İçeriğe geç

HAZ-005-05·Temel Dijital ve Veri Okuryazarlığı

Yanıltıcı grafikler ve veri manipülasyonu

hazırlık1.954 kelime≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir görselden şüphelendiğinde sıralı olarak bakılacaklar.

  1. Yanıltıcı görsellerde sayılar genelde doğrudur; yanlış olan, gösterim kararlarının ürettiği izlenimdir.
  2. Dört kaldıraç: eksen kesme, pencere seçimi, ölçü uyumsuzluğu ve çift eksen.
  3. Aynı iş sayı tarafında da yapılır: karşılaştırmanın tabanını değiştirmek, kategorileri yeniden bölmek, farklı tanımlarla üretilmiş sayıları yan yana koymak.
  4. Bu tekniklerin hiçbiri kendiliğinden kusurlu değildir; ölçüt, kararın okurun kendi sorusunu mu yoksa belirli bir cevabı mı kolaylaştırdığıdır.
  5. Belirtilmiş bir gösterim kararı değerlendirilebilir, belirtilmemiş olan değerlendirilemez; kural kararda değil kararın görünürlüğündedir.
  6. Yanıltıcı görsel üretmek dakikalar, düzeltmek günler alır; dolaşımda kalanı belirleyen şey doğruluk değil bu maliyet farkıdır.
  7. Sınama yapabilmek ham veriye erişmeyi gerektirir; görselin yanında verinin yayımlanması, sınamayı ucuzlatan tek pratik önlemdir.

Açılış sahnesi

Bir toplantıda bir grafik gösteriliyor ve salonda bir hava oluşuyor: durum kötüye gidiyor.

Grafikte bir çizgi var ve çizgi belirgin biçimde aşağı iniyor. Kimse itiraz etmiyor.

Toplantıdan sonra biri aynı veriyi kendi bilgisayarında çiziyor ve ortaya neredeyse düz bir çizgi çıkıyor.

İki grafik de aynı sayılardan yapılmış. Fark dikey eksende: sunumdaki grafikte eksen, verinin en düşük değerinin biraz altından başlıyordu ve en yüksek değerinin biraz üstünde bitiyordu.

Kimse sayı değiştirmedi. Değişen şey, o sayıların hangi aralığa yerleştirildiğiydi ve o aralığı seçen kişi hiçbir kural çiğnememişti.

Bu derste ne olacak

Bir önceki derste gördüğün her okuma sorusu, bu derste bir kaldıraç olarak karşına çıkacak. Eksenin başlangıcı, çizilen zaman aralığı, yan yana konan iki şeyin seçimi — bu kararların her biri, belirli bir izlenimi güçlendirmek üzere de ayarlanabiliyor. Aradaki fark kararın kendisinde değil, ne için verildiğinde.

Dört tekniği tek tek açacağız ve her birinin nasıl yakalandığını göstereceğiz. Ardından bir ayrım kuracağız: bu tekniklerin çoğu, kullanıldığı her yerde yanıltma değil. Ayrımın ölçütü tek bir cümlelik bir soru olacak.

Dersin sonunda niyet meselesine hiç girmeyeceğiz ve bunun yerine daha kullanışlı bir şeye bakacağız: yanıltıcı bir görseli üretmek ile onu düzeltmek arasındaki maliyet farkı, hangi iddiaların dolaşımda kaldığını belirliyor.

Aşağıdaki toplantılar, sunumlar ve grafikler kurgudur; aynı verinin iki farklı çizimini yan yana koymanın başka yolu yok.

Sıfır noktası — sayı doğru, cümle yanlış

Yanıltıcı bir görselin en önemli özelliği şu: içindeki sayılar genelde doğrudur.

Yanlış olan şey sayı değil, sayının okura ilettiği cümle. Bir görsel bir izlenim üretir ve o izlenim, sayıların desteklediğinden büyük ya da küçük olabilir.

Bu yüzden yanıltıcı görselleri yakalamanın yolu hesap kontrolü değil. Hesap doğrudur. Kontrol edilecek şey, gösterim kararlarının izlenime ne yaptığı.

Yaygın yanlışBir grafikte yanıltma varsa sayıların da yanlış olduğu sanılır.
Doğrusu

Sayıları değiştirmek yakalanması kolay ve gereksiz bir yoldur; gösterim kararlarıyla aynı etki, hiçbir sayıya dokunmadan elde edilir. Bu yüzden "veriler doğrulandı" cümlesi bir görsel için yeterli bir onay değildir.

Mekanizma — dört kaldıraç

Dört teknik, karşına çıkacakların çoğunu kapsıyor.

Yaygın yanlışBu tekniklerin ancak kötü niyetle kullanıldığı sanılır.
Doğrusu

Dördü de hazır şablonlarda ve varsayılan ayarlarda kendiliğinden ortaya çıkar; programlar eksenleri çoğu zaman veriye göre otomatik ayarlar. Yanıltma niyet gerektirmez, dikkatsizlik yeter — bu yüzden kontrol, kimin çizdiğinden bağımsız olarak yapılır.

Sayıya dokunmadan yapılan işler

Grafik dışında, verinin kendisiyle yapılan üç işlem daha var ve üçü de kayıtlarda görünmez.

Birincisi karşılaştırmanın tabanını değiştirmek: bir değişimi farklı bir başlangıç noktasına göre ifade etmek, aynı olguyu büyük ya da küçük gösterir.

İkincisi grupları yeniden bölmek: kategorileri birleştirmek ya da ayırmak, bir farkı ortaya çıkarabilir ya da ortadan kaldırabilir.

Üçüncüsü karşılaştırılamayan şeyleri yan yana koymak: iki farklı tanımla üretilmiş iki sayıyı tek bir tabloda göstermek, HAZ-005'in üçüncü dersinde konuştuğumuz seri kırılmasının görsel hâlidir.

Yaygın yanlışVerinin kendisiyle oynamanın grafikle oynamaktan daha ciddi olduğu sanılır.
Doğrusu

Okur için sonuç aynı: ikisi de doğru sayılardan yanlış bir izlenim üretir. Fark yalnız yakalanma kolaylığında; veri kararları çoğu zaman metinde hiç yazılmadığı için grafik kararlarından daha zor görünür.

Ne zaman yanıltma, ne zaman değil

Buraya kadar sıralanan tekniklerin hiçbiri kendiliğinden kusurlu değil ve bunu netleştirmeden ders bir suçlama listesine dönüşür.

Ayıracak soru şu: bu gösterim kararı, okurun kendi sorusunu cevaplamasını mı kolaylaştırıyor, yoksa belirli bir cevaba varmasını mı?

Kesilmiş bir eksen, küçük değişimlerin önemli olduğu bir ölçümde doğru karardır ve kesme açıkça belirtilirse okur da bunu bilir. Belirtilmediğinde aynı karar bir izlenim üretir.

Seçilmiş bir dönem, o dönemi seçme gerekçesi yazıldığında sorunsuzdur — bir düzenlemenin öncesi ve sonrası gibi. Gerekçesiz seçilmiş dönem, okura hangi soruya baktığını söylemez.

İki seriyi aynı grafikte göstermek, ikisi aynı birimdeyse ve tek eksen kullanılıyorsa doğrudur. Ayrı eksenler gerekiyorsa, ikisi zaten aynı grafikte olmamalıdır.

Yaygın yanlışKuralların "her zaman şöyle yap" biçiminde olduğu sanılır.
Doğrusu

Gösterim kararlarının hiçbirinin her durumda geçerli bir doğrusu yok; her biri bir soruya göre doğru ya da yanlış. Kural, kararın kendisinde değil kararın görünürlüğünde: seçim yazıldığında okur değerlendirebilir, yazılmadığında değerlendiremez.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Görsellerin yanıltıcılığı ve etkisi araştırılabilen bir konu.

Düzeltmenin maliyeti

Buraya kadar tek tek görsellere baktık. Şimdi bir adım geri çekilip görsellerin dolaşımına bakalım; orada işleyen şey, akademik yazma kursunda tanımladığımız kanıt yükünün başka bir biçimi.

Yanıltıcı bir görsel üretmek ucuzdur: bir ayar değiştirilir, bir aralık seçilir, bir simge büyütülür. İşlem birkaç saniye sürer.

Düzeltmek pahalıdır. Ham veriyi bulmak, yeniden çizmek, farkın nereden geldiğini açıklamak ve bunu ilk görselin ulaştığı yere ulaştırmak gerekir. Üretim tek kişilik bir iş, düzeltme bir araştırma.

Bu asimetri bir sonuç doğuruyor: hangi görsellerin dolaşımda kalacağını doğruluk değil, düzeltme maliyeti belirliyor. Düzeltilmesi kolay olanlar düzeltilir; ötekiler dolaşmaya devam eder.

Buradan ikinci bir gözlem çıkıyor. Düzeltme yapabilmek için ham veriye erişmek gerekir ve bu erişim herkeste yok. Bir görseli sınayabilen kişi, o verinin yayımlandığı yeri bilen, dosyayı açabilen ve yeniden çizebilen kişidir. Yanıltıcı görsel herkese ulaşır; sınama yeteneği ulaşmaz.

Yaygın yanlışYanıltıcı görsellerin sorununun yayanların bilgisizliği olduğu sanılır.
Doğrusu

Bilgi tek başına yetmiyor; sınama bir maliyet taşıyor ve o maliyeti karşılayabilenler sınırlı. Bu yüzden çözüm yalnız okuru eğitmek değil, görselin yanında ham verinin yayımlanmasını olağan hâle getirmek — sınamayı ucuzlatan her şey, dolaşımı doğrulukla ilişkilendirir.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışBir kaynağın güvenilir olmasının görselinin de güvenilir olduğunu gösterdiği düşünülür.
Doğrusu

Görsel hazırlama işi çoğu zaman metni yazan kişiden başkasına aittir ve kurumsal denetim genelde metne odaklanır. Güvenilir bir kaynaktan gelen görsel de aynı dört kontrolden geçirilir.

Yaygın yanlışYanıltıcı bir görselin fark edildiğinde etkisinin biteceği sanılır.
Doğrusu

İlk izlenim, düzeltme okunduktan sonra da bir miktar kalır; zihin ilk gördüğü büyüklüğü bir başlangıç noktası olarak tutar ve düzeltmeyi ona göre ayarlar. Bu yüzden görselin ilk hâli önemlidir.

Yaygın yanlışKendi hazırladığın görsellerde bu sorunların çıkmayacağı düşünülür.
Doğrusu

Programların varsayılan ayarları eksenleri veriye göre otomatik seçer ve simge boyutlandırmayı iki yönde yapar. Kendi görselini yayımlamadan önce aynı dört kontrolü kendine uygulamak, başkasının görselini denetlemekten daha çok iş görür.

Yaygın yanlışBir görseli eleştirmenin onu hazırlayanı suçlamak olduğu sanılır.
Doğrusu

Bu dersin ölçütü niyeti değil sonucu okuyor: bir gösterim kararının okura ne yaptığı, o kararı verenin ne düşündüğünden bağımsız olarak değerlendirilebilir. Eleştiri, kararın görünür kılınmasını istemektir.

Aklında kalsın

Bir görselden şüphelendiğinde sıralı olarak bakılacaklar.

  1. Yanıltıcı görsellerde sayılar genelde doğrudur; yanlış olan, gösterim kararlarının ürettiği izlenimdir.
  2. Dört kaldıraç: eksen kesme, pencere seçimi, ölçü uyumsuzluğu ve çift eksen.
  3. Aynı iş sayı tarafında da yapılır: karşılaştırmanın tabanını değiştirmek, kategorileri yeniden bölmek, farklı tanımlarla üretilmiş sayıları yan yana koymak.
  4. Bu tekniklerin hiçbiri kendiliğinden kusurlu değildir; ölçüt, kararın okurun kendi sorusunu mu yoksa belirli bir cevabı mı kolaylaştırdığıdır.
  5. Belirtilmiş bir gösterim kararı değerlendirilebilir, belirtilmemiş olan değerlendirilemez; kural kararda değil kararın görünürlüğündedir.
  6. Yanıltıcı görsel üretmek dakikalar, düzeltmek günler alır; dolaşımda kalanı belirleyen şey doğruluk değil bu maliyet farkıdır.
  7. Sınama yapabilmek ham veriye erişmeyi gerektirir; görselin yanında verinin yayımlanması, sınamayı ucuzlatan tek pratik önlemdir.

Sonraki derse köprü

Bu kursta şimdiye kadar dışarıdaki verilerle çalıştık: kurumların ürettiği dosyalar, sayfalar, tablolar ve grafikler. Hepsinde inceleyen sendin, incelenen başkasıydı.

Sıradaki derste taraflar yer değiştiriyor.

Kullandığın her hizmet senin hakkında kayıt üretiyor: nereye girdiğin, neyi aradığın, hangi cihazdan bağlandığın, kiminle yazıştığın. Bu kayıtlar da tıpkı bu kursta incelediğimiz veriler gibi tablolara giriyor ve tıpkı onlar gibi bir amaçla toplanıyor. Fark şu: bu tablodaki satır sensin.

Sıradaki derste parola güvenliğinin neden teknik değil pratik bir konu olduğunu, kişisel verinin ne anlama geldiğini, mahremiyetin bir gizlilik meselesi değil bir denetim meselesi olduğunu ve dijital ayak izinin nasıl biriktiğini göreceğiz. Bu, kursun en kişisel dersi ve aynı zamanda en sosyolojik olanı: kimin hakkında ne kadar veri tutulduğu da eşit dağılmıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.