Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Bir diploma aynı anda bilginin, disiplinin ve bir gruba girişin belgesi olabilir; hangi anlamın ağır bastığı tartışmalıdır.
- Belgecilik, işlere erişimin işin gereklerinden çok eğitim belgelerine bağlanmasını anlatır; mesleki kapanma onun somut biçimidir.
- Diploma enflasyonu, bir belgeye sahip olanlar çoğaldıkça o belgenin ayırt edici gücünün azalmasıdır.
- Hirsch'in konumsal mal kavramı, diplomanın değerinin bir ölçüde başkalarının ona sahip olup olmamasına bağlı olduğunu gösterir.
- Kitleselleşme, üniversiteler ve bölümler arasındaki yatay tabakalaşmayı derinleştirir; aynı unvanın arkasında farklı ağlar ve fırsatlar durur.
- Birinci kuşak öğrenciler üniversitenin yazılı olmayan kurallarını çoğu zaman ailelerinden öğrenemez; diplomadan mesleğe geçişte tanıdıklar ve stajlar belirleyici olabilir.
- Türkiye'de üniversite sayısının hızla artması, erişimi genişletirken «hangi üniversite» sorusunu öne çıkararak yatay tabakalaşmayı belirginleştirdi.
Açılış sahnesi
Büyük bir lojistik şirketinin insan kaynakları biriminde, Gülşen Hanım bir depo sorumlusu pozisyonu için gelen başvuruları inceliyor. İlanda «tercihen üniversite mezunu» yazıyordu. Gelen başvuruların neredeyse hepsi üniversite mezunu. Aralarında işletme, iktisat, kamu yönetimi, sosyoloji ve lojistik bölümlerinden mezunlar var; bir kısmı yüksek lisans yapmış.
Gülşen Hanım, otuz yıl önce kendisi bu şirkete girdiğinde aynı pozisyon için lise diplomasının yettiğini hatırlıyor. Depoda yıllarca çalışmış, işi en iyi bilen ustabaşı da lise mezunuydu. Şimdi ise yüzlerce özgeçmişi hızla elemek zorunda. Önce üniversite adına bakıyor; büyük kentlerdeki köklü üniversitelerden mezun olanları bir yana ayırıyor. Sonra staj deneyimlerine, yabancı dil puanlarına ve sertifikalara bakıyor.
Elemenin sonunda kalan yedi adayın hepsinin özgeçmişi birbirine benziyor. Gülşen Hanım, bir an duraklayıp kendine soruyor: bu adaylar arasında depoyu en iyi yönetecek kişiyi mi seçiyorum, yoksa yalnız en iyi belgelere sahip olanı mı?
Bu derste ne olacak
Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.
Okul yolunun en üst basamağı, yükseköğretimdir; okuldaki eşitsizliklerin önemli bir kısmı burada birikir ve iş hayatına taşınır. Türkiye sosyolojisi derslerinde yükseköğretimin kitleselleşmesini, yani üniversitenin küçük bir seçkin kesimin ayrıcalığı olmaktan çıkıp geniş kesimlerin erişebildiği bir kuruma dönüşmesini tanımıştık. Kuram laboratuvarında da okuduğu işin altında çalışan mezunları birkaç kuramın gözünden okumuştuk. Bu derste kitleselleşmenin diplomaların değerine ve mesleklere geçişe neler yaptığını ayrıntılı biçimde inceleyeceğiz.
Önce diplomanın değerinin neden değiştiğini, sonra üniversiteler ve bölümler arasındaki yeni ayrımları, ardından diplomadan mesleğe geçişte işleyen mekanizmaları ele alacağız.
Sıfır noktası — diploma neyin belgesidir?
Bir üniversite diploması, aynı anda birkaç şeyin belgesi olabilir. Sahibinin belirli bir alanda bilgi ve beceri edindiğini gösterebilir. Bir kurumun disiplinine yıllarca uyabildiğini, sınavları geçebildiğini ve bir işi tamamlayabildiğini gösterebilir. Ve sahibinin belirli bir toplumsal gruba, okumuşlar arasına girdiğini gösterebilir. Hangi anlamın ağır bastığı, sosyolojide uzun süredir tartışılan bir sorudur.
Weberci gelenekte bu soruya verilen cevap, diplomanın büyük ölçüde bir erişim belgesi olduğuydu. Önceki derslerde Collins'in bu yaklaşımına kısaca değinmiştik.
Mekanizma — diploma neden değer kaybeder?
Eğitim genişledikçe, aynı diplomaya sahip insanların sayısı artar. Bir zamanlar azınlığın sahip olduğu bir belge, çoğunluğun sahip olduğu bir belgeye dönüşür.
İngiliz iktisatçı Fred Hirsch, yetmişlerin ortasında yayımladığı bir kitapta, bu durumun mantığını açıklayan bir kavram önerdi.
Yeni ayrımlar — hangi üniversite, hangi bölüm?
Kitleselleşme, yükseköğretime erişimdeki eski eşitsizlikleri azaltırken yeni ayrımlar da üretir. Kapıdan geçmek artık yetmiyor; hangi kapıdan, hangi koridora geçildiği belirleyici oluyor.
Yükseköğretimin kitleselleşmesi, ailesinde ilk kez üniversiteye giden öğrencilerin sayısını da artırdı.
Diplomadan mesleğe
Diploma, mesleğe geçişin tek belirleyicisi değildir. Mesleklere giriş, diplomanın yanında stajlara, sınavlara, ağlara ve tanıdıklara bağlıdır. Sosyal sermaye derslerinde gördüğümüz bağlar, bu geçişte belirleyici olabilir.
Ölçüt nerede yanlış çalışıyor
Belgecilik ve diploma enflasyonu kavramları, yükseköğretimin değerini sorgulamak için güçlü araçlardır; ama aşırıya götürüldüklerinde yanıltıcı olabilirler.
Birincisi, her diploma yalnız bir belge değildir. Tıp, mühendislik ve hukuk gibi bazı alanlarda diplomanın arkasında gerçekten uzun ve zorunlu bir eğitim vardır; bu alanlarda belge şartı, toplumu yetersiz uygulamalara karşı korur.
İkincisi, diploma enflasyonuna rağmen üniversite mezunları, pek çok ülkede ortalama olarak daha yüksek ücret alır, daha az işsiz kalır ve daha uzun süre çalışma hayatında kalır. Diplomanın göreli avantajının azalması, mutlak avantajının ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Üçüncüsü, yükseköğretimin değerini yalnız iş piyasasındaki getiriyle ölçmek, onun eleştirel düşünme, yurttaşlık, kişisel gelişim ve kültürel katılım gibi daha geniş katkılarını görmezden gelir.
Kuramsal mercekler
Yükseköğretim ile meslekler arasındaki ilişki, üç farklı açıdan okunur.
İnsan sermayesi açısı, üniversitede geçen yılları gelecekte karşılığı alınacak bir birikim sayar ve diplomanın getirisini, öğrenilen becerilerin üretkenliği artırmasıyla açıklar.
Belgecilik ve kapanma açısı, diplomaların işlere erişimi düzenleyen statü belgeleri olduğunu, meslek gruplarının ve kurumların belge şartları aracılığıyla kendi alanlarını koruduğunu vurgular.
Konumsal rekabet açısı ise diplomaları bir yarışta öne geçme araçları olarak görür ve eğitimin genişlemesinin, herkesin daha uzun süre okuduğu ama göreli konumların değişmediği bir yarışa dönüşebileceğini tartışır.
Gülşen Hanım'ın masasındaki yedi özgeçmiş, bu üç açının üçüne de malzeme sunar: adayların gerçek becerileri, ilanın istediği belge ve adayların birbirinin önüne geçmek için biriktirdiği sertifikalar.
Ölçek
Birey ölçeğinde yükseköğretim, bir gencin bölüm seçimi, okul yılları boyunca biriktirdiği deneyimler ve mezuniyetten sonraki ilk iş arayışı olarak yaşanır.
Kurum ölçeğinde, üniversitelerin saygınlığı, mezun ağları, şirketlerle ilişkileri ve kariyer merkezleri, mezunların iş hayatına geçişinde belirleyici olur. İşverenlerin işe alım uygulamaları da diplomaların nasıl okunduğunu belirler.
Toplum ölçeğinde ise yükseköğretimin genişlemesi, işgücünün eğitim düzeyini, kuşaklar arası hareketliliği ve meslek gruplarının yapısını dönüştürür; aynı zamanda diploma enflasyonu ve aşırı eğitim gibi yeni sorunlar doğurur.
Türkiye'de üniversitenin adı
Türkiye'de iki binli yıllardan itibaren üniversite sayısı hızla arttı. Devlet üniversiteleri Anadolu'nun küçük kentlerine kadar yayıldı; büyük kentlerde de çok sayıda vakıf üniversitesi açıldı. Kampüsler kalabalıklaştı ve daha önce üniversite eğitiminden uzak kalan bölgelerin ve ailelerin çocukları için yeni olanaklar doğdu.
Bu genişleme, yatay tabakalaşmayı da derinleştirdi. Köklü devlet üniversiteleri ve bazı vakıf üniversiteleri ile yeni kurulan üniversiteler arasında, öğretim kadrosu, araştırma olanakları, mezun ağları ve iş piyasasındaki tanınırlık bakımından belirgin farklar oluştu. Gündelik dilde «hangi üniversiteden mezunsun» sorusu, «üniversite mezunu musun» sorusunun önüne geçti.
Bu tablo hakkında farklı değerlendirmeler vardır. Bazıları, yeni üniversitelerin kurulmasının yükseköğretime erişimi demokratikleştirdiğini, bölgesel kalkınmaya ve yerel ekonomiye katkıda bulunduğunu, zamanla bu üniversitelerin de güçleneceğini savunur. Bazıları ise yeterli öğretim kadrosu ve altyapı oluşmadan hızla açılan üniversitelerin, mezunlarına iş piyasasında karşılık bulmayan diplomalar verdiğini ve eşitsizliği yalnız bir üst basamağa taşıdığını öne sürer. Üniversiteler arasındaki saygınlık farklarının köklü bir gelenekle kurumsallaştığı ülkelerle karşılaştırıldığında, Türkiye'deki ayrışmanın görece kısa bir sürede, hızlı bir genişlemenin içinde ortaya çıktığı görülür.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Diplomaların değerine ve mesleğe geçişe dair iddiaları sınamak için araştırmacılar birkaç ayrı iz sürer.
Yaygın hatalar
Aklında kalsın
- Bir diploma aynı anda bilginin, disiplinin ve bir gruba girişin belgesi olabilir; hangi anlamın ağır bastığı tartışmalıdır.
- Belgecilik, işlere erişimin işin gereklerinden çok eğitim belgelerine bağlanmasını anlatır; mesleki kapanma onun somut biçimidir.
- Diploma enflasyonu, bir belgeye sahip olanlar çoğaldıkça o belgenin ayırt edici gücünün azalmasıdır.
- Hirsch'in konumsal mal kavramı, diplomanın değerinin bir ölçüde başkalarının ona sahip olup olmamasına bağlı olduğunu gösterir.
- Kitleselleşme, üniversiteler ve bölümler arasındaki yatay tabakalaşmayı derinleştirir; aynı unvanın arkasında farklı ağlar ve fırsatlar durur.
- Birinci kuşak öğrenciler üniversitenin yazılı olmayan kurallarını çoğu zaman ailelerinden öğrenemez; diplomadan mesleğe geçişte tanıdıklar ve stajlar belirleyici olabilir.
- Türkiye'de üniversite sayısının hızla artması, erişimi genişletirken «hangi üniversite» sorusunu öne çıkararak yatay tabakalaşmayı belirginleştirdi.
Sonraki derse köprü
Bu derste eğitimin en üst basamağını ve oradan mesleklere geçişi gördük. Ama bugün öğrenme, yalnız okulların ve üniversitelerin duvarları içinde gerçekleşmiyor. Çevrim içi dersler, eğitim uygulamaları ve uzaktan öğretim, öğrenmenin nerede ve nasıl yapılacağını değiştiriyor. Okulun yanında, dershaneler, özel dersler ve sınav hazırlık kursları gibi resmî sistemin gölgesinde büyüyen bir eğitim piyasası var. Ve insanlar, bir kez okuldan mezun olduktan sonra da hayatları boyunca yeni beceriler öğrenmek zorunda kalıyor. Sonraki ders, dijital eğitimi, gölge eğitimi ve yaşam boyu öğrenmeyi, bunların eşitsizlikleri azaltıp azaltmadığı sorusuyla birlikte ele alıyor.