Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bir görselle karşılaştığında sırayla yapılacaklar.
- Görsel bir görüntü değil bir cümledir; okunmadığında okur kendi cümlesini kurar.
- Önce künye okunur — başlık, eksen adları, birim, dönem, kapsam, kaynak — sonra şekle bakılır.
- İkinci soru karşılaştırma eksenidir: bu şekil kategorileri mi, zamanı mı, bir bütünün parçalarını mı yan yana koyuyor?
- Eksen ölçeği şeklin görünüşünü belirler; bir farkın büyüklüğü şekilden değil sayılardan değerlendirilir.
- Paylar ancak bütünleri aynıysa karşılaştırılır; bütün yazılmadan pay okunamaz.
- Tek tek değerler için tablo, örüntü için grafik; seçimi okurun sorusu belirler.
- Her görsel bir karşılaştırmayı kolaylaştırır ve böylece okuru belirli bir açıklama düzeyine çağırır; "ne gösteriyor" kadar "beni neyi sormaya itiyor" da sorulur.
Açılış sahnesi
Bir sunumda bir grafik gösteriliyor. İki çubuk var; biri ötekinin belirgin biçimde üstünde.
Salondan bir tepki geliyor: aradaki fark büyük.
Sunumu yapan kişi ekleme yapıyor: bu grafik iki grubu değil, aynı grubun iki farklı yılını gösteriyor.
Salon bir daha bakıyor ve tepki değişiyor: fark artık büyük değil, bir gelişme.
Grafikte hiçbir şey değişmedi. Salonun okuduğu şey de değişmedi. Değişen tek şey, çubukların neyi karşılaştırdığının söylenmesiydi — ve bu bilgi grafiğin üstünde yazılıydı, kimse okumamıştı.
Bu derste ne olacak
Bir tablo ya da grafik bir görüntü değil, bir cümledir. Öznesi, yüklemi ve bağlamı vardır; okunmadan bakıldığında insan kendi cümlesini kurar.
Bu ders o cümleyi okumayı öğretiyor. Dört adımda ilerleyeceğiz: görselin künyesini okumak, neyin neyle karşılaştırıldığını bulmak, eksenlerin ölçeğini çözmek ve parçaların hangi bütüne ait olduğunu belirlemek.
Ortada bir de seçim sorusu var: aynı veri için tablo mu grafik mi uygun? İkisinin farklı işleri var ve birini ötekinin yerine kullanmak okurun işini zorlaştırıyor.
Kapanışta grafiğin bir başka özelliğine geleceğiz: bir görsel yalnız bir karşılaştırmayı kolay yapar ve o karşılaştırmayı seçen kişi, okurun aklına hangi açıklamanın geleceğini de belirlemiş olur.
Aşağıdaki sunumlar, tablolar ve tartışmalar kurgudur; aynı verinin farklı sunumlarını art arda koyabilmek için düzenlendiler.
Sıfır noktası — görselin künyesi
Bir görselin çevresinde, görselin kendisinden önce okunması gereken bilgiler durur.
Okuma sırası da bu bilgilerle başlar. Önce başlık, sonra eksen adları, sonra birim, sonra kaynak — ve ancak bundan sonra şekle bakılır.
Alışkanlık bunun tersi. Göz önce şekle gider, örüntüyü görür, bir hikâye kurar ve okuma bittiğinde başlığa dönmez. Kurulan hikâye çoğu zaman doğrudur; doğru olmadığında da fark edilmez.
Yaygın yanlışBir grafiğin kendini anlattığı sanılır.
Grafik yalnız biçimi gösterir; biçimin neyi temsil ettiği çevresindeki yazıda durur. İyi hazırlanmış bir görsel bu yazıyı eksiksiz taşır ve okurun onu okumasını da bekler.
Mekanizma — neyin neyle karşılaştırıldığı
Bir görselin ilk sorusu şudur: bu şekil hangi iki şeyi yan yana koyuyor?
Bu üç eksen, kendi gösterim biçimlerini de getirir.
Kategoriler karşılaştırılacaksa çubuklar iş görür; her kategoriye bir çubuk düşer ve gözün yaptığı iş uzunluk karşılaştırmasıdır.
Zaman içindeki değişim gösterilecekse çizgi uygundur; çizginin sürekliliği, aradaki noktaların da anlamlı olduğunu söyler.
Bir bütünün parçaları gösterilecekse parçaların toplamının bütünü verdiği görünmelidir; okurun bir parçanın büyüklüğünü ancak bütünü bilerek değerlendirebileceğini unutma.
Yaygın yanlışGrafik türünün bir zevk meselesi olduğu sanılır.
Tür, okurun gözüne hangi işi yaptıracağını belirler: uzunluk karşılaştırmak, eğim izlemek, alan tahmin etmek. Göz bu işlerin bazılarını iyi, bazılarını kötü yapar; tür seçimi bu yüzden bir sunum kararı değil bir okunabilirlik kararıdır.
Eksenler ne söyler
Karşılaştırma ekseni bulunduktan sonra sıra ölçeğe gelir.
Üç şey her seferinde kontrol edilir.
Eksen nereden başlıyor: sıfırdan mı, yoksa daha yüksek bir değerden mi? Sıfırdan başlamayan bir eksende küçük farklar büyük görünür.
Adımlar eşit mi: her aralık aynı miktarı mı gösteriyor, yoksa aralıklar büyüdükçe temsil ettikleri miktar da mı büyüyor?
Aralıklar tam mı: zaman ekseninde bazı dönemler atlanmışsa çizgi, olmayan bir düzlük ya da olmayan bir sıçrama gösterir.
Yaygın yanlışEksenin her zaman sıfırdan başlaması gerektiği sanılır.
Bazı ölçümlerde sıfır anlamlı bir başlangıç değildir ve sıfırdan başlamak asıl değişimi görünmez yapar. Kural "her zaman sıfır" değil, "eksenin nereden başladığını oku ve farkın büyüklüğünü sayılardan değerlendir".
Parçalar hangi bütünün parçası
Bir görselde paylar gösteriliyorsa okunacak ilk şey payların kendisi değil.
Bir örnek üzerinden görmek kolay: bir hizmetten yararlananlar arasındaki dağılım ile o hizmete ihtiyacı olanlar arasındaki dağılım bambaşka iki bütündür. Aynı grubun payı birinde büyük, ötekinde küçük çıkabilir ve iki sonuç birbiriyle çelişmez.
Yaygın yanlışPayların her zaman karşılaştırılabilir olduğu sanılır.
İki farklı görselden alınan iki pay, ancak aynı bütün üzerinden hesaplanmışsa yan yana konabilir. Bütünleri farklıysa karşılaştırma bir şey söylemez; iki sayı da doğru olabilir ve aralarındaki ilişki tanımsızdır.
Tablo mu, grafik mi
Buraya kadar okuma tarafındaydık. Bir de yazma tarafı var ve seçim tek bir soruyla yapılıyor: okurun tek tek değerlere mi ihtiyacı var, yoksa örüntüye mi?
Tek tek değerler gerekiyorsa tablo daha iyidir. Tablodan bir hücre okunur, bir başkasıyla karşılaştırılır ve sayı kesin olarak alınır. Bir grafikten aynı işi yapmak tahmin gerektirir.
Örüntü gerekiyorsa grafik daha iyidir. Bir eğilimin varlığı, bir sıçramanın yeri ya da iki serinin birbirine göre gidişi bir tabloda kolay görünmez.
İkisinin de gerektiği durumlarda ikisi birlikte verilir: grafik metinde, ayrıntılı tablo ekte.
Yaygın yanlışGrafiğin tablodan daha gelişmiş bir sunum olduğu sanılır.
İkisi farklı işler yapar ve hiçbiri ötekinin ileri hâli değildir. Bir sayının tam değeri gerekiyorsa tablo, bir gidişin biçimi gerekiyorsa grafik; ihtiyacı belirleyen okurun sorusudur.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Görsellerin nasıl okunduğu ölçülebilen bir şey.
Grafiğin öznesi kim
Şimdi bu dersin sosyolojik kısmına geliyoruz ve buradaki gözlem, akademinin ikinci kursunda kurduğumuz bir ayrımı doğrudan kullanıyor.
Bir görsel bir karşılaştırmayı kolay yapar ve öteki karşılaştırmaları zorlaştırır. Kolay olan karşılaştırma, okurun aklına gelecek açıklamayı da biçimlendirir.
Bir olguyu gruplara göre gösteren bir grafik, okuru grup düzeyinde açıklamaya çağırır: neden bu grupta daha yüksek? Aynı olguyu kurumlara ya da bölgelere göre gösteren bir grafik, aynı okuru kurumsal ya da mekânsal açıklamaya çağırır: hangi kurum farklı çalışıyor, hangi bölgede ne eksik?
İki grafik de aynı veriden çizilebilir. İkisi de doğrudur. İkisi farklı analiz düzeylerine kapı açar ve o kapıyı seçen kişi grafiği çizen kişidir.
Bu, kimsenin yanıltmaya çalıştığı anlamına gelmiyor. Her görsel bir eksen seçmek zorunda ve seçmemek diye bir seçenek yok. Okur için sonuç şu: bir grafiğe bakarken "bu ne gösteriyor" kadar "bu beni neyi sormaya itiyor" da sorulmalı.
Yaygın yanlışBir görselin veriyi olduğu gibi aktardığı sanılır.
Her görsel bir seçimler dizisidir: hangi değişkenin eksene konduğu, hangi grupların ayrı gösterildiği, hangi dönemin çizildiği ve neyin dışarıda bırakıldığı. Görsel bir aktarım değil, verinin belirli bir soruya göre düzenlenmiş hâlidir.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışRenklerin yalnız süs olduğu düşünülür.
Renk bir kodlamadır: aynı renk aynı kategoriyi gösterir ve renk değişimi bir anlam değişimi bildirir. Renklerin ne anlama geldiği açıklanmamışsa görselin bir parçası eksik demektir.
Yaygın yanlışBir grafikte gösterilen her farkın anlamlı olduğu sanılır.
Küçük farklar ölçüm belirsizliğinin içinde kalabilir ve çizim onları görünür yapar. Bir farkın büyüklüğünü değerlendirmek için sayılara ve varsa belirtilen aralıklara bakmak gerekir; şeklin kendisi bu ayrımı yapmaz.
Yaygın yanlışGörsele bakmanın veriyi görmek olduğu düşünülür.
Görsel verinin bir özetidir ve her özet gibi bir şeyleri dışarıda bırakır. Bir sonucu ciddi biçimde kullanacaksan görselin arkasındaki tabloyu istemek olağan bir taleptir ve çoğu ciddi kaynak onu birlikte yayımlar.
Yaygın yanlışBasit görselin yetersiz olduğu sanılır.
Bir görselin işi bir soruyu cevaplamaktır ve çoğu soru basit bir çubuk ya da çizgiyle cevaplanır. Karmaşıklık, ancak birden fazla ilişkiyi aynı anda göstermek zorunluysa değerlidir; süs olarak eklenen her katman okuma maliyetini artırır.
Aklında kalsın
Bir görselle karşılaştığında sırayla yapılacaklar.
- Görsel bir görüntü değil bir cümledir; okunmadığında okur kendi cümlesini kurar.
- Önce künye okunur — başlık, eksen adları, birim, dönem, kapsam, kaynak — sonra şekle bakılır.
- İkinci soru karşılaştırma eksenidir: bu şekil kategorileri mi, zamanı mı, bir bütünün parçalarını mı yan yana koyuyor?
- Eksen ölçeği şeklin görünüşünü belirler; bir farkın büyüklüğü şekilden değil sayılardan değerlendirilir.
- Paylar ancak bütünleri aynıysa karşılaştırılır; bütün yazılmadan pay okunamaz.
- Tek tek değerler için tablo, örüntü için grafik; seçimi okurun sorusu belirler.
- Her görsel bir karşılaştırmayı kolaylaştırır ve böylece okuru belirli bir açıklama düzeyine çağırır; "ne gösteriyor" kadar "beni neyi sormaya itiyor" da sorulur.
Sonraki derse köprü
Bu derste görselleri okuduk ve okurken karşılaştığımız sorunların çoğu ihmalden geliyordu: yazılmamış bir eksen adı, belirtilmemiş bir bütün, gösterilmemiş bir dönem.
Aynı araçlar bilerek de kullanılabilir.
Bir eksenin nereden başlatılacağı, hangi dönemin çizileceği, hangi grupların ayrı gösterileceği ve hangi karşılaştırmanın kolaylaştırılacağı — bu derste birer okuma sorusu olarak gördüğün her karar, aynı zamanda bir sonucu öne çıkarmak için kullanılabilecek birer kaldıraç.
Sıradaki derste bu kaldıraçların nasıl çalıştığını göreceğiz: kesilmiş eksenler, seçilmiş dönemler, karşılaştırılamayan şeylerin yan yana konması ve bir farkın olduğundan büyük ya da küçük gösterilmesi. Amaç kimseyi suçlamak değil; aynı tekniklerin farkında olmadan da uygulandığını ve bir görseli değerlendirirken niyeti değil sonucu okumak gerektiğini göstermek.