İçeriğe geç

KUR-202-01·Marx ve Marksist Gelenekler

Tarihsel materyalizm ve üretim tarzı

temel2.291 kelime≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Her açıklamanın bir başlama yeri vardır; seçilmediği durumlarda alışkanlık onu sessizce belirler.
  2. Tarihsel materyalizm bir tarih tablosu değil, nereden başlanacağına dair bir öneridir.
  3. Üretim tarzı beş şeyi bir arada tutar: ne, neyle, kimin elindeki araçla, kimin için ve nasıl bölüşülerek üretildiği.
  4. Bir strateji uyduğu için değil, başka bir başlangıcın bulamadığını bulduğu için kazanır.
  5. Aynı kişiler bir işte bırakıp başka bir işte sürdürüyorsa, açıklama kişilerin değerlerinde aranamaz.
  6. Öneri ile tablo arasındaki fark işlemdedir: biri vakanın kaydını üretir, öteki vakaya bakmadan ona yer tahsis eder.
  7. Ortak kök bir ipucudur, delil değildir; dilin kurduğu bağ aranacak yeri gösterir ve sınamayı yapmaz.

Açılış sahnesi

Bir köyde aynı soru iki kişiye veriliyor: burada komşuluk yardımı neden eskisi kadar yapılmıyor?

Birinci araştırmacı insanlara ne düşündüklerini soruyor. Cevaplar tutarlı çıkıyor: eskiden insanlar başkaydı, artık herkes kendini düşünüyor, gençlerde o duygu yok. Bir haftanın sonunda elinde bir tablo var ve tablo bir değer değişimi gösteriyor. Anlattığı hikâye kendi içinde eksiksiz.

İkinci araştırmacı aynı köyde başka bir şey soruyor: burada insanlar geçimini nasıl sağlıyor, on yıl önce nasıl sağlıyordu? Cevaplar başka bir yere gidiyor. Hasat eskiden elle ve çok kişiyle yapılıyormuş; şimdi bir makine kiralanıyor ve iki kişi yetiyor. Kimin kime ne zaman yardım edeceği eskiden hasat sırasına göre kuruluyormuş; makine sırası ise kiralayanın takvimine göre kuruluyor.

İkinci araştırmacı bir şey daha buluyor. Yardımlaşmanın sürdüğü tek iş, makineyle yapılamayan bahçe işi. Orada eski düzen aynen duruyor ve orada çalışanlar da aynı kişiler; yani o kişilerde bir değer değişimi yok.

Birinci hikâye yanlış değil. İnsanlar gerçekten öyle söyledi ve gerçekten öyle düşünüyorlar. İkinci araştırmacının bulduğu bahçe ise birinci hikâyeye hiç girmedi; oraya gidecek bir soru sorulmamıştı.

Bu derste ne olacak

Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.

Bu kursun konusu tek bir düşünce hattı ve ilk ders o hattın en temel önerisiyle açılıyor. Önerinin nasıl ele alınacağı baştan söylenmeli: burada bir şema öğretilmeyecek. Toplumları basamaklara dizen, her basamağa bir ad veren ve hangi basamaktan hangisine geçileceğini söyleyen bir tablo bu dersin konusu değil ve o tablonun neden riskli olduğu bu akademide KUR-201-06'da ölçülmüş durumda.

Konu başka bir şey: bir açıklama stratejisi. Bir toplumu anlamaya nereden başlanacağına dair bir öneri var ve önerinin ne getirdiği, neyi göze aldığı ve nerede bir şemaya dönüştüğü ayrı ayrı gösterilebilir.

Sahnedeki iki araştırmacı bu önerinin iki tarafını taşıyor. Aralarındaki fark yetenek ya da dikkat değil; sordukları ilk soru.

Sıfır noktası — ikisi de tutarlı, biri bir şeyi bulamıyor

Alışılmış tartışma şöyle kurulur: hangisi doğru, insanların düşüncesi mi hayatın maddi koşulları mı? Soru bu biçimde sorulduğunda cevap verilemez, çünkü sahnedeki iki hikâye de doğru.

Köylüler gerçekten öyle düşünüyor; birinci araştırmacının kaydı sahte değil. Hasat da gerçekten makineye geçti; ikinci araştırmacının kaydı da sahte değil. İkisini karşı karşıya koymak bir seçim gerektiriyor ve seçimi yapacak bir ölçüt ortada yok.

Ölçüt, hangi hikâyenin doğru olduğu sorusundan vazgeçildiğinde beliriyor. Sorulacak olan şu: hangi başlangıç, ötekinin hiç gitmediği bir yere gitti?

Mekanizma — geçimden başlamak

İkinci araştırmacının sorduğu ilk soru, bu geleneğin önerisidir. Öneri kısa: bir toplumu anlamaya, insanların geçimini nasıl sağladığından başla.

Sahnedeki köy bu önerinin nasıl çalıştığını gösteriyor. Hasadın makineye geçmesi yalnız bir araç değişikliği değil; kimin kime ne zaman ihtiyaç duyduğunu değiştiriyor ve yardımlaşma tam o ihtiyacın üzerine kurulmuştu.

Buradaki hamle bu akademide bir adı olan bir şeye dayanıyor: bir düzenleme, insanlar onu ayakta tutmayı amaçlamadan, kendi işlerini yaparken sürdürüldüğü için sürer. Yardımlaşma da böyle sürüyordu ve geçim düzeni değişince ayakta tutulduğu yer ortadan kalktı.

Sınamanın kolayca yanlış çalıştığı bir yer var ve önce oraya bakmak gerekiyor.

Eksik koşul burada: iki kayıt karşılaştırılabilir olmalı, yani süre, erişim ve soru sayısı bakımından birbirine yakın tutulmalı. Koşul sağlanmadığında sınama bir başlangıcı değil bir emeği ölçer ve kazanç diye gösterdiği şey yalnızca fazladan çalışmadır.

Sahnede koşul sağlandığında sınama tamamlanıyor. Geçimden başlayan araştırmacı bahçeyi buldu ve bahçe, ötekinin kaydına hiçbir biçimde girmiyordu. Bu, geçimden başlamanın her zaman kazandıracağını göstermez; bu vakada kazandırdığını gösterir ve sınama vaka vaka yapılır.

Öneri nerede şemaya dönüşüyor

Bir başlama yeri önerisi ile bir tarih tablosu arasındaki mesafe kısa ve geçiş fark edilmeden olabiliyor.

Geçişin nerede olduğu işaretlenebilir. Öneri, bir vakada nereden başlanacağını söylüyor ve o vakanın kaydını üretiyor. Tablo ise vakaya bakmadan önce onun hangi basamakta olduğunu söylüyor ve kayıt üretmek yerine bir yer tahsis ediyor. Birincisi bir arama, ikincisi bir yerleştirme.

Bu akademide farkları tek bir hatta dizip sıralamaya çevirmenin adı konmuştu ve buradaki risk tam o. Geçimden başlamak bir araştırma kararıdır; geçim düzenlerini bir merdivene dizmek başka bir iddiadır ve ikincisi birincisinden kendiliğinden çıkmaz.

Kuramsal mercekler

Bir başlama yeri önerisi benimsendiğinde ona ne olduğu üzerine üç okuma var. Üçü de önerinin bir dönem iş gördüğünü kabul ediyor ve sonrasında ayrılıyor.

Birinci okuma öneriyi bir alet sayar: benimsenince araştırmacıların dağarcığına girer, işe yaradığı yerde kullanılır ve yaramadığı yerde bırakılır. Bu okumaya göre yaygınlaşmış bir alanda, aynı araştırmacının bazı vakalarda geçimden bazılarında başka yerden başladığı görülmelidir.

İkinci okuma öneriyi bir kimlik sayar: bir gelenek adıyla anıldığında ona bağlanmak bir aidiyet işareti hâline gelir ve araçlık geri plana düşer. Bu okumaya göre alanda, aletin işe yaramadığı vakalarda bile kullanılmaya devam ettiği ve vakaların alete uydurulduğu görülmelidir.

Üçüncü okuma öneriyi bir varsayılan sayar: yeterince yaygınlaşan bir başlangıç, seçildiği hissedilmeyen bir alışkanlığa dönüşür. Bu okumaya göre görülecek şey ne esneklik ne ısrar; başlama yerinin hiç tartışılmaması ve metinlerde gerekçesinin yazılmamasıdır.

Üçü aynı yerde aranabilir: bir alandaki çalışmaların başlama yerlerini gerekçeleriyle birlikte toplamak. Gerekçeler vakadan vakaya değişiyorsa birinci okuma, vakaya rağmen sabitse ikinci okuma, hiç yazılmamışsa üçüncü okuma güçlenir.

Ölçek

Karşılaşma ölçeğinde geçim tek bir hanenin günüdür: kim ne yapıyor, ne kadar sürüyor, kimin yardımına ihtiyaç var. Bu ölçekte üretim tarzı bir kavram olarak görünmez; görünen şey bir günün nasıl geçtiğidir ve yardımlaşmanın bırakıldığı an burada yaşanır.

Kurum ölçeğinde geçim bir düzenlemedir: makinenin kimden kiralandığı, sıranın nasıl verildiği, ödemenin hangi koşulla yapıldığı. Bu ölçekte tek tek haneler kaybolur ve geriye bir işleyiş kalır; köydeki değişimin asıl kaydı buradadır.

Toplum ölçeğinde geçim bir bütündür ve üretim tarzı kavramı tam olarak bu ölçeğe aittir. Burada görünen şey ne bir hane ne bir kiralama düzeni; hangi işlerin kimler tarafından, neyin sahipliği altında ve hangi bölüşmeyle yapıldığıdır.

Basamaklar arasında bir atlama riski var ve bu dersin önerisi tam oraya açık. En alttaki değişimi en üstteki bütünle doğrudan açıklamak, ortadaki düzenlemeyi atlamak olur; sahnedeki köyde yardımlaşmayı bitiren şey üretim tarzının kendisi değil, onun kurduğu somut bir sıra düzeniydi.

Türkiye'de tek fiilin iki işi

Türkiye'de konuşulan dilde geçim ile ilişkiyi aynı fiil taşıyor. Geçinmek hem geçimini sağlamak hem de biriyle iyi ilişki sürdürmek demek; geçim derdi ile geçimsiz insan aynı kökten geliyor ve iki anlam arasındaki bağ dilde kurulmuş hâlde duruyor.

Bu bağ dersin önerisini gündelik dilde hazır bulunmuş gibi gösteriyor ve tam bu yüzden dikkat gerektiriyor. Bir dilin iki şeyi tek kökte toplaması, o iki şey arasında bir nedensellik bulunduğunu kanıtlamaz; kanıtladığı tek şey, o toplulukta ikisinin birlikte düşünüldüğüdür.

Karşılaştırma için sorulacak olan, dilin bu iki işi nerede ayırıp nerede birleştirdiği: kimi dilde geçim ve ilişki ayrı köklerden gelir ve bağ kurulmak istendiğinde ayrıca söylenmesi gerekir. Kökün ortak olduğu yerde açıklama kolay geliyor ve kolay gelmesi, sınanmasını değil sınanmadan kabul edilmesini kolaylaştırıyor.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Bir başlama yerinin kazandırdığını göstermek, ondan başlayan bir çalışmanın sonucuna bakmakla olmaz. Aşağıdaki kurulumlar kazancı karşılaştırmayla arıyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışİnsanların kendi açıklamalarını sahte saymak, sahnedeki birinci kaydı gereksiz yere atar.
Doğrusu

O kayıt doğruydu ve eksik olan yanı yanlışlığı değil, gitmediği yerdi.

Yaygın yanlışGeçimden başlamayı, geçimin her şeyi belirlediği iddiasıyla aynı saymak iki ayrı büyüklükte iddiayı birleştirir.
Doğrusu

Birincisi nereden bakılacağını söyler, ikincisi sonucu baştan verir ve ikincisi birincisinden çıkmaz.

Yaygın yanlışBir stratejinin her vakaya uymasını başarı saymak, sınamayı tersine çevirir.
Doğrusu

Aranan şey uyum değil kazanç: başka bir başlangıçtan bakanın bulamadığı bir gözlem ortaya çıktı mı?

Yaygın yanlışGeçim düzenlerini bir sıraya dizmek, araştırma kararını bir tarih tablosuna çevirir.
Doğrusu

Tablo kurulduğunda vakaya bakılmadan yer tahsis edilir ve sınamayı kazandıran aykırı durumlar kalıntı diye adlandırılıp incelenmez.

Yaygın yanlışBir dilin iki şeyi aynı kökte toplamasını aralarında nedensellik bulunduğunun kanıtı saymak, kolaylığı delil yerine koyar.
Doğrusu

Ortak kök bir ipucudur ve ipucunun sınanması ayrıca yapılır.

Aklında kalsın

  1. Her açıklamanın bir başlama yeri vardır; seçilmediği durumlarda alışkanlık onu sessizce belirler.
  2. Tarihsel materyalizm bir tarih tablosu değil, nereden başlanacağına dair bir öneridir.
  3. Üretim tarzı beş şeyi bir arada tutar: ne, neyle, kimin elindeki araçla, kimin için ve nasıl bölüşülerek üretildiği.
  4. Bir strateji uyduğu için değil, başka bir başlangıcın bulamadığını bulduğu için kazanır.
  5. Aynı kişiler bir işte bırakıp başka bir işte sürdürüyorsa, açıklama kişilerin değerlerinde aranamaz.
  6. Öneri ile tablo arasındaki fark işlemdedir: biri vakanın kaydını üretir, öteki vakaya bakmadan ona yer tahsis eder.
  7. Ortak kök bir ipucudur, delil değildir; dilin kurduğu bağ aranacak yeri gösterir ve sınamayı yapmaz.

Sonraki derse köprü

Bu derste geçimin nasıl sağlandığına bakmakla yetindik ve bir şeyi hiç açmadık: üretilen şeyin kime, nasıl ve hangi ölçüyle bölüşüldüğü. Sahnedeki köyde makine kiralandı ve kiranın nereden ödendiği, ürünün ne kadarının kime kaldığı hiç sorulmadı.

Bölüşme sorusu açıldığında yeni bir ölçü gerekiyor. Bir kişinin bir günde ürettiği ile o günün karşılığında aldığı arasında bir fark varsa, farkın nereye gittiği ve nasıl ölçüleceği sorulabilir hâle geliyor. Soru ahlaki değil hesapsal: iki büyüklük arasındaki mesafe tanımlanabilir mi ve tanımlanırsa neyi gösterir?

Emek, meta, değer ve sömürü sıradaki dersin konusu. Orada sorulacak olan, bir ürünün değerinin neye göre ölçüldüğü ve üretenin aldığıyla ürettiği arasındaki farkın bir kavram hâline nasıl getirildiği.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.