İçeriğe geç

KUR-204-01·Weber ve Anlamacı Sosyoloji

Toplumsal eylem ve anlamacı açıklama

temel2.171 kelime≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Weber sosyolojiyi, toplumsal eylemi yorumlayarak anlayan ve böylece onun gidişini ve sonuçlarını nedensel olarak açıklamaya çalışan bir bilim olarak tanımladı.
  2. Toplumsal eylem, anlamı başkalarının davranışına yönelen eylemdir; aynı anda yapılan bireysel eylemler kendiliğinden toplumsal değildir.
  3. Araçsal akılcı eylem bir amaca ulaşmak için hesaplanır, değer akılcı eylem ise sonuçtan bağımsız olarak bir ilkeye bağlı kalır.
  4. Geleneksel eylem alışkanlığa, duygusal eylem ise anlık duyguya dayanır.
  5. Eylem türleri kişileri değil eylemleri karşılaştırmak için kullanılan ölçütlerdir ve çoğu eylem birkaç türü birden taşır.
  6. Anlamacı açıklama, insanların kendi açıklamalarını olduğu gibi kabul etmek değil, anlamları kanıtlarla sınamaktır.
  7. Gündelik dildeki niyet okumak ifadesi, anlamacı açıklamanın riskini, yani kanıtsız anlam yüklemeyi dile getirir.

Açılış sahnesi

Bir kasabanın merkezindeki bir banka şubesinin önünde, cuma sabahı uzun bir kuyruk var. Dışarıdan bakan biri, kuyruktaki herkesin aynı şeyi yaptığını düşünür: bankanın açılmasını bekliyorlar. Ama kuyruktakilere tek tek sorulduğunda, aynı bekleyişin arkasında bambaşka nedenler çıkıyor.

Kuyruğun başındaki emekli öğretmen, maaşını her ay ilk gün çekmeyi alışkanlık edinmiş; kırk yıldır böyle yapıyor ve başka türlüsünü düşünmemiş. Arkasındaki esnaf, döviz kurunun öğleden sonra değişeceğini duymuş ve parasını hesaplı bir anda çevirmek istiyor. Onun arkasındaki genç kadın, bir yardım kampanyasına bağış yapmak için gelmiş; bağışı internetten de yapabilirdi, ama bunu elden, kendi imzasıyla yapmayı bir görev sayıyor. En sondaki adam ise az önce bir arkadaşının bankanın batacağına dair bir söylenti yaydığını duymuş ve paniğe kapılıp birikimini çekmeye gelmiş.

Kuyruk dışarıdan tek bir görüntü veriyor. İçeriden bakıldığında ise dört ayrı eylem var ve her birinin kendi mantığı var. Aynı davranışı açıklamak için, onu yapanların ona ne anlam yüklediğini bilmek gerekiyor.

Bu derste ne olacak

Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.

Geride bıraktığımız kurs, düzenliliklere kuşbakışı bakan ve bireylerin niyetini parantez içine alan bir geleneği ele aldı. Bu kurs, sosyolojinin öbür kurucu geleneklerinden birine geçiyor. Max Weber, sosyolojiyi toplumsal eylemi yorumlayarak anlayan ve bu yolla onun gidişini ve sonuçlarını nedensel olarak açıklamaya çalışan bir bilim olarak tanımladı.

Anlama kavramını hazırlık derslerinde, bir davranışı onu yapan kişinin ona yüklediği anlamı hesaba katarak açıklama biçimi olarak tanımlamıştık. Bu ders, Weber'in bu kavramı nasıl bir yöntem önerisine dönüştürdüğünü, toplumsal eylemi nasıl tanımladığını ve eylemleri hangi türlere ayırdığını ele alıyor. Dersin sonunda, bir davranışı dışarıdan betimlemek ile onu içeriden anlamak arasındaki farkı ve bu farkın bir açıklamayı nasıl değiştirdiğini görebilmen amaçlanıyor.

Sıfır noktası — davranış ile eylem

Weber'in ilk ayrımı, davranış ile eylem arasındadır. Bir insanın her hareketi bir eylem değildir. Bir kişi, kendi hareketine bir anlam yüklediğinde, yani onu bir amaçla, bir değerle ya da bir niyetle yaptığında, o hareket bir eylem hâline gelir. Ama her eylem de toplumsal değildir.

Mekanizma — dört eylem türü

Weber, toplumsal eylemi, onu yönlendiren anlamın türüne göre dört ideal biçime ayırdı. Bu biçimler, gerçek eylemlerin saf örnekleri değil, onları karşılaştırmak ve anlamak için kullanılan ölçütlerdir. Gerçek eylemlerin çoğu, bu biçimlerden birkaçını bir arada taşır.

Ölçüt nerede yanlış çalışıyor

Eylem türleri kullanışlı araçlardır, ama üç tanıdık biçimde yanlış yere konur.

Birincisi, eylem türlerini insanlara yapıştırılan etiketler gibi kullanmaktır. Bir kişi araçsal akılcı, bir başkası geleneksel değildir; aynı kişi farklı durumlarda farklı türde eylemlerde bulunur ve çoğu eylem birkaç türü birden taşır. Türler, eylemleri karşılaştırmak için kullanılan ölçütlerdir, kişileri sınıflandırmak için değil.

İkincisi, anlamacı açıklamayı insanların kendi açıklamalarını olduğu gibi kabul etmek sanmaktır. Weber'in önerisi, insanların eylemlerine yükledikleri anlamı anlamaktır, ama bu anlam her zaman insanların söylediğiyle örtüşmez. İnsanlar kendi eylemlerini sonradan farklı biçimde açıklayabilir, bazı nedenleri göremeyebilir ya da gizleyebilir. Anlamacı açıklama, söyleneni gözlemle, bağlamla ve karşılaştırmayla sınamayı gerektirir.

Üçüncüsü, anlamacı açıklamanın nedensel açıklamanın yerine geçtiğini sanmaktır. Weber için anlamak, açıklamanın bir parçasıdır, onun alternatifi değil. Bir eylemin anlamını kavramak, o eylemin neden ve nasıl gerçekleştiğine dair nedensel bir açıklama kurmanın bir yoludur.

Kuramsal mercekler

Weber'in anlamacı sosyoloji önerisi, önceki kursun geleneğiyle karşılaştırıldığında daha belirgin hâle gelir.

Önceki kursun geleneği, toplumsal olguları bireylerin dışında ve üstünde duran gerçeklikler olarak inceler ve onların nedenini başka toplumsal olgularda arar. Sahnedeki kuyruğu bu gelenekten bakan biri, belki kasabadaki bankaya güvenin genel düzeyine ya da ekonomik belirsizliğin oranlara etkisine bakardı.

Weber'in önerisi ise toplumsal olguların, sonuçta insanların birbirine yönelen eylemlerinden oluştuğunu ve bu eylemlerin anlamı anlaşılmadan açıklanamayacağını savunur. Weber, devlet ya da şirket gibi toplumsal oluşumları bile, belirli biçimlerde birbirine yönelen bireysel eylemlerin olasılığı olarak tanımlamayı önerdi. Bu yaklaşım, temel derslerde tanımladığımız yöntemsel bireycilikle yakından ilişkilidir.

Üçüncü bir bakış ise iki yaklaşımı birbirinin karşıtı değil tamamlayıcısı olarak görür. Bu bakışa göre bir oran, bir yapı ya da bir kural dışarıdan gözlenebilir, ama bu yapının nasıl ayakta kaldığını ve nasıl değiştiğini anlamak için insanların ona nasıl anlam yüklediğine de bakmak gerekir.

Bu yaklaşımlar arasındaki fark, aynı olguyu açıklarken hangi verilerin toplandığında somutlaşır: yalnız oranlar mı, yalnız görüşmeler mi, yoksa ikisi birlikte mi?

Ölçek

Karşılaşma ölçeğinde toplumsal eylem, iki kişi arasındaki bir alışverişte, bir selamlaşmada ya da bir kuyrukta başkalarını hesaba katarak yapılan bir harekette görünür.

Kurum ölçeğinde toplumsal eylemler, belirli biçimlerde düzenli olarak birbirine bağlanarak bir kurumu oluşturur: bir bankanın işleyişi, müşterilerin, çalışanların ve yöneticilerin birbirine yönelen eylemlerinin düzenli bir örüntüsüdür.

Toplum ölçeğinde, milyonlarca insanın birbirine yönelen eylemleri, bir piyasayı, bir siyasal düzeni ya da bir hukuk sistemini oluşturur. Weber'e göre bu büyük yapılar da, sonuçta belirli biçimlerde eylemde bulunma olasılıklarıdır ve bu olasılıklar değiştiğinde yapılar da değişir.

Türkiye'de niyetin ağırlığı

Türkiye'de gündelik dilde niyet sözcüğü, bir eylemin değerlendirilmesinde önemli bir yer tutar. Bir hata yapıldığında niyetim o değildi demek, bir özrün ya da bir açıklamanın ilk adımıdır. İyi niyetle yapılmış bir hata, kötü niyetle yapılmış olandan farklı karşılanır. Siyasal tartışmalarda ise niyet okumak, yani karşı tarafın söylemediği niyetleri ona yüklemek, sık yapılan bir suçlamadır.

Bu dil, Weber'in anlamacı açıklamasına yakın bir sezgiyi taşır: bir eylemi anlamak için, onu yapanın ne amaçladığını bilmek gerekir. Ama aynı dil, anlamacı açıklamanın bir riskini de gösterir. Niyet okumak, bir eylemi, onu yapanın gerçekte yüklediği anlamı araştırmadan, dışarıdan bir anlam yükleyerek yorumlamaktır. Weber'in önerisi, niyeti okumak değil, onu kanıtlarla anlamaya çalışmaktır.

Başka dillerle bir karşılaştırma, niyet kavramının hukukta, ahlakta ve gündelik ilişkilerde ne ölçüde önemsendiğinin toplumdan topluma değiştiğini gösterir. Bazı hukuk sistemlerinde niyet, bir eylemin cezasını belirlemede merkezî bir rol oynarken, bazı gündelik ilişki biçimlerinde yalnızca eylemin sonucu önemsenir.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Anlamacı açıklama, insanların eylemlerine yükledikleri anlamları sistemli biçimde ortaya çıkarmaya ve bu anlamları başka kanıtlarla sınamaya dayanır.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışHer davranışı toplumsal eylem saymak, Weber'in ayrımını gözden kaçırır.
Doğrusu

Bir eylem ancak anlamı başkalarının davranışına yöneldiğinde toplumsal eylem olur.

Aklında kalsın

  1. Weber sosyolojiyi, toplumsal eylemi yorumlayarak anlayan ve böylece onun gidişini ve sonuçlarını nedensel olarak açıklamaya çalışan bir bilim olarak tanımladı.
  2. Toplumsal eylem, anlamı başkalarının davranışına yönelen eylemdir; aynı anda yapılan bireysel eylemler kendiliğinden toplumsal değildir.
  3. Araçsal akılcı eylem bir amaca ulaşmak için hesaplanır, değer akılcı eylem ise sonuçtan bağımsız olarak bir ilkeye bağlı kalır.
  4. Geleneksel eylem alışkanlığa, duygusal eylem ise anlık duyguya dayanır.
  5. Eylem türleri kişileri değil eylemleri karşılaştırmak için kullanılan ölçütlerdir ve çoğu eylem birkaç türü birden taşır.
  6. Anlamacı açıklama, insanların kendi açıklamalarını olduğu gibi kabul etmek değil, anlamları kanıtlarla sınamaktır.
  7. Gündelik dildeki niyet okumak ifadesi, anlamacı açıklamanın riskini, yani kanıtsız anlam yüklemeyi dile getirir.

Sonraki derse köprü

Bu derste Weber'in dört eylem türünü gördük ve bu türlerin gerçek eylemlerin saf örnekleri değil, onları karşılaştırmak için kullanılan ölçütler olduğunu vurguladık. Weber bu tür ölçütlere özel bir ad verdi ve onları sosyolojik açıklamanın temel aracı olarak gördü. Gerçekliğin belirli yanlarını bilinçli olarak abartarak ve sadeleştirerek kurulan bu kavramlar, dağınık gözlemleri düzenlemeye ve karşılaştırmaya yarar. Ama bir kavramın ne zaman işe yaradığını, bir yorumun ne zaman yeterli sayılacağını ve bir nedensel açıklamanın nasıl sınanacağını belirlemek de gerekir. Sonraki ders, ideal tip kavramını, yorumlamanın ölçütlerini ve Weber'in nedensel yeterlilik önerisini ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.