Kaybedilecek olanın kurulması
Sahnenin işi: Babayı, öldüğünü öğrenmeden önce seyircinin gözünde bir insan yapmak; kaybı bir bilgi olmaktan çıkarıp yaraya çevirmek.
İÇ. NEVİN'İN İSTANBUL'DAKİ DAİRESİ – GECE
Nevin telefonda. Gülümsüyor.
NEVİN
Ben de seni çok seviyorum babacığım. Yakında geleceğim, söz.
BABA (TEL.)
Seni çok özledim kızım. Kendine iyi bak.
Nevin telefonu kapatıyor, mutlu bir iç çekiyor.
İÇ. NEVİN'İN İSTANBUL'DAKİ DAİRESİ – GECE
Masada açık bir dizüstü, yarım bir sunum. Telefon titriyor: BABAM. Nevin üçüncü çalışta açıyor, hoparlöre alıp yazmaya devam ediyor.
BABA (TEL.)
Cevizler döküldü. Bu sene iri.
NEVİN
Baba, toplantıdayım sayılır.
BABA (TEL.)
Rıfat yine geldi. Kâğıt getirdi.
Nevin yazmayı bırakıyor.
NEVİN
Ver gitsin şu evi. Ne yapacaksın tek başına o kadar odayı?
Sessizlik. Hattın öbür ucunda bir kapı gıcırtısı, sonra rüzgâr.
BABA (TEL.)
Ceviz beklemez. Ayın on beşine gel.
Hat kesiliyor. Nevin ekrana bakıyor, geri aramıyor. Takvim uygulamasını açıyor: on beşinde bir toplantı. Siliyor. Sonra geri alıyor.
Yeniden yazımda ne değişti
- Sevgi söylenmiyor, bir ritüelle taşınıyor: ceviz hasadı, babanın kızına uzattığı tek davettir ve hikâyenin sonunda kapanmamış bir borç olarak kalır.
- Tartışma kayıptan önce kuruluyor. «Ver gitsin şu evi» cümlesi, Nevin'in ileride taşıyacağı suçluluğun tohumudur; intikamın altındaki yas bu cümlede başlar.
- Hedef babanın ağzından, sıradan bir bilgi olarak giriyor. Rıfat ilk kez kötü biri olarak değil, kâğıt getiren biri olarak anılıyor; seyirci onu sonradan yeniden okuyacak.
- Takvimdeki silip geri alma, karakterin kararsızlığını tek bir harekete sığdırıyor. Seyirci onun gelmeyeceğini sezer; bu sezgi babanın ölümünü daha ağır kılar.