İçeriğe geç

HAZ-005-03·Temel Dijital ve Veri Okuryazarlığı

Resmî istatistik, açık veri ve araştırma verisi

hazırlık2.062 kelime≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir sayıyı metnine almadan önce geçmesi gereken yedi kontrol.

  1. Hiçbir sayı doğrudan dünyadan gelmez; önce bir tanım yapılır, sonra o tanıma uyanlar sayılır.
  2. Üç üretim mantığı vardır: ölçmek için tasarlanmış istatistik, işin yan ürünü olan idari kayıt, belirli bir soru için toplanmış araştırma verisi.
  3. İdari kayıt kendi kapsamında eksiksizdir ve o kapsamın dışını hiç göremez; kapsam dışı kalanlar sayının içinde değil, farkın içindedir.
  4. Sayıyı seçmeden önce cümleni kur: "kaç başvuru geldi" ile "kaç kişi bu durumda" farklı kaynaklar ister.
  5. Açıklık teknik değil hukuki bir özelliktir; indirilebilen dosya, kullanım izni verilmiş dosya demek değildir.
  6. Uzun seriler kırılır; tablonun altındaki notlar, iki tarihin karşılaştırılabilir olup olmadığını söyleyen tek yerdir.
  7. Ölçülmeyen olgu tartışmaya giremez; "veri yok" cümlesi bazen olgunun değil, ölçüm kararının yokluğunu bildirir.

Açılış sahnesi

Bir tartışmada bir olgunun büyüklüğü konuşuluyor ve iki taraf iki farklı sayı söylüyor.

Sayılar kontrol ediliyor. İkisi de gerçek; ikisi de resmî kaynaklardan geliyor.

Birinci sayı bir kurumun kendi kayıtlarından: o hizmete başvuran kişilerin sayısı.

İkinci sayı bir araştırmadan: örneklem üzerinden tahmin edilen, o durumda olan kişilerin sayısı.

İki sayı çelişmiyor. Birincisi başvuranları, ikincisi durumda olanları sayıyor ve başvurmayan herkes birinci sayının dışında kalıyor.

Tartışmada kimse yanlış bir şey söylemedi. İki taraf da kendi sayısının neyi saydığını bilmiyordu.

Bu derste ne olacak

Bir sayıyı kullanmadan önce sorulacak soru "doğru mu" değil, "neyin sayısı".

Bu ders o soruyu cevaplamaya yarayan üç ayrımı kuruyor. Sayılar üç ayrı mantıkla üretiliyor: ölçmek için tasarlanmış olanlar, bir işin yan ürünü olarak birikenler ve belirli bir araştırma sorusu için toplananlar. Üçünün güçlü olduğu yer farklı, kör noktası farklı.

Ardından bir dosyanın "açık" olmasının ne demek olduğuna bakacağız — bunun teknik değil hukuki bir özellik olduğunu göreceksin.

Sonra istatistik serilerinin en sinsi tuzağına geleceğiz: aynı adı taşıyan bir sayının zaman içinde başka bir şeyi ölçmeye başlaması.

Dersin sonunda kimin sayıldığı sorusuna döneceğiz ve orada sayının kendisi değil, sayımın kurulma biçimi konuşulacak.

Aşağıdaki kurumlar, kayıtlar ve tartışmalar kurgudur; üç üretim mantığının farkını tek bir örnekler dizisinde göstermek için düzenlendiler.

Sıfır noktası — her sayı bir tanımın sonucu

Hiçbir sayı doğrudan dünyadan gelmez. Önce bir tanım yapılır, sonra o tanıma uyanlar sayılır.

Bu yüzden bir sayıyı anlamak, o sayıyı üretmiş tanımı bulmak demek. Tanım değişince sayı değişir ve dünyada hiçbir şey değişmemiş olabilir.

Yaygın yanlışSayıların olguları olduğu gibi gösterdiği sanılır.
Doğrusu

Bir sayı, bir tanımın kaç kişiye uyduğunun kaydıdır. Sayının doğruluğu ile tanımın uygunluğu ayrı sorulardır; doğru sayılmış bir sayı, senin sorduğun soruya cevap vermiyor olabilir.

Mekanizma — üç üretim mantığı

Karşına çıkan her sayı bu üçünden biriyle üretilmiştir.

Üçüncüsü araştırma verisi: belirli bir soruyu cevaplamak için, o soruya uygun biçimde toplanmış veri. Bir üniversite araştırması, bir saha çalışması, bir anket. En büyük gücü, sorunun tam olarak ölçülmek istenen şeye göre kurulmuş olması. En büyük sınırı, genelde küçük olması ve belirli bir zamana ve yere bağlı kalması.

Yaygın yanlışİdari kaydın araştırmadan daha güvenilir olduğu sanılır, çünkü "tahmin değil gerçek sayı" olduğu düşünülür.
Doğrusu

İdari kayıt kendi kapsamı içinde eksiksizdir ve o kapsam dışını hiç göremez. Bir araştırmanın tahmini belirsizlik taşır ve kapsamı çok daha geniş olabilir. Hangisinin daha yakın olduğu, sorduğun sorunun neyle ilgili olduğuna bağlı.

Hangi sayıyı hangi cümlede kullanabilirsin

Buraya kadar okuduğun şey bir uyarı listesi gibi durabilir. Ayrımın pratik hâli çok daha basit ve tek bir soruyla veriliyor: senin cümlen neyi iddia ediyor?

Bir kurumun kaç başvuru aldığını söyleyecekse idari kayıt tam olarak doğru kaynaktır ve başka hiçbir kaynak onun kadar iyi değildir.

Bir olgunun toplumdaki büyüklüğünü söyleyecekse ölçmek için tasarlanmış bir kaynak gerekir; idari kayıt bu cümleyi taşıyamaz.

Belirli bir grubun bir konudaki deneyimini anlatacaksa araştırma verisi en uygunudur ve o araştırmanın kimlerle yapıldığını da cümleye yazmak gerekir.

Yaygın yanlışResmî istatistiğin her soruya cevap verdiği sanılır.
Doğrusu

Resmî istatistikler belirli sorular için tasarlanır ve o soruların dışında kalan konularda ya hiç veri yoktur ya da veri başka bir amaçla toplanmıştır. Bir konuda resmî sayı bulunmaması, o konunun ölçülemez olduğunu değil, ölçülmek üzere tasarlanmamış olduğunu gösterir.

"Açık" ne demek

Bir veri dosyasının indirilebilir olması, onu kullanabileceğin anlamına gelmiyor.

Bu ayrım pratikte üç durum üretiyor.

Dosya indirilebilir ve lisansı yok: kullanım koşulları belirsizdir ve belirsizlik kullanana risk bırakır.

Dosya lisanslıdır ve koşulları vardır: koşullar okunur ve uyulur; kaynak gösterme neredeyse her zaman koşuldur.

Dosya erişime kapalıdır ve başvuruyla açılır: özellikle kişisel veri içeren kümelerde olağan yol budur.

Yaygın yanlışKamuya açık olan verinin serbestçe kullanılabileceği sanılır.
Doğrusu

Kamuya açık olmak görülebilir olmaktır; kullanılabilir olmak ayrı bir izindir. İkisi çoğu zaman birlikte gelir ve her zaman değil; koşulu belirleyen şey dosyanın yanındaki lisans metnidir.

Aynı adı taşıyan farklı sayılar

İstatistik serilerinde en çok yanılgı üreten şey, zamanın kendisi.

Kırılma üç yerden gelir. Tanım değişir: kimin sayılacağı yeniden belirlenir. Yöntem değişir: veri toplama biçimi ya da hesaplama farklılaşır. Kapsam değişir: idari sınırlar, yaş aralıkları ya da sektör tanımları güncellenir.

Üçünün sonucu aynı: iki tarihteki sayı yan yana konduğunda ortaya çıkan fark, olgudaki değişimi değil ölçümdeki değişimi gösterir.

Yaygın yanlışUzun bir serinin kesintisiz olduğu sanılır.
Doğrusu

Uzun seriler genelde birden çok dönem, birden çok tanım ve birden çok yöntem içerir. Bir seriyi kullanmadan önce tablonun altındaki notlar okunur; o notlar serinin nerede kırıldığını söyleyen tek yerdir.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Sayıların nasıl üretildiği de incelenebilen bir konu.

Sayılan ve sayılmayan

Şimdi dersin en başındaki tartışmaya geri dönüyoruz ve orada görünmeyen şeyi konuşuyoruz.

Bir istatistik sistemi neyi ölçeceğine karar verir. O karar, bir toplumun kendisi hakkında hangi soruları sorabileceğini de belirler.

Bir olgu düzenli olarak sayılıyorsa hakkında konuşulabilir: büyüklüğü bilinir, zaman içinde izlenir, bir politikanın işe yarayıp yaramadığı ölçülebilir. Hiç sayılmayan bir olgu bu tartışmaya giremez; onunla ilgili her cümle "veriye dayanmıyor" diye karşılanır.

Bu, kimsenin kötü niyetli olmasını gerektirmiyor. Bir istatistik sistemi sınırlı kaynakla çalışır ve neyi ölçeceğini seçmek zorundadır. Seçimin kendisi tarafsız olsa bile sonucu tarafsız değildir.

Yaygın yanlışVeriye dayanmayan bir iddianın kendiliğinden zayıf olduğu sanılır.
Doğrusu

Veri yokluğu bazen olgunun yokluğunu, bazen ölçüm kararının yokluğunu gösterir. İkisini ayırmadan verilen "kanıtlanmamış" hükmü, ölçülmemiş olanı yok saymaya dönüşür ve bu, bir bilgi değerlendirmesi değil bir görünürlük yargısıdır.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışBir sayının kaynağını yazmanın yeterli olduğu düşünülür.
Doğrusu

Kaynak adı, sayının hangi tanımla ve hangi kapsamla üretildiğini söylemez. Bir sayı aktarılırken yanında en az üç şey gider: neyi saydığı, kimleri kapsadığı ve hangi tarihe ait olduğu.

Yaygın yanlışGüncel sayının her zaman daha iyi olduğu sanılır.
Doğrusu

Yeni yayımlanan bir sayı geçici olabilir ve sonradan düzeltilir; kesinleşmiş bir önceki dönem verisi bazen daha sağlam bir dayanaktır. Tabloda "geçici" ya da "revize" ibaresi varsa bu, sayının hangi aşamada olduğunu bildiren bir işarettir.

Yaygın yanlışOndalık basamağın kesinlik gösterdiği düşünülür.
Doğrusu

Bir tahminin virgülden sonra basamak taşıması, o kadar hassas ölçüldüğü anlamına gelmez; hesaplamanın çıktısı böyledir. Örnekleme dayanan bir sayı her zaman bir aralık taşır ve o aralık genelde ondalık basamaktan büyüktür.

Yaygın yanlışKüçük gruplara ilişkin sayıların da aynı güvenle kullanılabileceği sanılır.
Doğrusu

Bir araştırma büyük bir topluluk için sağlam sonuç verirken, o topluluğun küçük bir alt grubu için çok az gözlem içerebilir. Alt grup sayıları kullanılmadan önce kaç gözleme dayandığına bakılır; kurumlar bu yüzden bazı hücreleri hiç yayımlamaz.

Aklında kalsın

Bir sayıyı metnine almadan önce geçmesi gereken yedi kontrol.

  1. Hiçbir sayı doğrudan dünyadan gelmez; önce bir tanım yapılır, sonra o tanıma uyanlar sayılır.
  2. Üç üretim mantığı vardır: ölçmek için tasarlanmış istatistik, işin yan ürünü olan idari kayıt, belirli bir soru için toplanmış araştırma verisi.
  3. İdari kayıt kendi kapsamında eksiksizdir ve o kapsamın dışını hiç göremez; kapsam dışı kalanlar sayının içinde değil, farkın içindedir.
  4. Sayıyı seçmeden önce cümleni kur: "kaç başvuru geldi" ile "kaç kişi bu durumda" farklı kaynaklar ister.
  5. Açıklık teknik değil hukuki bir özelliktir; indirilebilen dosya, kullanım izni verilmiş dosya demek değildir.
  6. Uzun seriler kırılır; tablonun altındaki notlar, iki tarihin karşılaştırılabilir olup olmadığını söyleyen tek yerdir.
  7. Ölçülmeyen olgu tartışmaya giremez; "veri yok" cümlesi bazen olgunun değil, ölçüm kararının yokluğunu bildirir.

Sonraki derse köprü

Sayının nereden geldiğini artık sorabiliyorsun. Sıradaki adım, o sayının sana nasıl gösterildiği.

Bir sayı nadiren çıplak gelir. Bir tablonun içinde bir hücre olarak, bir çubuğun yüksekliği olarak ya da bir çizginin eğimi olarak gelir. Bu sunum biçimlerinin kendi dilbilgisi var: bir eksenin neyi gösterdiği, bir çubuğun neye göre uzun sayıldığı, bir çizginin hangi aralıkta çizildiği okunması gereken bilgiler.

Sıradaki derste bu dili söküyoruz. Bir tabloda satır ile sütunun ne iş yaptığını, bir grafikte eksenlerin ne söylediğini, hangi veri türü için hangi gösterimin uygun olduğunu ve bir görselden bilgi çıkarmanın adım adım nasıl yapıldığını göreceğiz. Bu ders bittiğinde bir grafiğe bakıp ne söylediğini okuyabileceksin — bir sonraki derste ise aynı grafiğin ne söylemediğini göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.