınamaya dışarıdan bir değerin sızdığı iddiasıyla başlar.
- Farklı düzenler, aralarındaki gerilim sürse de uzlaşmalarla bir araya getirilebilir; uzlaşmalar kırılgandır.
- Boltanski ve Chiapello'ya göre kapitalizm, sanatçı eleştirisinin özerklik taleplerini soğururken toplumsal eleştirinin güvence ve eşitlik taleplerini geri plana itti ve yeni bir proje düzeni doğdu.
- Yaklaşım, eleştiri yeteneğinin eşitsiz dağılımını, zor kullanımını ve değer düzenlerinin kültürel sınırlılığını hafife almakla eleştirildi.
- Türkiye'deki adrese teslim ilan tartışması, yurttaşlık ve sanayi düzenleri ile ev düzeni arasındaki bir sınama çatışmasıdır.
Açılış sahnesi
Bir ilçe belediyesi, her cumartesi ana caddeye kurulan semt pazarını, şehrin kenarındaki kapalı bir otoparka taşımayı planlıyor. Karar öncesi, mahalle muhtarlığında bir toplantı yapılıyor. Salon dolu.
Belediyenin trafik mühendisi söz alıyor: pazar günleri cadde kilitleniyor, ambulanslar geçemiyor, yeni alan hem daha düzenli hem daha güvenli olacak. Arkadan bir sebze tezgâhının sahibi kalkıyor: otoparka kimse gelmez, cirosu düşer, zaten kira ödeyecek hâli yok. Yaşlı bir kadın, bu pazarın kırk yıldır aynı yerde kurulduğunu, annesinin de burada alışveriş yaptığını, pazarın mahallenin bir parçası olduğunu söylüyor. Tekerlekli sandalyedeki bir genç, otoparkın yokuşun başında olduğunu, oraya ulaşamayacak insanların da bu kentin sakini olduğunu hatırlatıyor. Bir başkası, pazarın sosyal medyada ünlü olduğunu, başka ilçelerden insanların fotoğraf çekmeye geldiğini, bunun ilçeye ün kazandırdığını ekliyor. En sonda bir ressam, pazarın sabah ışığındaki renklerinin kendisine ilham verdiğini söylüyor; salonda birkaç kişi gülümsüyor.
Toplantının sonunda kimse ikna olmuş görünmüyor. Ama herkes bir şey yapmış: kendi tutumunu, başkalarının da kabul etmesi gereken bir ölçüye dayandırmaya çalışmış. Bir sosyolog bu toplantıya baktığında, insanların yalnız çıkarlarını savunduğunu mu görmeli, yoksa neyin adil olduğunu tartışan eleştirel yetenekleri mi?
Bu derste ne olacak
Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.
Archer'ın düşünümsellik biçimleri, insanların koşullarıyla kendi iç konuşmalarında nasıl hesaplaştığını gösteriyordu. Bu ders, hesaplaşmanın kamusal yüzüne, yani insanların anlaşmazlıklarda birbirlerine gerekçe sunmasına bakıyor. Fransız sosyolog Luc Boltanski ve iktisatçı kökenli sosyolog Laurent Thévenot, sıradan insanların eleştiri ve haklılandırma yeteneklerini sosyolojinin merkezine taşıdı.
Önce bu yaklaşımın hangi sosyolojiye tepki olarak doğduğunu, sonra insanların başvurduğu farklı değer düzenlerini, ardından anlaşmazlıkların nasıl sınandığını ve uzlaşmaların nasıl kurulduğunu ele alacağız. Son bölümde Boltanski'nin kapitalizmin eleştiriyi nasıl soğurduğuna dair çözümlemesine geçeceğiz.
Sıfır noktası — eleştirel sosyolojiden eleştiri sosyolojisine
Boltanski, kariyerinin başında Bourdieu'nün yakın çalışma arkadaşlarından biriydi. Seksenli yıllarda ondan ayrıldı ve Bourdieu'nün sosyolojisine yönelik bir itiraz geliştirdi. Bourdieu'nün yaklaşımında sosyolog, sıradan insanların göremediği tahakküm ilişkilerini açığa çıkaran kişiydi; insanların kendi gerekçeleri ise çoğu zaman yanlış tanıma ya da habitusun ürünü olarak görülüyordu.
Boltanski ve Thévenot'ya göre bu tutum, önemli bir şeyi gözden kaçırıyordu: sıradan insanlar da sürekli eleştirir. İşyerinde bir karara itiraz eder, bir haksızlığı adlandırır, bir kararın neden yanlış olduğunu gerekçelendirir. Sosyoloğun görevi, bu eleştirilerin yerine kendi eleştirisini koymak değil, insanların eleştiri yaparken hangi ölçülere başvurduğunu ciddiye alıp incelemektir.
Temel derslerde tanıştığımız gerekçe kavramı, iddiayı kanıta bağlayan ara halkaydı. Boltanski ve Thévenot'nun ilgisi, gündelik anlaşmazlıklarda kullanılan gerekçelerin arkasındaki daha genel ölçülere yöneldi: bir gerekçe, başkalarının da kabul etmesi beklenen bir iyilik anlayışına dayanmadan kamusal olarak geçerli sayılmaz.
Mekanizma — değer düzenleri
Boltanski ve Thévenot, doksanlı yılların başında birlikte yazdıkları ve Fransızca adı De la justification olan kitaplarında, insanların anlaşmazlıklarda başvurduğu değer ölçülerini sistemli biçimde tarif etti. Bu ölçüleri, siyaset felsefesinin klasik metinlerinden, örneğin Augustinus'tan, Hobbes'tan, Rousseau'dan ve Adam Smith'ten yola çıkarak kurdular ve bunların gündelik hayatta nasıl işlediğini, işletmelere yönelik el kitaplarında ve gözlemlerde izlediler.
Açılıştaki toplantıda bu altı düzenin hepsi sahnedeydi. Mühendis sanayi düzenine, tezgâh sahibi piyasa düzenine, yaşlı kadın ev düzenine, tekerlekli sandalyedeki genç yurttaşlık düzenine, sosyal medyadan söz eden şöhret düzenine, ressam da esin düzenine başvurdu. Anlaşmazlık, yalnız çıkar çatışması değildi; aynı zamanda hangi ölçünün bu durumda geçerli olduğu üzerine bir çatışmaydı.
Sınama ve uzlaşma
Boltanski ve Thévenot'ya göre anlaşmazlıklar, sonsuza kadar söz düzeyinde kalmaz. Bir noktada, iddiaların nesneler, kurallar ve prosedürler aracılığıyla sınanması gerekir.
Anlaşmazlıklar her zaman tek bir düzenin zaferiyle bitmez. Bazen farklı düzenler arasında geçici bir denge kurulur.
Boltanski ve Thévenot, insanların bazen haklılandırma yükünden kaçmak için göreceleştirmeye başvurduğunu da not etti: «Herkes böyle yapıyor», «Boş ver, önemli değil» gibi sözler, ortak bir ölçüye başvurmadan anlaşmazlığı askıya alır.
Kapitalizmin yeni ruhu
Boltanski, doksanların sonunda Ève Chiapello ile birlikte yazdığı ve Fransızca adı Le nouvel esprit du capitalisme olan kitapta, bu çerçeveyi kapitalizmin tarihine uyguladı. Weber'in kapitalizmin ruhu kavramına dönerek, kapitalizmin insanları kendisine bağlamak için her dönemde bir haklılandırma sunması gerektiğini savundular. Bu haklılandırmalar, kapitalizme yöneltilen eleştirilere cevap vererek değişir.
Boltanski ve Chiapello'ya göre altmışların sonundaki büyük toplumsal hareketlerde bu iki eleştiri birlikte yükseldi. Sonraki on yıllarda işletme yönetimi, sanatçı eleştirisinin taleplerini, yani özerkliği, yaratıcılığı ve hiyerarşiden kurtulmayı soğurdu: katı hiyerarşiler yerini esnek ekiplere, uzun süreli istihdam yerini projelere ve ağlara bıraktı. Ama bu dönüşüm, toplumsal eleştirinin güvencesizlik ve eşitsizlik taleplerini karşılamadı; hatta güvencesizliği artırdı. Yazarlar, bu yeni dönemde değerin, bir projeden ötekine geçebilme ve ağ kurabilme yeteneğiyle ölçüldüğü yeni bir proje düzeninin ortaya çıktığını ileri sürdü.
Ölçüt nerede yanlış çalışıyor
Eleştiri sosyolojisi, sosyolojiye önemli bir alçakgönüllülük getirdi, ama çeşitli yönlerden eleştirildi.
Birincisi, Bourdieu'nün izinden gidenler, bu yaklaşımın iktidar eşitsizliklerini hafife aldığını ileri sürdü. Herkes eleştiri yapabilir, ama herkesin eleştirisi aynı ağırlıkta dinlenmez; bazılarının gerekçeleri daha kolay kabul edilir, bazılarınınki hiç duyulmaz.
İkincisi, yaklaşımın fazla uzlaşmacı olduğu, toplumu sürekli gerekçe tartışan bir müzakere alanı gibi gösterip zor kullanımını, tehdidi ve sessiz tahakkümü arka plana ittiği eleştirisidir. Boltanski, sonraki çalışmalarında bu eleştiriyi ciddiye alarak tahakküm kavramını yeniden kuramına dahil etmeye çalıştı.
Üçüncüsü, değer düzenlerinin listesinin Fransız toplumunun ve Batı siyaset felsefesinin deneyimine dayandığı, başka toplumlarda farklı ölçülerin öne çıkabileceğidir. Sonraki çalışmalar, örneğin çevre değerlerine dayanan yeşil bir düzen önererek listenin açık uçlu olduğunu gösterdi.
Kuramsal mercekler
Değer düzenleri kavramı, sosyolojinin farklı köşelerinde farklı işlere koşulur.
Anlaşmazlık okuması, kent projeleri, işyeri çatışmaları, sağlık politikası ya da çevre tartışmaları gibi kamusal anlaşmazlıklarda tarafların hangi değer düzenlerine başvurduğunu ve hangi uzlaşmaların kurulduğunu inceler.
Değerleme sosyolojisi, fiyatların, sıralamaların, puanlamaların ve sertifikaların nasıl üretildiğini ve hangi değer düzenlerini taşıdığını sorgular. Bir şarabın, bir üniversitenin ya da bir restoranın nasıl değerli sayıldığı, bu çizginin tipik sorularıdır.
Kapitalizm eleştirisi okuması ise Boltanski ve Chiapello'nun çözümlemesinden yola çıkarak, güncel çalışma biçimlerinin hangi haklılandırmalara dayandığını ve hangi eleştirileri soğurduğunu inceler.
Semt pazarı toplantısına bu çizgilerden bakan üç araştırmacı üç ayrı soruyla dönerdi: hangi düzenler çatıştı, pazarın değeri hangi ölçülerle belirlendi ve belediyenin önerisi hangi güncel yönetim anlayışına dayanıyordu?
Ölçek
Yüz yüze ölçekte eleştiri sosyolojisi, bir aile toplantısında, bir iş görüşmesinde ya da bir komşu tartışmasında, insanların hangi ölçülere başvurduğunu fark etmeyi öğretir. Bir tartışmada karşı tarafın neye değer verdiğini görmek, anlaşmazlığın gerçek kaynağını anlamaya yardım eder.
Kurumsal ölçekte kavramlar, bir kurumun hangi sınamalarla karar verdiğini, bu sınamaların hangi değer düzenine dayandığını ve hangi eleştirilere açık olduğunu incelemeye yarar.
Kapitalizmin tarihi ölçeğinde ise yaklaşım, ekonomik sistemin kendisini haklılandırma biçimlerinin dönemden döneme nasıl değiştiğini ve bu değişimde eleştirinin rolünü açıklamaya çalışır.
Türkiye'de adrese teslim ilan
Türkiye'de kamu kurumlarının ve üniversitelerin iş ilanları hakkında sık duyulan bir ifade var: «adrese teslim ilan». İfade, bir ilandaki koşulların, önceden belirlenmiş tek bir adayın özelliklerine göre yazıldığını, yani ilanın kâğıt üstünde herkese açık olsa da gerçekte tek bir kişiye yönelik olduğunu anlatır. Örneğin bir ilanda aranan uzmanlık alanı, yabancı dil puanı ve deneyim koşulları o kadar dar tanımlanır ki, bunları karşılayan neredeyse tek bir kişi kalır.
Eleştiri sosyolojisinin kavramlarıyla bu tartışma, farklı değer düzenlerinin çatışmasıdır. İlanı eleştirenler, yurttaşlık düzenine ve sanayi düzenine başvurur: kamu kaynaklarıyla açılan bir pozisyonun herkese eşit biçimde açık olması ve en yeterli adayın seçilmesi gerekir. İlanı savunanlar ise çoğu zaman ev düzenine yakın gerekçeler kullanır: bir bölümün yıllardır birlikte çalıştığı, projeyi bilen ve ekibe uyum sağlamış bir kişiyi kadroya alması, sürekliliği ve güveni korur. Bazıları da ilanın sınama olarak kendi kurallarına uygun olduğunu, koşulların gerçek bir ihtiyaçtan doğduğunu savunur.
Bu tartışma, sınamanın meşruiyetine dair klasik bir eleştiridir: itiraz, ilan yapılmasına değil, ilanın kendi düzeninin kurallarına sadık kalmamasına yöneliktir. Başka ülkelerde de benzer tartışmalar yaşanır; kimi ülkelerde iç adaylarla dış adayların ayrı süreçlerle değerlendirilmesi, kimilerinde ise bağımsız seçici kurullar gibi düzenlemeler bu gerilimi yönetmek için kullanılır.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
İnsanların anlaşmazlıklarda hangi ölçülere başvurduğu, üç ayrı araştırma kurgusuyla izlenir.
Yaygın hatalar
Aklında kalsın
- Boltanski ve Thévenot, sosyoloğun insanların eleştirisinin yerine kendi eleştirisini koyduğu eleştirel sosyolojiye karşı, sıradan insanların eleştiri yeteneğini inceleyen eleştiri sosyolojisini geliştirdi.
- İnsanlar anlaşmazlıklarda, her biri kendi ortak iyilik anlayışına dayanan değer düzenlerine başvurur: esin, ev, şöhret, yurttaşlık, piyasa ve sanayi düzenleri.
- Anlaşmazlıklar, iddiaların nesneler ve prosedürlerle denendiği sınamalarla çözülmeye çalışılır; eleştiri çoğu zaman bir sınamaya dışarıdan bir değerin sızdığı iddiasıyla başlar.
- Farklı düzenler, aralarındaki gerilim sürse de uzlaşmalarla bir araya getirilebilir; uzlaşmalar kırılgandır.
- Boltanski ve Chiapello'ya göre kapitalizm, sanatçı eleştirisinin özerklik taleplerini soğururken toplumsal eleştirinin güvence ve eşitlik taleplerini geri plana itti ve yeni bir proje düzeni doğdu.
- Yaklaşım, eleştiri yeteneğinin eşitsiz dağılımını, zor kullanımını ve değer düzenlerinin kültürel sınırlılığını hafife almakla eleştirildi.
- Türkiye'deki adrese teslim ilan tartışması, yurttaşlık ve sanayi düzenleri ile ev düzeni arasındaki bir sınama çatışmasıdır.
Sonraki derse köprü
Bu ünitede beş farklı sentez gördük: Bourdieu'nün alanları ve habitusu, Foucault'nun iktidar ve yönetim çözümlemeleri, Giddens'ın yapılaşması, Archer'ın morfogenetik döngüsü ve Boltanski ile Thévenot'nun değer düzenleri. Her biri, aynı toplumsal dünyaya farklı bir yerden bakıyor. Peki bu kuramların hepsini tek bir somut olaya uyguladığımızda ne olur? Her biri hangi soruyu sorar, hangi ayrıntıyı görünür kılar ve hangisini gözden kaçırır? Kuramlar birbirini tamamlar mı, yoksa aynı olayı birbiriyle bağdaşmayan biçimlerde mi açıklar? Sonraki ders, bu çağdaş sentezleri aynı vakaya uygulayarak karşılaştırıyor.