Ders 3.2

Tipografinin sesi

Seviye I — Görsel Okuryazarlık · Modül 3 — Renk, Tipografi ve İmge

2.557 kelime16 film örneği≈ 12 dk okuma≈ 17 dk seslendirme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Birincisi. Tipografi sözcüklerin okunmasını değil, nasıl duyulacağını belirler. Aynı üç kelime, farklı bir karakterle başka bir şey söyler.

İkincisi. Tipografik ses iki kaynaktan gelir: biçimin kendisi ve biçimin geçmişi. Birincisi kalıcı, ikincisi kayar.

Üçüncüsü. Seçim üç ölçütle yapılır: işlev, karakter ve sistem. Metinde sistem ve işlev öne alınır, ses başlıkta çıkarılır.

Dördüncüsü. Bir sayfanın sesini çoğu zaman yazı karakteri değil, boşluk belirler. Sorun karakter değiştirerek değil, ayar yaparak çözülür.

Beşincisi. Türkçede büyük harfe dönüştürme otomatik sistemlere bırakılmaz. İ ile I karışması bir yazım hatası değil, bir özensizlik işareti olarak okunur.

Açılış sahnesi

Üç kelime söyleyeceğim: kapıyı kapat.

Şimdi bu üç kelimeyi beş ayrı insanın ağzından duy.

Bir arkadaşın söylüyor, üşümüşsün. Bir haber spikeri söylüyor, tuhaf bir cümle oluyor. Bir çavuş söylüyor, emir. Sevdiğin biri fısıldıyor, davet. Bir çocuk söylüyor, oyun.

Kelimeler hiç değişmedi. Üçü de aynı yerde, aynı sırada.

Değişen şey ses. Ve ses, kelimelerin taşıdığı bilginin üstüne başka bir bilgi koydu; çoğu zaman daha güçlü bir bilgi.

Şimdi asıl soruyu sor. Bir metin yazıldığında o ses nereye gidiyor?

Gitmiyor. Yazı karakterine geçiyor.

Bu derste ne olacak

Önce tipografinin neden bir ses olduğunu göreceğiz. Sonra bir yazı karakterinin anatomisine bakacağız; on iki kavram var ama bunları ezberlemeyeceğiz, üç soruya bağlayacağız. Ardından tipografik seçimin üç ölçütünü konuşacağız: işlev, karakter ve sistem. Sonra Türkçe için özel ve atlanamaz bir bölüm var; çünkü Türkçe, tipografide en sık bozulan dillerden biri. En sonda on altı filmden sahnelerle bunu okuyacağız. Ders bittiğinde bir yazı karakterine bakıp neden o sesi çıkardığını söyleyebiliyor olacaksın.

Sıfır noktası

Az önceki beş sese geri dönelim, çünkü bu benzetme ders boyunca bizimle kalacak.

Bunun mekanizması şudur. Bir yazı karakterine baktığında iki şey birden yaparsın. Harfleri çözersin, yani okursun. Ve aynı anda harflerin biçimini tanırsın, yani onu daha önce nerede gördüğünü hatırlarsın.

İkinci iş bilinçsizdir ve çok hızlıdır. Bir yazı karakteri sana resmî geliyorsa, sebebi onu resmî belgelerde görmüş olmandır. Ucuz geliyorsa, ucuz işlerde görmüşsündür.

Yani tipografinin sesi iki kaynaktan gelir: biçimin kendisinden ve biçimin geçmişinden.

Birinci kaynak fiziksel ve büyük ölçüde evrenseldir. Kalın bir harf ağır durur; ince bir harf hafif. Yuvarlak biçimler yumuşak, köşeli biçimler sert algılanır. Bunlar öğrenilmiş değil, doğrudan biçimin kendisinden gelir.

İkinci kaynak tamamen öğrenilmiştir ve kayabilir. Önceki derste rengin anlamının hangi markaların kullandığına göre kaydığını söylemiştik; yazı karakterleri için bu daha da hızlı işler. Bir yazı karakteri beş yıl önce yeni ve cesurken, bugün her yerde göründüğü için sıradan olabilir.

Bu benzetme bir yere kadar doğru. Şurada bozulur: konuşurken sesini cümlenin ortasında değiştirebilirsin. Tipografide ise ses, sayfanın tamamına aynı anda yayılır. Bir cümlenin tek bir kelimesini başka bir karakterle dizmek neredeyse her zaman kaba durur. Yani tipografik ses, konuşma sesinden daha az esnektir ve bu yüzden daha dikkatli seçilir.

Mekanizma

Anatomi: üç soruya bağlanan on iki kavram

Bir sanat yönetmeninin bilmesi gereken tipografi kavramları on iki tanedir. Harfin kendisiyle ilgili olanlar şunlar: x yüksekliği, üst ve alt uzantılar, sayaç ve göz, serif ve terminal, eksen ve vuruş kontrastı, genişlik ve ağırlık. Metnin bir arada durmasıyla ilgili olanlar ise kerning, tracking, satır aralığı, satır uzunluğu, paragraf ritmi ve optik hizalama.

Bu bir liste olarak öğrenilirse ezber olur. Üç soruya bağlarsak alet olur.

Birinci soru: bu harf küçükken okunur mu? Cevabı x yüksekliği, sayaç ve göz belirler. X yüksekliği, küçük harflerin gövde yüksekliğidir. Yüksek olduğunda harf küçük boyutta bile dolgun görünür. Sayaç, harflerin içindeki kapalı boşluktur; o boşluk daraldığında küçük boyutta harf bir lekeye dönüşür. Yani bir yazı karakterinin arayüzde çalışıp çalışmayacağını en çok bu iki şey belirler.

İkinci soru: bu harfin karakteri nereden geliyor? Cevabı serif, terminal, eksen ve vuruş kontrastı verir. Serif, harflerin uçlarındaki küçük çıkıntılardır. Terminal, o ucun biçimidir. Vuruş kontrastı, kalın ve ince kısımlar arasındaki farktır; yüksek kontrast klasik ve resmî, düşük kontrast çağdaş ve sakin durur. Eksen ise o kalınlaşmanın hangi açıda gerçekleştiğidir ve bir karakterin elle mi yoksa çizerek mi kurulduğu hissini verir.

Üçüncü soru: metin bir arada nasıl duruyor? Cevabı kerning, tracking, satır aralığı, satır uzunluğu, paragraf ritmi ve optik hizalama verir. Kerning iki harf arasındaki tekil ayardır; tracking bütün bir metnin harf arası genişliğidir. Satır aralığı ile satır uzunluğu birlikte çalışır: satır uzadıkça aralık da açılmalıdır, yoksa göz bir sonraki satırın başını bulamaz.

Üç ölçüt: işlev, karakter, sistem

Tipografik seçim üç ölçütle yapılır ve üçü de sorulmadan karar verilmez.

Şimdi bu üçünün nasıl çakıştığını söyleyeyim, çünkü asıl karar orada.

Karakter ölçütü genellikle tek başına en çekici olanı seçtirir. İşlev ölçütü onu eler. Sistem ölçütü ise çoğu zaman en sıkıcı görüneni seçtirir ve uzun vadede haklı çıkar.

Deneyimli bir yaklaşımın pratik çözümü şudur: metin için sistem ve işlevi öne al, başlık için karakteri. Yani gövde metninde sakin ve dayanıklı bir karakter kullan, sesi başlıklarda çıkar. Bu ayrım tek başına, tipografik hataların büyük kısmını önler.

Yaygın yanlışBurada çok yaygın bir yanlış var: özgün bir iş için özgün bir yazı karakteri gerekir.
Doğrusu

Mantıklı görünüyor. Ama bir sayfanın karakteri, kullanılan yazı karakterinden çok onun nasıl kullanıldığından gelir. Aynı sıradan karakter, boyut oranları, boşluk ve hizalama farklı kurulduğunda bambaşka bir ses çıkarır. Yeni başlayanlar karakter arar; deneyimliler ayar yapar.

Türkçe: atlanamaz bölüm

Şimdi Türkçe çalışan herkesin bilmesi gereken bir bölüme geliyoruz ve bu bölüm uluslararası kaynaklarda nadiren yer alır.

Türkçenin yedi özel harfi var: ç, ğ, ı, İ, ö, ş ve ü. Bunlardan ç, ö ve ü Batı Avrupa dillerinde de kullanıldığı için hemen her karakterde bulunur. Asıl zayıf halka ğ, ş, ı ve İ harfleridir; pek çok karakterde sonradan eklenmiştir.

Sorun şu: bu harfler bazen özensiz eklenir. Çengel yanlış açıda durur, yumuşak g'nin üstündeki işaret harfi ezer, noktasız ı ile büyük İ arasındaki ilişki bozulur. Bir yazı karakteri Latin harflerinde kusursuz görünüp Türkçe metinde dağılabilir.

Bu yüzden bir karakter seçmeden önce yapılacak tek şey vardır: Türkçe bir paragraf diz ve bak. Kartelaya değil, gerçek cümleye bak.

İkinci ve daha tehlikeli konu büyük harfe dönüştürmedir.

Türkçede küçük i'nin büyüğü İ'dir, I değil. Ve küçük ı'nın büyüğü I'dır. Otomatik sistemler bunu neredeyse her zaman yanlış yapar, çünkü çoğu yazılımın varsayılanı İngilizcedir. Sonuç şu olur: küçük harfle yazılmış "istanbul" büyük harfe çevrildiğinde "ISTANBUL" olur ve bu Türkçe değildir.

Yaygın yanlışBu, ikinci yaygın yanlışı doğuruyor: nasıl olsa küçük bir ayrıntı, kimse fark etmez.
Doğrusu

Fark eder. Üstelik bu hata bir yazım hatası gibi değil, bir özensizlik işareti gibi okunur; markanın Türkçeyi umursamadığını söyler. Kural şudur: büyük harfe dönüştürme işlemleri, özellikle i ve İ ilişkisinde otomatik sistemlere bırakılmaz. Tasarımda büyük harfli bir başlık varsa, harfler tek tek kontrol edilir.

Teoriyi bırakıp perdeye bakalım.

Filmlerden okuma

Örnekleri üç grupta topladım. Önce yazının doğrudan filmin sesi olduğu işler. Sonra kadrajın içindeki yazının dünyayı kurduğu işler. En sonda da yazıyı bir sistem olarak kullananlar.

Önce yazı filmin sesidir

Sonra kadrajdaki yazı dünyayı kurar

Şimdi Türkiye'den üç örnek

Ve üç kural bozan

Usta katmanı

Az önce metin için sistemi, başlık için karakteri öne almayı önerdim. İşin aslı biraz daha ince: bir sayfanın sesini belirleyen şey genellikle yazı karakteri değil, boşluktur.

Aynı karakter, satır aralığı açıldığında sakin; kapatıldığında acele hissi verir. Kenar boşlukları genişletildiğinde pahalı, daraltıldığında yoğun görünür. Bir önceki derste negatif alanın odak yarattığını konuşmuştuk; tipografide aynı boşluk, tonu belirler. Bu yüzden bir tipografik sorun karakter değiştirerek çözülmeye çalışıldığında genellikle çözülmez; aynı karakterle boşlukları yeniden ayarlamak çoğu zaman daha etkilidir.

İkinci nüans satır uzunluğuyla ilgili. Rahat okunan satır, yaklaşık altmış ilâ yetmiş beş karakterdir. Ama bu sayı İngilizce için verilmiştir. Türkçe kelimeler ekler yüzünden daha uzundur; aynı karakter sayısında daha az kelime sığar ve satır sonu bölünmeleri artar. Türkçe metinlerde bu aralığın alt ucuna yakın durmak, çoğu zaman daha iyi sonuç verir. Bunu bilmeyen tasarımcı, İngilizce bir şablonu Türkçeye taşıdığında metnin neden yorucu olduğunu anlayamaz.

Üçüncüsü tarihsel bir sebep. Serif harflerin uçlarındaki çıkıntıların nereden geldiği tartışmalıdır, ama bugünkü işlevi nettir: uzun metinde satır boyunca yatay bir akış hissi verirler. Buna karşılık ekranda, özellikle düşük çözünürlükte, o ince uçlar bozulur. Ekran tipografisinin uzun süre serifsiz karakterlere dayanmasının sebebi estetik bir tercih değil, teknik bir kısıttı. Ekranlar keskinleştikçe bu kısıt gevşedi ve serifler ekrana geri döndü. Yani bir tipografik "kural" duyduğunda sorulacak soru şudur: bu kural hangi teknolojiden kalma ve o teknoloji hâlâ geçerli mi?

Dördüncüsü bir meslek pratiği. Bir yazı karakterini denetlemenin en hızlı yolu, en zor kelimeleri dizmektir. Türkçe için bu kelimeler bellidir: içinde ğ, ş, ı ve İ geçen, büyük harfle başlayan uzun kelimeler. Bir de rakam ve büyük harf yan yana geldiğinde ne olduğuna bak. Kartelalar her karakteri güzel gösterir; zor kelimeler göstermez.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışBirinci yaygın yanlış: serifli karakterler ciddi, serifsizler moderndir.
Doğrusu

Bu ayrım bir dönem büyük ölçüde doğruydu ve bugün büyük ölçüde geçersizdir. Bugün son derece çağdaş serifler ve son derece klasik serifsizler var. Ayrımı serif varlığı değil, vuruş kontrastı, genişlik ve ayrıntı yapar. Bu kaba ikili üzerinden çalışan biri, elindeki seçeneklerin çoğunu görmez.

Yaygın yanlışİkincisi: bir işte iki yazı karakteri kullanmak gerekir.
Doğrusu

Gerekmez. Tek bir aile, farklı ağırlık ve boyutlarla kullanıldığında çoğu işi çözer ve daha tutarlı durur. İki karakter kullanılacaksa aralarındaki fark belirgin olmalıdır; birbirine yakın iki karakter, tasarımı zenginleştirmez, kararsız gösterir.

Yaygın yanlışÜçüncüsü: harf aralığını sıkıştırmak işi daha tasarımlı yapar.
Doğrusu

Büyük başlıklarda hafif sıkıştırma doğrudur, çünkü büyük boyutta boşluklar optik olarak açılır. Ama aynı işlem gövde metnine uygulandığında okunabilirlik düşer. Kural şudur: boyut büyüdükçe aralık kapanır, küçüldükçe açılır. Tek bir ayarı bütün boyutlara uygulamak en sık görülen tipografik hatadır.

Yaygın yanlışDördüncüsü: yazı karakteri lisansı sonra hallolur.
Doğrusu

Olmaz. Bir karakterin baskıda, ekranda, uygulamada ve müşterinin kendi ofisinde kullanılması ayrı izinler gerektirebilir. Bir kimlik teslim edildikten sonra müşterinin o karakteri kullanamadığını fark etmesi, bütün sistemin yeniden kurulması demektir. Lisans, karakter seçilirken sorulur; teslimden önce değil.

Uygulama — kendin dene

Önce kısa bir manifesto yaz. Üç ya da dört cümle olsun ve Türkçe olsun. İçinde mutlaka ğ, ş, ı ve İ geçen kelimeler bulunsun.

Şimdi aynı metni beş kez diz. Her seferinde farklı bir ses hedefle: bilimsel, samimi, otoriter, deneysel ve zamansız.

Tek bir kısıt var: en fazla iki yazı karakteri kullanabilirsin. Beş sesi karakter değiştirerek değil, boyut, ağırlık, satır aralığı, satır uzunluğu ve hizalamayla kuracaksın.

Her dizginin altına hangi değişkenleri oynattığını yaz.

Şuna dikkat et: beş dizgiden hangisinin en zor çıktığına bak. Çoğu insan için "zamansız" en zorudur, çünkü diğer dördü bir işaret eklemekle çözülür; zamansızlık ise işaretleri çıkarmakla çözülür. Bir de büyük harfli bir başlık dizdiysen İ harfini kontrol et. Otomatik dönüşüme güvendiysen muhtemelen yanlış çıkmıştır.

Kilit özet

Birincisi. Tipografi sözcüklerin okunmasını değil, nasıl duyulacağını belirler. Aynı üç kelime, farklı bir karakterle başka bir şey söyler.

İkincisi. Tipografik ses iki kaynaktan gelir: biçimin kendisi ve biçimin geçmişi. Birincisi kalıcı, ikincisi kayar.

Üçüncüsü. Seçim üç ölçütle yapılır: işlev, karakter ve sistem. Metinde sistem ve işlev öne alınır, ses başlıkta çıkarılır.

Dördüncüsü. Bir sayfanın sesini çoğu zaman yazı karakteri değil, boşluk belirler. Sorun karakter değiştirerek değil, ayar yaparak çözülür.

Beşincisi. Türkçede büyük harfe dönüştürme otomatik sistemlere bırakılmaz. İ ile I karışması bir yazım hatası değil, bir özensizlik işareti olarak okunur.

Sonraki derse köprü

Bu derste tek tek harflerin ve tek bir metin bloğunun sesini konuştuk.

Ama bir soruyu kasten açık bıraktım: bu bloklar sayfada nereye oturacak. Çünkü bir başlık, bir gövde metni ve bir görsel yan yana geldiğinde aralarındaki hizalama ve ölçü ilişkisi yeni bir problem doğurur. Ve bu problemin çözülmüş bir aleti var.

Sonraki derste grid'i, yani sayfanın görünmez iskeletini konuşacağız. Bir de şunu soracağız: kuralı bozmak için önce hangi kuralı bilmek gerekir?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Müfredat metniyayın paketindeki kısa anlatım

Tipografi, sözcüklerin yalnızca okunmasını değil, nasıl duyulacağını da belirler. Yazı karakterinin sınıfı, oranları, ağırlığı, genişliği, kontrastı ve ayrıntıları metnin karakterini değiştirir.

Sanat yönetmeni şu kavramları bilmelidir:

  • X yüksekliği
  • Üst ve alt uzantılar
  • Sayaç ve göz
  • Serif ve terminal
  • Eksen ve vuruş kontrastı
  • Genişlik ve ağırlık
  • Kerning
  • Tracking
  • Satır aralığı
  • Satır uzunluğu
  • Paragraf ritmi
  • Optik hizalama

Tipografik seçim üç ölçütle yapılır:

  1. İşlev: Metin rahat okunuyor mu?
  2. Karakter: Projenin sesiyle uyumlu mu?
  3. Sistem: Farklı içerik ve ekranlarda çalışıyor mu?

Türkçe içerikte ç, ğ, ı, İ, ö, ş ve ü karakterlerinin doğru tasarlanmış olması kontrol edilmelidir. Büyük harfe dönüştürme işlemleri özellikle “i/İ” ilişkisinde otomatik sistemlere bırakılmamalıdır.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel anlar. Açılışta "kapıyı kapat" cümlesinin beş kez farklı dizgiyle ekranda belirmesi; her seferinde aynı kelimeler, farklı biçim. Anatomi bölümünde tek bir harfin büyütülüp x yüksekliği, sayaç ve terminalin işaretlenmesi. Üç ölçüt anlatılırken aynı metnin üç farklı ölçüte göre elenmesi. Türkçe bölümünde "İstanbul" kelimesinin yanlış büyük harfe dönüşüp "ISTANBUL" olması ve düzeltilmesi. Se7en örneğinde harflerin titremesi. Uygulama bölümünde tek bir manifestonun beş sesle dizilmesi.

Tekrar eden görsel motif. Aynı üç kelime ders boyunca dönsün. Her bölümde "kapıyı kapat" cümlesi yeniden görünsün ve o bölümde anlatılan değişken oynatılsın; harfler hiç değişmesin, yalnız ayarlar değişsin.

Ritim. Açılışta beş sesin her biri arasında yarım saniye, sonuncudan sonra bir saniye sessizlik. Anatomi bölümündeki üç soru okunurken yavaşlansın. Türkçe bölümünde İ ve I ayrımı söylenirken normalden yavaş. Kilit özette beş cümlenin arasında birer saniye boşluk.

Bu dersi tamamlamak için

Stüdyo uygulaması

Aynı kısa manifestoyu “bilimsel”, “samimi”, “otoriter”, “deneysel” ve “zamansız” seslerle beş kez diz.

Teslim

Beş tipografik sayfa ve kullanılan değişkenlerin açıklaması.

Bu derste geçen kavramlar

Oran:
Öğelerin boyutları arasındaki ilişki.
X yüksekliği:
Küçük harflerin x harfi temelindeki gövde yüksekliği.
Serif:
Harf vuruşlarının uçlarındaki tamamlayıcı biçim.
Kerning:
Belirli iki harf arasındaki boşluğun optik ayarı.
Tracking:
Bir metin grubundaki genel harf aralığı.
Satır uzunluğu:
Bir metin satırının yatay uzunluğu veya yaklaşık karakter miktarı.
Optik hizalama:
Geometrik değil, algısal olarak doğru görünmesi için yapılan hizalama düzeltmesi.
Değişken:
Sistemin içerik ve bağlama uyum sağlayan kontrollü alanı.