Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Cooper, siyah kadınların hem ırk hem de kadın hakları tartışmalarının dışında kaldığını ve onların konumunun bütün topluluğun konumunun bir ölçüsü olduğunu yazdı.
- Duruş noktası fikri, birden çok eşitsizlik ekseninin kesiştiği yerde duranların, başkalarının göremediği ilişkileri görebileceğini savunur.
- Wells, linç şiddetinin yaygın gerekçesini, büyük ölçüde beyaz gazetelerin kendi haberlerinden derlediği kayıtlarla sınadı ve bu gerekçenin çoğu durumda doğru olmadığını gösterdi.
- Karşı kayıt, egemen bir açıklamayı onu yapanların kendi kaynaklarıyla sınamanın bir yöntemidir.
- Tanıklık adaletsizliği, bir kişinin anlattıklarına kim olduğu nedeniyle daha az inanılmasıdır ve bir toplumun kendi hakkındaki bilgisini daraltır.
- Cooper ve Wells'in görünmezliği bireysel bir unutkanlık değil, akademinin ırk ve cinsiyet ayrımlarından kaynaklanan yapısal bir süreçtir.
- Türkiye'de erken dönem kadın dergileri, toplumsal hayata dair zengin ama uzun süre sessiz kalmış bir arşiv oluşturur.
Açılış sahnesi
Bir sosyoloji öğrencisi, dönem ödevi için bir sanayi kentindeki iş kazalarının tarihini araştırıyor. Kentin eski yerel gazetelerini taradığı bir gün, onlarca yıl önce yayımlanmış bir yazı dizisine rastlıyor. Dizinin yazarı, gazetede muhabir olarak çalışan genç bir kadın.
Kadın muhabir, o yıllarda kentin fabrikalarında ölen işçilerin kayıtlarını tek tek toplamış. Her ölümün ardından fabrika yönetimlerinin yaptığı açıklamaları, hastane kayıtlarını ve mahkeme dosyalarını karşılaştırmış. Yönetimler ölümlerin neredeyse hepsini işçilerin dikkatsizliğine bağlamış. Oysa muhabirin derlediği kayıtlar, ölümlerin büyük kısmının aynı birkaç fabrikada, aynı türden bozuk makinelerde ve aynı gece vardiyalarında yaşandığını gösteriyor.
Öğrenci, bu yazı dizisinin kentin iş güvenliği tarihi üzerine yazılmış hiçbir akademik çalışmada anılmadığını fark ediyor. Muhabirin adı hiçbir kaynakçada geçmiyor. Kadının bu diziden kısa süre sonra gazeteden ayrıldığını ve başka bir kente taşındığını öğreniyor, ama nedenini bulamıyor.
Bu derste ne olacak
Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.
Kurucu kanonun seçim siyasetini bir önceki kursun son dersinde genel olarak tartışmıştık. Bu ders, o tartışmayı iki somut hayat ve iki somut yöntem üzerinden sürdürüyor: iç savaş sonrasının Amerika'sında yetişmiş iki siyah kadın, eğitimci ve düşünür Anna Julia Cooper ile gazeteci ve araştırmacı Ida B. Wells. İkisi de köleliğin son yıllarında köle olarak doğdu; ikisi de ırk ve cinsiyet üzerine, sosyolojinin kendi araçlarıyla okunabilecek çalışmalar üretti; ikisinin adı da disiplinin kendini anlattığı ders kitaplarına çok geç girdi.
Kesişimselliği temel derslerde, bir kişinin birden çok eşitsizlik ekseninde birden bulunmasının ürettiği özgül bir durum olarak tanımlamıştık. Ders önce Cooper'ın bu fikrin erken bir dile getirilişi sayılan düşüncelerine, sonra Wells'in linç şiddetini belgelemek için geliştirdiği yönteme geçiyor. Ardından iki kadının neden görünmez kaldığını ve bu görünmezliğin bilgi üretimini nasıl etkilediğini tartışıyor.
Sıfır noktası — iki toplantının dışında kalmak
Cooper, yirminci yüzyıla girilmeden önce yayımladığı bir deneme kitabında, siyah kadınların iki ayrı tartışmanın dışında kaldığını yazdı. Irk üzerine yapılan tartışmalarda siyah erkekler konuşuyor, kadınların deneyimi görmezden geliniyordu. Kadın hakları üzerine yapılan tartışmalarda ise beyaz kadınlar konuşuyor, ırkçılığın kadınların hayatını nasıl biçimlendirdiği gündeme gelmiyordu.
Cooper'ın en çok alıntılanan düşüncelerinden biri, siyah kadının toplumsal konumunun bütün topluluğun konumunun bir ölçüsü olduğuydu: siyah kadın ne zaman ve nereye onurlu bir biçimde girebilirse, bütün topluluğu da onunla birlikte oraya girmiş olurdu.
Mekanizma — Cooper ve eğitim
Cooper hayatının büyük kısmını öğretmen ve okul yöneticisi olarak geçirdi. Washington'daki bir siyah lisesinin müdürüyken, öğrencilerin yalnız meslek eğitimine yönlendirilmesine karşı çıktı ve onları üniversiteye hazırlayan bir müfredatı savundu. Bu tutum, dönemin güçlü çevrelerinin siyahlara yalnız el becerisi öğretilmesi gerektiği yönündeki görüşüyle çatıştı ve Cooper bir süre sonra görevinden uzaklaştırıldı.
Cooper, yıllar sonra, altmış yaşını geçmişken, Paris'teki Sorbonne Üniversitesi'nde doktora tezini savundu. Uzun bir hayat sürdü ve eğitim alanındaki çalışmalarını ömrünün sonuna kadar sürdürdü.
Wells ve linç şiddetinin belgelenmesi
Ida B. Wells, genç yaşta öğretmenliğe başladı, sonra gazeteciliğe geçti ve güneydeki bir kentte bir gazetenin ortağı oldu. Kentte siyah bir market işleten üç arkadaşı, beyaz rakiplerinin kışkırttığı bir çatışmanın ardından bir kalabalık tarafından öldürüldüğünde, Wells linç şiddetini sistemli olarak incelemeye başladı.
Dönemin yaygın açıklamasına göre linçler, siyah erkeklerin beyaz kadınlara saldırmasına karşı bir tepkiydi. Wells bu açıklamayı sınamak için linç olaylarının kayıtlarını topladı ve her olayda öne sürülen gerekçeyi tek tek inceledi.
Wells'in çalışmaları, linçlerin arkasında çoğu zaman ekonomik rekabet, siyahların toprak ve iş sahibi olmasının engellenmesi ve beyaz üstünlüğünün korunması gibi nedenlerin bulunduğunu ortaya koydu. Bu bulgular, onun için ağır bir bedel doğurdu. Gazetesinin bürosu bir kalabalık tarafından tahrip edildi ve Wells yaşadığı kenti terk etmek zorunda kaldı. Sonraki yıllarda kuzeyde yaşadı, çalışmalarını sürdürdü ve eşit yurttaşlık için kurulan örgütlerin ilk kadrolarında çalıştı.
Tanıklığa inanılmaması
Cooper ve Wells'in deneyimi, bir bilgi sorununa da işaret eder: bazı insanların tanıklığına, kim oldukları nedeniyle daha az inanılır.
Ölçüt nerede yanlış çalışıyor
Cooper ve Wells'in yeniden keşfedilmesi, kendi tuzaklarını da taşır.
Birincisi, onları yalnız kurban ya da cesur tanık olarak anlatmaktır. İki kadın da yalnız yaşadıklarını anlatmadı; toplumsal düzenin nasıl işlediğine dair kuramsal ve yöntemsel katkılar yaptı. Cooper'ın duruş noktasına dair düşünceleri ve Wells'in karşı kayıt yöntemi, sosyolojinin kendi araçlarıyla değerlendirilebilecek katkılardır.
İkincisi, onların görünmezliğini yalnız bireysel bir unutkanlık olarak açıklamaktır. Görünmezlik, dönemin akademik kurumlarının ırk ayrımından, kadınların üniversitelerden dışlanmasından ve gazetecilik ile sosyoloji arasına çekilen sınırdan kaynaklanan yapısal bir süreçti.
Üçüncüsü, farklı dışlanma deneyimlerini tek bir kalıba sokmaktır. Cooper ile Wells aynı dönemde yaşadı ve benzer engellerle karşılaştı, ama farklı yollar izledi: biri eğitim kurumlarının içinde çalıştı, öbürü basın ve örgütlenme aracılığıyla kamusal alanda mücadele etti.
Kuramsal mercekler
Bu iki kadını bugün okuyanlar, onları üç ayrı rafa koyuyor.
Kanonu genişletme okuması, iki kadının sosyolojinin kurucuları arasında sayılması gerektiğini savunur. Bu okumaya göre Wells'in veri toplama ve karşılaştırma yöntemi, dönemin akademik sosyolojisinin yaptıklarıyla aynı düzeyde, hatta bazı yönlerden daha titiz bir ampirik çalışmadır.
Siyah feminist düşünce okuması, Cooper'ı sonraki yüzyılda gelişen bir düşünce geleneğinin öncüsü olarak görür. Bu okumaya göre Cooper, ırk ile cinsiyetin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini, sonradan kesişimsellik adı verilecek fikri çok erken bir dönemde dile getirmişti. Amerikalı sosyolog Patricia Hill Collins gibi düşünürler, bu geleneği siyah kadınların duruş noktasına dayanan sistemli bir kurama dönüştürdü.
Bilgi ve iktidar okuması ise, bir toplumun kendisi hakkında ne bildiğinin, kimin tanıklığına inanıldığına bağlı olduğunu vurgular. Bu okumaya göre Wells'in karşı kaydı, egemen anlatıyı sınamanın ve sessizleştirilen seslerin bilgisini görünür kılmanın bir modelidir.
Açılış sahnesindeki öğrenci, bu üç okumanın da işine yarayacak bir buluşa sahip: kanona girmemiş bir araştırma, bir kadının duruş noktasından görülen bir düzen ve egemen açıklamayı sınayan bir karşı kayıt.
Ölçek
Yüz yüze ilişkilerde tanıklık adaletsizliği, bir toplantıda kimin sözünün kesildiği, kimin anlattıklarının sorgulandığı ve kimin sözüne hemen inanıldığında görünür.
Kurum ölçeğinde görünmezleştirme, bir üniversitenin ders listelerinde, bir derginin yayın politikasında ya da bir kurumun şikâyet mekanizmalarında kimin sesinin duyulup kimin sesinin duyulmadığında izlenebilir.
Toplum ölçeğinde görünmezleştirme, bir ülkenin kendi tarihini nasıl anlattığında, hangi şiddet olaylarının kayda geçtiğinde ve hangilerinin unutulduğunda görünür. Wells'in linç kayıtları, bir toplumun kendi şiddetini kayda geçirmediği bir dönemde bu kaydı dışarıdan tutmanın bir örneğidir.
Türkiye'de kadın dergilerinin sessiz arşivi
Türkiye'de imparatorluğun son çeyrek yüzyılından başlayarak, kadınlar için ve giderek artan ölçüde kadınlar tarafından çıkarılan dergiler yayımlandı. Bu dergilerde kadınlar eğitim hakkı, çalışma hayatı, evlilik, boşanma ve toplumsal hayata katılım üzerine yazdı. Yazıların bir kısmı imzasız ya da takma adla yayımlandı, bir kısmı ise yazarlarının adıyla bile sonraki kuşaklarca pek okunmadı.
Bu dergiler, dönemin toplumsal hayatına dair zengin bir bilgi kaynağıdır: kadınların kendi hayatları hakkında ne düşündüğünü, hangi sorunları dile getirdiğini ve hangi değişiklikleri talep ettiğini gösterir. Ama bu kaynaklar, Türkiye sosyolojisinin kendi tarihini anlattığı çalışmalarda uzun süre yer bulamadı. Türkiye sosyolojisi kursunda ele aldığımız kadın sosyologların görünmezliği gibi, bu dergilerin yazarları da büyük ölçüde sessiz bir arşivde kaldı.
Ülkeler arasında yapılan karşılaştırmalar, kadınların ve azınlıkların erken dönem toplumsal gözlemlerinin benzer biçimde basın, dergi ve anı kitaplarında kaldığını ve akademik sosyolojinin kuruluş anlatılarına girmediğini gösterir.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Görünmezleştirilen gelenekler, farklı araştırma kurulumlarıyla yeniden görünür kılınır.
Yaygın hatalar
Aklında kalsın
- Cooper, siyah kadınların hem ırk hem de kadın hakları tartışmalarının dışında kaldığını ve onların konumunun bütün topluluğun konumunun bir ölçüsü olduğunu yazdı.
- Duruş noktası fikri, birden çok eşitsizlik ekseninin kesiştiği yerde duranların, başkalarının göremediği ilişkileri görebileceğini savunur.
- Wells, linç şiddetinin yaygın gerekçesini, büyük ölçüde beyaz gazetelerin kendi haberlerinden derlediği kayıtlarla sınadı ve bu gerekçenin çoğu durumda doğru olmadığını gösterdi.
- Karşı kayıt, egemen bir açıklamayı onu yapanların kendi kaynaklarıyla sınamanın bir yöntemidir.
- Tanıklık adaletsizliği, bir kişinin anlattıklarına kim olduğu nedeniyle daha az inanılmasıdır ve bir toplumun kendi hakkındaki bilgisini daraltır.
- Cooper ve Wells'in görünmezliği bireysel bir unutkanlık değil, akademinin ırk ve cinsiyet ayrımlarından kaynaklanan yapısal bir süreçtir.
- Türkiye'de erken dönem kadın dergileri, toplumsal hayata dair zengin ama uzun süre sessiz kalmış bir arşiv oluşturur.
Sonraki derse köprü
Bu kurs boyunca erken yirminci yüzyılın dağınık ve çoğul seslerini dinledik: kent laboratuvarından benliğe, bilgiden uygarlığa, seçkinlerden armağana ve görünmezleştirilen geleneklere. Yüzyılın ortasına doğru Amerikan sosyolojisi ise tek bir büyük kuram etrafında toplanmaya başladı. Harvard'da çalışan bir sosyolog, insan eyleminin en küçük biriminden bütün toplumsal sisteme uzanan kapsayıcı bir şema kurdu. Ona göre her toplum, ayakta kalmak için belirli ihtiyaçları karşılamak zorundaydı ve bu ihtiyaçları karşılayan alt sistemler birbirine bağlıydı. Bu şema, yirminci yüzyılın ortasında sosyolojinin en etkili kuramı oldu. Sonraki kurs yapısal işlevselciliğe geçiyor ve ilk ders Talcott Parsons'ın eylem ve toplumsal sistem kuramını ele alıyor.