İçeriğe geç

KUR-204-02·Weber ve Anlamacı Sosyoloji

İdeal tip, yorumlama ve nedensel yeterlilik

temel2.426 kelime≈ 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. İdeal tip, bir olgunun belirli yanlarını bilerek abartarak kurulan bir düşünce resmidir ve gerçeklikte saf hâlde bulunmaz.
  2. İdeal tip bir ortalama, bir hipotez ya da bir norm değildir; değeri, gerçek vakaların ondan sapmalarını görünür kılmasındadır.
  3. Anlamanın iki düzeyi vardır: bir hareketin ne olduğunu kavramak ve onun hangi güdüyle yapıldığını kavramak.
  4. Anlam yeterliliği bir yorumun kendi içinde tutarlı olmasını, nedensel yeterlilik ise bu yorumun deneyimde düzenli olarak karşılık bulmasını ister.
  5. Akla yatkın ama düzenlilikle desteklenmeyen bir yorum da, anlamı kavranmamış bir düzenlilik de tam bir sosyolojik açıklama değildir.
  6. Zihinsel deney, bir etkeni düşüncede kaldırıp sonucun olasılığının değişip değişmediğini sorar ve benzer vakalara bağlandığında güç kazanır.
  7. Gündelik dildeki tipik sözcüğü ideal tipe benzer bir işlem yapar, ama kurgu olduğunu söylemediğinde kalıp yargıya kayar.

Açılış sahnesi

Bir ilçe belediyesi, üreticilerin aracısız satış yapabilmesi için her cumartesi kurulan bir pazar açmış. Belediye, pazarın neden beklendiği gibi işlemediğini anlamak için iki kişilik bir araştırma ekibi görevlendiriyor.

Ekibin ilk üyesi dört cumartesi boyunca pazarı dolaşıyor ve her tezgâhı ayrıntısıyla not ediyor: kimin ne sattığını, fiyat etiketlerini, müşterilerin ne kadar durduğunu, kimin kiminle konuştuğunu. Defteri doluyor. Ama elindeki notlar yan yana konunca bir şey söylemiyor; her tezgâh bir başka tezgâha benziyor ve hiçbirine benzemiyor.

İkinci üye başka bir yoldan gidiyor. Önce kâğıda saf bir pazar tarif ediyor: her satıcı yalnız fiyatla rekabet eder, her alıcı yalnız fiyata ve kaliteye bakar, kimse kimseyi tanımaz, pazarlık yalnız hesapla yürür. Bu tarifin gerçek pazarın hiçbir köşesinde tam olarak bulunmadığını biliyor. Sonra gerçek pazarı bu tarifin yanına koyuyor ve sapmaları işaretliyor. Bir satıcı köylüsüne ucuz veriyor, bir başkası sabit müşterisine veresiye yazıyor, yaşlı bir alıcı hiç pazarlık etmiyor çünkü bunu ayıp sayıyor. Sapmalar, pazarın neden beklendiği gibi işlemediğini açıklamaya başlıyor.

Bu derste ne olacak

Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.

Önceki derste Weber'in eylem türlerini gördük ve onların saf örnekler değil karşılaştırma ölçütleri olduğunu söyledik. Bu ders, o ölçütlerin nasıl kurulduğunu ve bir yorumun ne zaman kabul edilebilir sayılacağını soruyor. Sahnedeki ikinci araştırmacının yaptığı iş, Weber'in yöntem yazılarında adını koyduğu bir işlemdir.

Ders üç adımda ilerliyor. Önce ideal tipin ne olduğunu ve ne olmadığını ayırıyor. Sonra yorumlamanın iki düzeyini, bir hareketin ne olduğunu kavramak ile neden yapıldığını kavramak arasındaki farkı ele alıyor. En sonda Weber'in bir açıklamadan istediği iki şarta, anlam bakımından yeterliliğe ve nedensel yeterliliğe geçiyor. Dersin sonunda, bir yorumun yalnız akla yatkın olmasının neden yetmediğini gösterebilmen amaçlanıyor.

Sıfır noktası — betimlemenin sınırı

Gerçeklik, anlatılabileceğinden her zaman daha zengindir. Bir pazarın bir cumartesisini bütün ayrıntısıyla yazmaya kalkan biri, bitiremez; bitirse bile elinde yalnız bir yığın olur. Sosyolog bu yığından seçmek zorundadır ve seçmek için bir ölçüte ihtiyaç duyar.

Weber bu sorunu kavram kurmanın kendisinde çözmeyi önerdi. Bir olgunun belirli yanlarını bilinçli olarak öne çıkarıp öbürlerini bir kenara koyarak, dağınık gözlemleri tutarlı bir düşünce resmine bağlamak mümkündür. Bu resim gerçekliğin bir kopyası değil, gerçekliği ölçmek için kullanılan bir cetveldir.

İdeal tip üç şeyle karıştırılır ve üçü de onu bozar. Bir ortalama değildir, çünkü ortalama gerçek vakaların toplanmasıyla bulunur, ideal tip ise onların arındırılmasıyla kurulur. Bir hipotez değildir, çünkü doğru ya da yanlış olduğu sınanmaz; yalnız işe yarayıp yaramadığına bakılır. Bir norm da değildir, çünkü neyin olması gerektiğini değil, belirli bir mantık sonuna kadar izlenseydi neyin olacağını gösterir.

Mekanizma — iki anlama düzeyi

Bir tip kurmak, yorumlamanın yalnız bir yanıdır. Weber, bir eylemi anlamanın iki düzeyi olduğunu söyledi. İlkinde bir hareketin ne olduğunu kavrarız: birinin kapıyı kapattığını, bir sayıyı yazdığını, bir tezgâhın başında pazarlık ettiğini görürüz. İkincisinde bu hareketin hangi güdüyle, hangi anlam bağlamı içinde yapıldığını kavrarız.

Açıklayıcı anlama güçlü bir araçtır, ama tehlikeli bir yanı da vardır: akla yatkın bir hikâye kurmak kolaydır. Weber bu yüzden bir yorumdan iki ayrı şey istedi.

Tersi de mümkündür. Bir düzenlilik istatistik olarak sağlam olabilir ama anlamı kavranmamışsa, Weber'e göre henüz sosyolojik bir açıklama değildir; yalnız açıklanmayı bekleyen bir olgudur.

Zihinsel deney ve nesnel olanak

Nedensel yeterliliği sınamanın bir yolu, Weber'in tarih yazımı üzerine yazdığı yöntem metinlerinde önerdiği zihinsel deneydir. Bir sonucun nedenini arayan tarihçi ya da sosyolog, sorduğu etkeni düşüncede ortadan kaldırır ve olayların, deneyimden bildiğimiz kurallara göre, bu durumda nasıl gelişeceğini sorar. Weber bu işlemin sonunda varılan hükme nesnel olanak yargısı adını verdi: etken olmasaydı neyin olanaklı olacağına dair, keyfe değil bilinen düzenliliklere dayanan bir yargı. Weber bu soruyu, Antik Yunan'daki Marathon savaşının Batı kültürü için önemini tartışırken örnek olarak kullandı: savaş başka biçimde sonuçlansaydı ne olabilirdi?

Bu soru, temel derslerde tanımladığımız karşıolgusal karşılaştırmanın tarihsel olaylara uygulanmış bir biçimidir. Weber, bir etkenin sonuca yeterli neden olduğunu, o etken olmadan sonucun gerçekleşme olasılığının belirgin biçimde düştüğü durumlarda söyledi. Etken ortadan kalktığında sonuç yine büyük olasılıkla gerçekleşecek idiyse, etken sonuca ancak rastlantısal biçimde bağlıdır.

Ölçüt nerede yanlış çalışıyor

İdeal tip ve zihinsel deney, sınırları bilinmeden kullanılınca yanıltıcı araçlara dönüşür.

Birincisi, ideal tipi gerçekliğin kendisi sanmaktır. Araştırmacı kendi kurduğu tarife o kadar alışır ki, gerçek vakaları tipten sapma olarak değil tipin kusurlu kopyaları olarak görmeye başlar. Oysa sapma, açıklanması gereken şeydir; tipin bir hatası değil, onun işe yaradığı yerdir.

İkincisi, ideal tipi kalıp yargıyla karıştırmaktır. İdeal tip, araştırmacının bilerek kurduğu ve kurgu olduğunu açıkça söylediği bir karşılaştırma aracıdır. Kalıp yargı ise bir insan grubuna dair, doğru olduğu varsayılan ve sınanmayan bir genellemedir. Biri kendi yapaylığını ilan eder, öbürü kendini gerçeklik diye sunar.

Üçüncüsü, zihinsel deneyi hayal gücüne bırakmaktır. Olmayan bir geçmişi kurmak, sınırsız bir alan açar. Weber'in önerisinde bu deney, deneyimden bilinen kurallara ve benzer vakaların karşılaştırılmasına bağlanır; bu bağ koptuğunda geriye yalnız bir tarih romanı kalır.

Kuramsal mercekler

İdeal tip önerisi farklı yönlerden okunabilir.

Weber'in kendi okuması, ideal tipi bir keşif aracı olarak görür. Tip, doğru ya da yanlış olmaz; araştırmacıya neye bakacağını gösterir ve iş bittiğinde daha iyisiyle değiştirilebilir. Bu okumada bilginin ilerlemesi, kavramların durmadan yeniden kurulmasıdır.

Genelleme arayan bir okuma, ideal tipi yolun başı sayar. Bu okumaya göre sapmalar sistemli biçimde kaydedilirse, bir süre sonra tipler sınanabilir hipotezlere dönüştürülebilir ve sosyoloji genel önermelere yaklaşır. Bu bakış, Weber'in tipin sınanmaz olduğu vurgusunu bir ara aşama olarak yorumlar.

Anlamı merkeze alan başka bir okuma ise tam tersi yönde bir kaygı taşır. İdeal tipi araştırmacı kurar ve bunu kendi kavramlarıyla yapar. Bu durumda araştırılan insanların kendi dünyalarını anlatırken kullandıkları kavramlar, araştırmacının cetvelinin altında kalabilir. Sahnedeki yaşlı alıcının pazarlığı ayıp sayması, saf pazar tarifinde yalnız bir sapmadır; onun kendi dünyasında ise pazarın ne olduğunu belirleyen bir kuraldır.

Bu okumalar arasındaki gerilim, bir araştırmacının kendi kavramını kurarken sahadaki kavramları ne kadar dinlediği sorusunda somutlaşır.

Ölçek

En küçük ölçekte bir ideal tip, tek bir etkileşim biçimini arındırarak kurulabilir: saf bir pazarlık, saf bir hediye alışverişi, saf bir resmî görüşme. Gerçek bir konuşma bu tiplerin hangisine yaklaştığına ve nerede ondan uzaklaştığına göre çözümlenir.

Kurumlar ölçeğinde en bilinen örnek, önceki kursta gördüğümüz bürokrasi tarifidir. Bir okul, bir hastane ya da bir vergi dairesi bu tarifle karşılaştırıldığında, hangi kuralların yazılı olup uygulanmadığı, hangi kararların kişisel ilişkilerle alındığı görünür hâle gelir.

Toplum ölçeğinde ideal tipler, bütün bir ekonomik ya da dinsel düzeni tarif etmek için kurulur. Weber'in kapitalizmin ruhu adını verdiği tutum tarifi de, dağınık kaynaklardan belirli yanlar seçilerek bu yolla kuruldu. Bu ölçekte zihinsel deney daha zorlaşır, çünkü karşılaştırılacak benzer toplumların sayısı azdır ve her biri başka etkenler taşır.

Türkiye'de tipik sözcüğü

Türkiye'de gündelik konuşmada tipik sözcüğü sık kullanılır: tipik memur, tipik Anadolu kasabası, tipik bir büyükşehir sabahı. Bu kullanımlar, bir şeyin tanıdık özelliklerini öne çıkarıp öbürlerini bir kenara koyduğu için ideal tipe benzer bir işlem yapar.

Ama gündelik kullanım genellikle iki önemli adımı atlar. Birincisi, tipin kurgu olduğunu söylemez; tipik memur sözü, gerçekte var olan memurları anlatıyormuş gibi kullanılır ve kolayca bir kalıp yargıya dönüşür. İkincisi, sapmaya ilgi göstermez; tipe uymayan bir memur istisna diye geçilir. Weber'in önerisi bu iki adımı geri koyar: tipin kurgu olduğunu açıkça söyle ve asıl işi sapmalarda yap.

Başka ülkelerin sosyal bilim geleneklerinde de benzer bir karşılaştırma yapılır: tip, model ve kalıp yargı arasındaki sınır, her dilde gündelik sözcüklerin içinde bulanıklaşır ve yöntem yazıları bu sınırı yeniden çizmeye uğraşır.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

İdeal tip ve nedensel yeterlilik, araştırmada belirli kurulumlarla işe koşulur.

Yaygın hatalar

Aklında kalsın

  1. İdeal tip, bir olgunun belirli yanlarını bilerek abartarak kurulan bir düşünce resmidir ve gerçeklikte saf hâlde bulunmaz.
  2. İdeal tip bir ortalama, bir hipotez ya da bir norm değildir; değeri, gerçek vakaların ondan sapmalarını görünür kılmasındadır.
  3. Anlamanın iki düzeyi vardır: bir hareketin ne olduğunu kavramak ve onun hangi güdüyle yapıldığını kavramak.
  4. Anlam yeterliliği bir yorumun kendi içinde tutarlı olmasını, nedensel yeterlilik ise bu yorumun deneyimde düzenli olarak karşılık bulmasını ister.
  5. Akla yatkın ama düzenlilikle desteklenmeyen bir yorum da, anlamı kavranmamış bir düzenlilik de tam bir sosyolojik açıklama değildir.
  6. Zihinsel deney, bir etkeni düşüncede kaldırıp sonucun olasılığının değişip değişmediğini sorar ve benzer vakalara bağlandığında güç kazanır.
  7. Gündelik dildeki tipik sözcüğü ideal tipe benzer bir işlem yapar, ama kurgu olduğunu söylemediğinde kalıp yargıya kayar.

Sonraki derse köprü

Bu derste ideal tipin bir karşılaştırma cetveli olduğunu ve Weber'in yorumdan hem anlamca hem nedensel olarak yeterli olmasını istediğini gördük. Weber'in en çok kullanılan tiplerinden bazıları, insanların neden bir buyruğa uyduğu sorusuna cevap vermek için kuruldu. Bir buyruğa korkuyla, çıkar hesabıyla ya da alışkanlıkla uyulabilir, ama bir düzen ancak ona uyanlar onu haklı saydığında kalıcılaşır. Weber bu haklılık inancının dayanabileceği temelleri üç saf tipe ayırdı ve her birinin farklı bir yönetim biçimi ürettiğini ileri sürdü. Sonraki ders otoriteyi, meşruiyeti ve Weber'in egemenlik türlerini ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.