Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Archer, sosyal kuramların yapı ile faili birbirine indirgeme hatalarını aşağıdan yukarı, yukarıdan aşağı ve merkezî birleştirme olarak ayırt etti.
- Ona göre Giddens'ın yapılaşma kuramı, yapı ile eylemi iç içe geçirerek ikisinin kendi güçlerini görünmez kılan merkezî birleştirmenin bir örneğidir.
- Toplumsal yapılar, kültürel sistemler ve insanlar, parçalarına indirgenemeyen kendi ortaya çıkan özelliklerine sahiptir.
- Analitik düalizm, yapı ile faili zaman içindeki farklı işleyişleri nedeniyle analizde ayrı tutmayı önerir.
- Morfogenetik döngü, yapısal koşullanma, toplumsal etkileşim ve yapının korunması ya da dönüşmesi evrelerinden oluşur; her döngünün sonucu bir sonrakinin koşuludur.
- İnsanlar yapısal koşullarla iç konuşmalarında hesaplaşır; Archer bunun iletişimsel, özerk, üst ve kırık düşünümsellik biçimlerini ayırt etti.
- Türkiye'de kat karşılığı inşaat, bir kuşağın pazarlıklarının sonraki kuşağın önüne nasıl yeni bir yapı olarak çıktığını gösterir.
Açılış sahnesi
Selma Hanım, eylül başında küçük bir ilçenin tek ortaokuluna müdür olarak atanıyor. İlk gün okulu dolaşırken neyle karşılaştığını bir deftere yazıyor. Bina, kırk yıl önce başka bir nüfus için yapılmış; sınıflar kalabalık, spor salonu yok. Ders programı ve öğretmen kadrosu bakanlığın atamalarıyla, kendisi gelmeden belirlenmiş. Veliler, önceki müdürün döneminden kalma bir alışkanlıkla, her sorun için doğrudan müdürün odasına geliyor. Öğretmenler odasında iki grup var ve birbirleriyle pek konuşmuyorlar.
Selma Hanım'ın kafasında pek çok fikir var. Ama ilk dönem, hiçbirini hayata geçiremeyeceğini anlıyor. Önce kimin neyi neden yaptığını öğrenmesi, sonra öğretmenlerin bir kısmını ikna etmesi, veli derneğiyle pazarlık etmesi, belediyeden bir kaynak bulması gerekiyor. Üç yıl sonra okulun bahçesine küçük bir spor alanı yapılmış, veliler için haftada bir görüşme günü düzenlenmiş, öğretmenlerin ortak bir proje grubu kurulmuş.
Selma Hanım başka bir ile atandığında, yerine gelen müdür okulu bu yeni hâliyle devralıyor. Görüşme günü artık bir alışkanlık; spor alanı bir gerçek. Yeni müdür bunları kendisi seçmedi. Tıpkı Selma Hanım'ın kalabalık sınıfları ve eski binayı seçmediği gibi.
Bu derste ne olacak
Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.
Giddens'ın yapılaşma kuramı, yapıyı ancak eylem anında var olan kurallar ve kaynaklar olarak tanımlıyordu. Bu derste, bu tanıma en sistemli itirazı getiren İngiliz sosyolog Margaret Archer'ı tanıyacağız. Archer, eğitim sistemlerinin tarihsel kökenlerini karşılaştıran çalışmalarla tanındı ve Uluslararası Sosyoloji Derneği'nin başkanlığını üstlenen ilk kadın oldu.
Archer'ın temel sorusu şuydu: Selma Hanım'ın okulu hem onun eylemlerini sınırlayan bir çerçeve hem de onun eylemleriyle değişen bir şeyse, bu iki ilişkiyi nasıl birbirinden ayırt ederek inceleyebiliriz? Önce onun birleştirme eleştirisini, sonra zaman içinde işleyen döngüsünü, ardından insanların kendi iç konuşmalarında bu koşullarla nasıl hesaplaştığını ele alacağız.
Sıfır noktası — üç birleştirme hatası
Archer'a göre sosyal kuramın büyük kısmı, yapı ile faili birbirine indirgeme hatasına düşer. Bu hatanın üç biçimini ayırt etti.
Archer, Giddens'ın yapılaşma kuramını merkezî birleştirmenin en gelişmiş örneği olarak gördü. Yapı yalnız eylemde kullanıldığı anda var oluyorsa, o zaman eylemden önce var olan ve eylemi koşullandıran bir şeyden söz etmek zorlaşır. Oysa Selma Hanım'ın karşılaştığı bina, kadro ve alışkanlıklar, onun eyleminden önce oradaydı.
Archer bu noktada, yöntem derslerinde tanıştığımız eleştirel realizme dayandı. Gerçekliğin katmanlı olduğu ve her katmanın kendine özgü nedensel güçler taşıdığı fikri, onun kuramının felsefi zeminiydi.
Mekanizma — analitik düalizm ve döngü
Archer'ın önerisi, yapı ile faili gerçek dünyada birbirinden ayırmak değil, analizde ayrı tutmaktı.
Archer bu zamansal ilişkiyi bir döngü olarak modelledi.
Selma Hanım'ın okulu bu döngünün küçük bir örneğidir. Bina ve kadro, onun geldiği anda birinci evrenin koşullarıydı. Öğretmenlerle, velilerle ve belediyeyle yürüttüğü görüşmeler ikinci evreyi oluşturdu. Spor alanı ve görüşme günü üçüncü evrenin sonucuydu ve yeni müdür için yeni bir birinci evre oldu.
İç konuşma ve düşünümsellik biçimleri
Archer, sonraki çalışmalarında şu soruya yöneldi: Yapısal koşullar, insanların eylemlerini hangi yolla etkiler? Ona göre bu etki otomatik değildir; insanların kendi durumlarını düşünme biçimlerinden geçer. Mead dersinde içsel konuşmayı, kişinin zihninde kendi kendisiyle yürüttüğü diyalog olarak tanımlamıştık. Archer bu kavramı, yapı ile fail arasındaki aracı olarak ele aldı: insanlar, içinde bulundukları koşulları iç konuşmalarında tartar, önceliklerini belirler ve buna göre bir yol çizer.
Archer, geç modern toplumlarda hızlı değişimin, eski alışkanlıkları ve toplulukların rehberliğini giderek yetersiz kıldığını, bu yüzden insanların kendi yollarını çizmek için giderek daha fazla düşünümsel olmak zorunda kaldığını ileri sürdü.
Ölçüt nerede yanlış çalışıyor
Archer'ın yaklaşımı da tartışmalara konu oldu.
Birincisi, yapılaşma kuramını savunanlar, analitik düalizmin yapıyı insanlardan bağımsız bir nesneye dönüştürme, yani şeyleştirme riskini taşıdığını ileri sürdü. Onlara göre yapının insanlardan önce var olduğunu söylemek, onun hep başka insanların eylemleriyle var olduğunu unutturabilir.
İkincisi, morfogenetik döngünün, zamanın başlangıç ve bitiş noktalarını araştırmacının belirlemesine bağlı olmasıdır. Bir döngünün nerede başlayıp nerede bittiği çoğu zaman tartışmalıdır ve farklı kesimler, farklı sonuçlara yol açabilir.
Üçüncüsü, düşünümsellik biçimlerinin, görece küçük sayıda kişiyle yapılan görüşmelere dayanmasıdır. Bu tiplerin farklı kültürlerde, sınıflarda ve kuşaklarda ne kadar geçerli olduğu yeterince sınanmamıştır. Kişileri bir tipe yerleştirmenin, onların farklı durumlarda farklı biçimlerde düşünebildiğini gözden kaçırma riski de vardır.
Dördüncüsü, iç konuşmaya bu kadar merkezî bir yer vermenin, Bourdieu'nün vurguladığı, düşünülmeden işleyen bedensel alışkanlıkları ve pratik bilinci hafife alabileceğidir. İnsanların eylemlerinin büyük kısmı, bilinçli bir iç tartışmadan geçmeden gerçekleşir.
Kuramsal mercekler
Archer'ın mirası, üç ayrı kullanımda yaşamaya devam ediyor.
Tarihsel değişim okuması, morfogenetik döngüyü kurumların uzun dönemli dönüşümünü incelemek için kullanır. Bir eğitim sisteminin, bir sağlık sisteminin ya da bir meslek örgütünün, hangi koşullardan hangi mücadelelerle hangi yeni biçime geçtiği, evre evre izlenir.
Yaşam yolu okuması, düşünümsellik biçimlerini gençlerin meslek ve göç kararlarını, yetişkinlerin kariyer değişimlerini ve toplumsal hareketliliği anlamak için kullanır.
Eleştirel realist araştırma okuması ise Archer'ın kavramlarını, bir olgunun ardındaki nedensel mekanizmaları katman katman açıklamaya çalışan yöntem tasarımlarının parçası yapar.
Selma Hanım'ın okulu bu üç kullanımın her birinde başka bir hikâye anlatır: bir kurumun kuşaktan kuşağa devrettiği biçim, bir müdürün kendi iç konuşmasında hangi yolu seçtiği ve spor alanının yapılmasını mümkün kılan koşulların hangi katmanlarda yattığı.
Ölçek
Kişisel ölçekte Archer'ın katkısı, insanların kendi koşullarıyla nasıl hesaplaştığını görünür kılmaktır. Aynı mahallede büyüyen iki insanın farklı yollar seçmesi, yalnız yapıyla da yalnız kişilikle de açıklanamaz; aradaki iç konuşma belirleyicidir.
Kurumsal ölçekte kavramlar, bir okulun, bir derneğin ya da bir şirketin, önceki dönemlerden devraldığı kuralların ve kaynakların içinde nasıl değiştiğini ya da değişmeden kaldığını izlemeye yarar.
Toplum ölçeğinde ise morfogenetik döngü, eğitim, mülkiyet ya da siyasal temsil gibi büyük yapıların, kuşaklar boyunca süren mücadelelerle nasıl yeniden biçimlendiğini açıklamaya yardım eder.
Türkiye'de kat karşılığı
Türkiye'de kentlerin bugünkü görünümünü biçimlendiren en önemli uygulamalardan biri, kat karşılığı inşaattır. Bu düzenlemede arsa sahibi, arsasını bir müteahhide verir; müteahhit binayı kendi parasıyla yapar ve karşılığında dairelerin bir kısmını alır. Altmışlı yılların ortasında çıkarılan Kat Mülkiyeti Kanunu, bir binadaki her dairenin ayrı ayrı mülk edinilmesini mümkün kıldı ve bu uygulamanın yaygınlaşmasının hukuki zeminini oluşturdu.
Archer'ın döngüsüyle bakıldığında, birinci evrede koşullar şunlardı: küçük parçalara bölünmüş arsalar, hızlı kentleşme ve konut ihtiyacı, sınırlı sermaye ve yeni kat mülkiyeti düzeni. İkinci evrede arsa sahipleri ve müteahhitler, pay oranları, kat sayıları ve imar izinleri üzerine sayısız kez pazarlık etti; belediyelerle, bankalarla ve kiracılarla karşılaştı. Üçüncü evrede ise kentlerin dokusu dönüştü: bahçeli evlerin yerini yan yana dizilmiş apartmanlar aldı.
Bu dönüşümün sonucu, bir sonraki döngünün koşulu oldu. Bugün kentsel dönüşüm tartışmalarında, eski apartmanların yıkılıp yeniden yapılması büyük ölçüde yine kat karşılığı mantığıyla yürüyor ve bu kez karar, tek bir arsa sahibinin değil, onlarca kat malikinin anlaşmasını gerektiriyor. Bir kuşağın pazarlıklarla ürettiği parçalı mülkiyet, sonraki kuşağın önüne, anlaşmayı zorlaştıran bir yapı olarak çıkıyor.
Savunucular, bu modelin sermayesi olmayan arsa sahiplerine ve orta sınıf ailelere hızla konut sağladığını vurgular. Eleştirenler ise planlamanın zayıflığına, yeşil alanların kaybına ve yapı denetiminin yetersizliğine dikkat çeker. Kamu eliyle ya da büyük kooperatiflerle konut üretiminin ağır bastığı bazı Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında, Türkiye'deki kentleşmenin, küçük mülk sahipleri ile küçük müteahhitlerin sayısız ikili pazarlığıyla şekillenmesi dikkat çekicidir.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Devralınan koşullarla hesaplaşma üzerine söylenenler üç ayrı araştırma kurgusunda denenir.
Yaygın hatalar
Aklında kalsın
- Archer, sosyal kuramların yapı ile faili birbirine indirgeme hatalarını aşağıdan yukarı, yukarıdan aşağı ve merkezî birleştirme olarak ayırt etti.
- Ona göre Giddens'ın yapılaşma kuramı, yapı ile eylemi iç içe geçirerek ikisinin kendi güçlerini görünmez kılan merkezî birleştirmenin bir örneğidir.
- Toplumsal yapılar, kültürel sistemler ve insanlar, parçalarına indirgenemeyen kendi ortaya çıkan özelliklerine sahiptir.
- Analitik düalizm, yapı ile faili zaman içindeki farklı işleyişleri nedeniyle analizde ayrı tutmayı önerir.
- Morfogenetik döngü, yapısal koşullanma, toplumsal etkileşim ve yapının korunması ya da dönüşmesi evrelerinden oluşur; her döngünün sonucu bir sonrakinin koşuludur.
- İnsanlar yapısal koşullarla iç konuşmalarında hesaplaşır; Archer bunun iletişimsel, özerk, üst ve kırık düşünümsellik biçimlerini ayırt etti.
- Türkiye'de kat karşılığı inşaat, bir kuşağın pazarlıklarının sonraki kuşağın önüne nasıl yeni bir yapı olarak çıktığını gösterir.
Sonraki derse köprü
Archer, insanların koşullarıyla iç konuşmalarında nasıl hesaplaştığını gösterdi. Ama insanlar bu hesaplaşmayı çoğu zaman başkalarıyla tartışarak da yapar: bir işyerinde bir karar haksız bulunduğunda, bir mahallede bir proje itiraz gördüğünde, insanlar neyin adil olduğunu birbirlerine gerekçelerle anlatmaya çalışır. İki Fransız sosyolog, sosyologların insanların eleştirilerini sosyolog gibi yukarıdan açıklamak yerine, sıradan insanların kendi eleştiri yeteneklerini ciddiye alması gerektiğini savundu. Bu sosyologlara göre insanlar, bir tartışmada verimlilik, sadakat, şöhret ya da ortak iyilik gibi farklı değer ölçülerine başvurur. Sonraki ders, Boltanski ve Thévenot'nun eleştiri sosyolojisini ele alıyor.