İçeriğe geç

HAZ-005-02·Temel Dijital ve Veri Okuryazarlığı

Arama motoru sonuçlarını ve web kaynaklarını değerlendirme

hazırlık2.045 kelime≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Yedi madde hâlinde, ekran karşısındaki iş.

  1. Bir sonuç listesi bir cevap değil bir sıralamadır ve sıralama ölçütlerinin hiçbiri doğruluk değildir.
  2. Üstteki sonuç en bulunabilir sonuçtur; bulunabilirlik ile doğruluk farklı özelliklerdir.
  3. Bir sayfanın güvenilirliği o sayfada kalarak anlaşılmaz; yatay okuma, sayfadan çıkıp kaynağı dışarıdan öğrenmektir.
  4. Yayıncı kimliği üç yerden yoklanır — adres, iletişim bilgisi, finansman — ve hiçbiri tek başına yeterli değildir.
  5. Sorulacak soru "bu bir reklam mı" değil "bu sayfa nasıl para kazanıyor"; ikincisi birincisini de cevaplar.
  6. Sonuç listesi kişiye göre değişir; ortak liste yoksa tartışmanın ortak hakemi de yoktur.
  7. Üst sıralarda görünmek çalışılabilir bir iştir, bu yüzden görünürlük bilgiyi değil görünür olmaya ayrılan kaynağı ölçer.

Açılış sahnesi

İki kişi bir konuyu tartışıyor ve anlaşamıyorlar. İkisi de aynı şeyi yapıyor: telefonunu çıkarıp aynı soruyu aratıyor.

Birincinin ekranında bir liste beliriyor. İkincinin ekranında başka bir liste.

İkisi de kendi listesinin ilk sonucunu okuyup karşı tarafa gösteriyor. İki sonuç birbiriyle çelişiyor.

Tartışma bu noktada yön değiştiriyor: artık konu tartışılmıyor, kimin sonucunun daha üstte olduğu tartışılıyor.

Kimse yalan söylemedi ve kimse hile yapmadı. İki kişi aynı soruyu sordu, iki farklı cevap aldı ve ikisi de aldığı cevabın "internetin cevabı" olduğunu sandı.

Bu derste ne olacak

Bu dersin tek bir savı var: bir arama sonucu listesi bir cevap değil, bir sıralamadır — ve sıralamayı üreten ölçüt doğruluk değildir.

Bu savın üç parçası var ve dersi de bu üç parça taşıyor.

Birinci parça sıralamanın kendisi: sonuçlar neye göre diziliyor ve bu ölçütün doğrulukla ilişkisi ne kadar.

İkinci parça sayfanın arkası: ekranda gördüğün metni kim, hangi amaçla ve hangi parayla yazdı — ve bunu sayfanın kendisine bakarak neden öğrenemezsin.

Üçüncü parça listenin kişiselliği: aynı sorunun herkese aynı cevabı vermemesi, ortak bir zeminin ne zaman kaybolduğunu gösteriyor.

Aşağıdaki tartışmalar, siteler ve kurumlar kurgudur; sıralamanın ve görünüşün aynı anda nasıl yanılttığını tek bir yerde toplamak için düzenlendiler.

Sıfır noktası — liste bir cevap değil

Arama kutusuna bir soru yazdığında karşına gelen şey, o sorunun cevabı değil. O soruyla ilgili olduğu tahmin edilen sayfaların bir sıraya dizilmiş hâli.

Bu, arama sisteminin kusuru değil tasarımı. Bir sistem sayfanın doğruluğunu ölçemez, çünkü doğruluk sayfanın kendisinde durmaz; başka bilgilerle karşılaştırılarak anlaşılır ve o karşılaştırma bir yargı gerektirir.

Yaygın yanlışÜstteki sonucun en doğru sonuç olduğu sanılır.
Doğrusu

Üstteki sonuç, sıralama ölçütlerine göre en yüksek puanı alan sonuçtur. Bu ölçütler bir sayfanın ne kadar bulunabilir olduğunu gösterir; ne söylediğinin doğru olup olmadığını değil.

Mekanizma — yatay okuma

Bir sayfanın güvenilirliğini o sayfaya bakarak anlamaya çalışmak, en yaygın ve en verimsiz yöntem.

Sayfa kendi hakkında ne söylerse söylesin, o sözün doğruluğunu yine kendisi doğrulayamaz. Tasarım profesyonel olabilir, dil ciddi olabilir, "hakkımızda" sayfası uzun olabilir; bunların hepsi üretilebilir şeyler.

İşlem üç soruyla yürüyor ve üçünün de cevabı sayfanın dışında.

Kim yayımlıyor? Kurumun ya da kişinin adını aratıp başkalarının onun hakkında ne yazdığına bak.

Bu iddia başka yerde de geçiyor mu? Sayfadaki merkezî iddiayı kendi kelimelerinle aratıp bağımsız bir kaynakta karşılığını ara.

İddianın kaynağı ne? Sayfa bir çalışmaya dayanıyorsa o çalışmayı bul; HAZ-004'te kurduğumuz aktarım zincirini geriye doğru sür.

Yaygın yanlışBir sayfayı dikkatlice okumanın onu değerlendirmek olduğu düşünülür.
Doğrusu

Dikkatli okuma sayfanın ne dediğini gösterir, kim olduğunu göstermez. Değerlendirme sayfadan çıkmayı gerektirir; içeride kalan okur, sayfanın kendisi hakkında söylediklerine mahkûmdur.

Sayfanın arkasında kim var

Yatay okumanın ilk sorusu en çok iş görenidir.

Üç işaret hızlı fikir verir ve hiçbiri tek başına yeterli değildir.

Adres: sitenin alan adı, kurumun türü hakkında bir ipucu taşır ve yalnız bir ipucudur; adres benzerlikleri bilinen kurumları taklit etmek için de kullanılır.

İletişim bilgisi: gerçek bir adres, gerçek bir kurum adı ve gerçek kişi adları varsa doğrulanabilir bir taraf var demektir. Hiçbiri yoksa hesap sorulabilecek kimse yok demektir.

Finansman: kim ödüyor sorusunun cevabı sitede yazmıyorsa dışarıdan aranır. Cevap bulunamıyorsa bu da bir bilgidir.

Yaygın yanlışProfesyonel görünen bir sitenin kurumsal olduğu sanılır.
Doğrusu

Bir sitenin görünümü, onu yapan kişinin becerisini gösterir; arkasında kim olduğunu göstermez. Görünüş bugün en ucuz üretilen şey ve en çok güven kazandıran şey olmaya devam ediyor.

Reklam nerede biter, içerik nerede başlar

Bir sayfada gördüğün metnin neden orada olduğunu bilmek, ne söylediğini bilmek kadar önemli.

İşaretler genelde vardır ve küçük yazılır: "sponsorlu", "iş birliğiyle", "tanıtım", "ortak içerik". Bunları aramak bir alışkanlık hâline gelmelidir, çünkü sayfanın geri kalanı bu işareti fark ettirmeyecek biçimde tasarlanır.

Arama sonuçlarında da aynı ayrım vardır: listenin başındaki bazı sonuçlar ödeme yapılarak oraya konur ve küçük bir etiketle işaretlenir. Etiketi görmeyen kişi için o sonuç, sıralamanın en üstü demektir.

Yaygın yanlışReklamın her zaman fark edileceği düşünülür.
Doğrusu

Reklamın kolay tanınan biçimleri var ve asıl mesele tanınmayanlar. Sorulacak soru "bu bir reklam mı" değil; "bu sayfa nasıl para kazanıyor". İkinci sorunun cevabı, birincisini de cevaplar.

Web kaynağının yeterli olduğu yerler

Buraya kadar okuduğun her şey bir şüphe listesi gibi durabilir. Bir düzeltme gerekiyor: web kaynağı kendiliğinden zayıf bir kaynak değil.

Bazı durumlarda internetteki sayfa, kaynağın ta kendisidir. Bir kurumun kendi duyurusu, o kurumun ne dediği sorusunun birincil kaynağıdır. Bir mevzuat metni resmî sitesinde durur ve başka bir yerde aranması gerekmez. Bir belediyenin yayımladığı hizmet listesi, o hizmetlerin resmî kaydıdır.

Ayrım şu soruyla kuruluyor: sayfayı, bir olgunun kanıtı olarak mı kullanıyorsun, yoksa o kurumun sözünün kaydı olarak mı? İkincisi için sayfa yeter ve ona atıf yaparken erişim tarihini yazmak gerekir, çünkü sayfa değişebilir.

Yaygın yanlışAkademik bir metinde web kaynağı kullanmanın zayıflık olduğu sanılır.
Doğrusu

Kaynağın nerede durduğu değil, ne için kullanıldığı belirleyicidir. Bir kurumun beyanı için o kurumun sayfası en güçlü kaynaktır; bir olgunun ölçüsü için ise bir sayfa nadiren yeter.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

İnsanların ekranda gördükleri şeyi nasıl değerlendirdiği ölçülebilen bir davranış.

Aynı soru, farklı ekranlar

Şimdi açılıştaki iki kişiye dönüyoruz ve orada olan şeyin adını koyuyoruz.

Bir arama sonucu listesi, arayan kişiye göre değişir. Nerede olduğun, daha önce neleri açtığın, hangi cihazı kullandığın ve hangi hesapla giriş yaptığın listeyi biçimlendirir.

Bunun bir yararı var: aradığın şeye daha yakın sonuç gelir. Bir de sonucu var ve bu, sosyolojik olarak asıl mesele.

Ortak bir liste yoksa ortak bir kaynak da yok. İki kişi bir tartışmada "baktım, öyle diyor" dediğinde artık aynı şeye bakmış olmuyorlar ve tartışmanın hakemi ortadan kalkıyor.

Mesele burada bitmiyor. Üst sıralarda görünmek çalışılabilir bir iştir: sayfa yapısı, kelime seçimi, bağlantı ağı ve düzenli güncelleme bir iş gücü ister. Bu iş gücüne sahip kurumlar üstte, sahip olmayanlar altta çıkar. Görünürlük bilgiyi değil, görünür olmaya ayrılan kaynağı ölçer.

Yaygın yanlışKişiselleştirmenin yalnız reklamları etkilediği sanılır.
Doğrusu

Sıralamanın kendisi de kişiselleşir ve bu, bir konuda ne kadar farklı görüş bulunduğuna dair izlenimini doğrudan biçimlendirir. Bir görüşün yaygınlığını arama sonuçlarından çıkarmak, kendi ekranını dünya sanmaktır.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışBir bilginin çok sayıda sitede geçmesinin onu doğruladığı sanılır.
Doğrusu

Aynı bilgi tek bir kaynaktan çoğaltılmış olabilir ve çoğaltma sayısı bir doğrulama değildir. Sorulacak soru kaç sitede geçtiği değil, kaç bağımsız kaynağa dayandığı.

Yaygın yanlışBir sayfanın tarihinin bilginin tarihi olduğu düşünülür.
Doğrusu

Sayfa üzerindeki tarih çoğu zaman yayımlanma değil güncellenme tarihidir ve bir sayfa, içeriği hiç değişmeden yeniden tarihlenebilir. İçindeki bilginin ne zamana ait olduğu, kaynağına gidilerek anlaşılır.

Yaygın yanlışBir konuda hiçbir sonuç bulunamamasının o şeyin olmadığını gösterdiği sanılır.
Doğrusu

Arama sistemleri bir şeyin yokluğunu gösteremez; yalnız kendi dizininde bulamadığını söyler. Yokluk iddiası, aramanın kapsamı bilinmeden kurulamaz.

Yaygın yanlışEkranda okunanın hatırda kalırken kaynağının da kalacağı düşünülür.
Doğrusu

Bilgi ile kaynağı zihinde birlikte saklanmaz; birkaç gün sonra elinde iddia kalır, nereden geldiği kalmaz. Bu yüzden ekranda değerlendirme yapmak yetmez, kaynak o anda yazılır.

Aklında kalsın

Yedi madde hâlinde, ekran karşısındaki iş.

  1. Bir sonuç listesi bir cevap değil bir sıralamadır ve sıralama ölçütlerinin hiçbiri doğruluk değildir.
  2. Üstteki sonuç en bulunabilir sonuçtur; bulunabilirlik ile doğruluk farklı özelliklerdir.
  3. Bir sayfanın güvenilirliği o sayfada kalarak anlaşılmaz; yatay okuma, sayfadan çıkıp kaynağı dışarıdan öğrenmektir.
  4. Yayıncı kimliği üç yerden yoklanır — adres, iletişim bilgisi, finansman — ve hiçbiri tek başına yeterli değildir.
  5. Sorulacak soru "bu bir reklam mı" değil "bu sayfa nasıl para kazanıyor"; ikincisi birincisini de cevaplar.
  6. Sonuç listesi kişiye göre değişir; ortak liste yoksa tartışmanın ortak hakemi de yoktur.
  7. Üst sıralarda görünmek çalışılabilir bir iştir, bu yüzden görünürlük bilgiyi değil görünür olmaya ayrılan kaynağı ölçer.

Sonraki derse köprü

Bu derste kaynağını gizleyen bir ortamla çalıştık: sayfa karşındaydı, arkasındaki kimse görünmüyordu ve onu bulmak için dışarı çıkman gerekiyordu.

Şimdi bunun tam tersine geçiyoruz.

Bazı veri kaynakları kendilerini eksiksiz biçimde açıklar: kimin ürettiği, hangi yöntemle toplandığı, kimleri kapsadığı ve nasıl kullanılabileceği baştan yazılıdır. Resmî istatistikler, açık veri portalları ve araştırma arşivleri bu türden. Bu kaynakların sorunu gizlilik değil; okunmadan kullanılmaları.

Sıradaki derste bu üç kaynağı ayıracağız. Bir resmî istatistiğin nasıl üretildiğini ve neyi ölçmek için tasarlandığını, açık verinin hangi anlamda açık olduğunu, araştırma verisinin neden farklı kurallarla paylaşıldığını göreceğiz. Bir sayının nereden geldiğini bilmek, o sayıyı hangi cümlede kullanabileceğini de belirliyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.