Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Ambalajda renk kategoriyi, markayı ve çeşidi aynı anda bildirir; aile birliği, bütün çeşitlerde aynı kalan sabit bir katman ve yalnız belirli bir alanda değişen çeşit rengiyle korunur.
- Çeşit renklerinin açıklığı ve kroması yakın, tonları ayrı seçildiğinde seri bir aile gibi görünür; çeşit sayısı arttıkça ve renk görme eksikliği olan müşteriler için ad, görsel ve simge gibi ek ipuçları gerekir.
- Malzeme ve raf ışığı rengi değiştirir; şeffaf ve metal yüzeylerde beyaz alt baskı renklere nötr bir zemin sağlar ve tasarım gerçek malzemede ve mağaza ışığında sınanır. Ürünün rengi bir ten rengiyse, numunenin doğruluğu müşterinin kendi tenine uygun ürünü seçmesini belirler.
Kısa cevap
Bir ürün serisinde çeşitler renkle ayrıştırılır ama aile birliği korunur, çünkü ambalajın iki katmanı vardır: logo, yazı düzeni, yapı ve temel renkler bütün çeşitlerde aynı kalan sabit katmandır; yalnız belirli bir alan, örneğin bir şerit, bir etiket ya da arka plan, çeşide göre renk değiştiren değişken katmandır. Çeşit renklerinin açıklığı ve doygunluğu birbirine yakın tutulup yalnız tonları ayrıldığında, seri rafta bir aile gibi görünür, çeşitler de ayrı ayrı bulunur. Rengin rafta nasıl görüneceği ise ambalajın malzemesine ve mağazanın ışığına bağlıdır; karton, metal ve plastik aynı mürekkebi farklı gösterir ve tasarım o ışıkta sınanmadan bitmiş sayılmaz.
Ambalajda rengin üç görevi
Rafta bir ambalajın rengi aynı anda üç iş yapar. Birincisi kategoriyi bildirir: PZ-04'ün konusu olan kategori renk kodları, müşteriye bir bakışta "bu süt", "bu deterjan" der. İkincisi markayı taşır: GT-04'te gördüğümüz birincil renk, rafın kalabalığında markanın imzasıdır. Üçüncüsü çeşidi ayırır: aynı markanın sade, çilekli ve kakaolu çeşitleri, ya da hassas cilt, normal cilt ve kuru cilt ürünleri, birbirinden hızla ayrılmalıdır.
Bu üç görev bazen birbiriyle çatışır. Kategori rengi, marka rengi ve çeşit rengi aynı küçük yüzeyi paylaşmak zorundadır. İyi bir ambalaj sistemi, bu üçüne ayrı yerler ve ayrı öncelikler verir. Rengin raftaki fark edilme ve seçilme üzerindeki etkisinin araştırmaları PZ-03'ün konusudur; burada tasarımcının kuracağı sisteme bakıyoruz.
Çeşit kodlaması ve aile birliği
Kartın sorusu, ambalaj sistemlerinin temel sorusudur: bir ürün serisinde çeşitler renkle nasıl ayrıştırılır ama aile birliği korunur?
Çözümün ilk parçası, ambalajı sabit ve değişken katmanlara ayırmaktır. Sabit katman, logonun yeri ve rengi, yazı tipleri, yerleşim düzeni, ambalajın biçimi ve markanın temel renkleridir; bütün çeşitlerde aynı kalır ve seriyi bir aile yapar. Değişken katman ise yalnız belirli bir alandır: bir şerit, bir kapak, arka planın bir bölümü ya da aromayı anlatan bir görsel. Çeşidin rengi yalnız bu alanda değişir.
Çözümün ikinci parçası, çeşit renklerini bir aile olarak seçmektir. BI-24'te gördüğümüz OKLCh gibi algıya göre düzenlenmiş bir uzayda, çeşit renklerinin açıklığı ve kroması birbirine yakın tutulup yalnız ton açıları ayrıldığında, renkler "aynı dilde konuşan" bir set oluşturur: hiçbiri öbürlerinden çok daha parlak ya da çok daha koyu görünmez, ama tonları sayesinde birbirinden ayrılır. Tersine, bir çeşit neon yeşil, öbürü soluk bej, bir başkası koyu bordo seçilirse, sabit katman ne kadar tutarlı olursa olsun seri rafta dağınık görünür.
Üçüncü parça, çeşit sayısıdır. Birbirinden rahat ayrılan renklerin sayısı sınırlıdır. Çeşit sayısı arttıkça renkler birbirine yaklaşır ve karışmaya başlar. Bu durumda renge ek ipuçları gerekir: çeşidin adı büyük ve okunur yazılır, aromayı gösteren bir görsel eklenir, bir simge ya da desen kullanılır. Bu ek ipuçları, renk görme eksikliği olan müşteriler için de zorunludur; BI-12'de gördüğümüz gibi kırmızı ile yeşil arasındaki farkı ayırmakta zorlanan bir müşteri, yalnız renkle ayrılmış iki çeşidi karıştırabilir.
Aromalar ve beklentiler
Çeşit renkleri çoğu zaman aromanın kendisinden türetilir: çilek için kırmızı ya da pembe, limon için sarı, nane için yeşil, kakao için kahverengi. Bu eşleşmeler müşterinin beklentisini de kurar. Charles Spence'in yiyecek renginin psikolojik etkileri üzerine derlemesi, rengin tat beklentisini ve algısını nasıl biçimlendirdiğini ele alır.
Bazı aromaların ise doğal bir rengi yoktur: tuz, sirke, peynir ya da soğan. Bu durumda renk kodu bir gelenekle yerleşir ve bu gelenek markadan markaya değişebilir. Birleşik Krallık'ta Walkers markası, peynirli–soğanlı cipsini mavi, sirkeli–tuzlu cipsini yeşil paketlerde satar; başka pek çok marka ise bunun tersini yapar. Bu durum Birleşik Krallık'ta sık sık şaşkınlıkla anılır ve bir çeşit renginin doğadan değil alışkanlıktan geldiğinin iyi bir örneğidir.
Bu örnek, çeşit kodlarının kategori içinde de bir norm hâline gelebildiğini gösterir. Yeni bir seri tasarlarken, çeşit renklerinin rakiplerin aynı aromalar için kullandığı renklerle çatışıp çatışmadığına bakmak, müşterinin raftan yanlış ürünü almasını önler.
Malzeme rengi değiştirir
Aynı renk tanımı, farklı ambalaj malzemelerine basıldığında farklı görünür. Tasarım ekranda bitse de renk, rafta malzemenin üzerinde yaşar.
Kaplamasız karton, mürekkebi emer; renkler daha mat, daha koyu ve daha az doygun görünür. Kaplamalı karton ve parlak yüzeyler mürekkebi yüzeyde tutar; renkler daha canlı görünür, ama parlaklık ışığı yansıtarak bazı açılardan okunmayı zorlaştırabilir. Kraft kâğıdı gibi kahverengi yüzeyler, üzerindeki bütün renkleri kendi tonuna doğru çeker.
Metal ve şeffaf plastik ayrı bir sorun taşır. Matbaa mürekkepleri çoğu zaman yarı saydamdır; beyaz bir kâğıdın üzerinde doğru görünürler, çünkü kâğıdın beyazı ışığı geri yansıtır. Şeffaf bir filmin üzerinde ise arkadaki ürünün rengi, metal bir yüzeyde ise metalin parlaklığı mürekkebin arkasından görünür. Bu yüzden ambalaj baskısında renklerin altına, gerekli bölgelerde opak beyaz bir katman basılır.
Beyaz alt baskı bir tasarım aracı da olabilir. Metal bir kutuda bazı alanlara beyaz basılmaz ve renkli mürekkep doğrudan metalin üzerine gelir; bu alanlar metalik, parlak bir görünüm alır. Aynı ambalajda hem düz hem metalik renkler, yalnız beyaz katmanın nereye basıldığıyla elde edilir. Baskının kendisi, yani dört renkli baskının ve özel renklerin nasıl çalıştığı EK-08'in konusudur.
Bir serinin farklı parçaları çoğu zaman farklı malzemelerden yapılır: dış kutu kartondan, şişe plastikten, kapak metalden olabilir. Müşteri bunları bir arada gördüğü için, aynı çeşit renginin üç malzemede de "aynı renk" olarak algılanması gerekir. Bu, her malzeme için ayrı bir renk tanımı ve bir kabul aralığı demektir: basılı örnekler ölçülür ve hedef renge olan uzaklıkları, BI-20'nin konusu olan renk farkı formülleriyle hesaplanır. Belirlenen aralığın dışına çıkan parti, gözle fark edilmeden önce ölçümle yakalanır. Böylece seri, üretim hattından rafa kadar tek bir aile olarak kalır.
Raf ışığı
Ambalaj rengi, en son mağazanın ışığıyla karşılaşır. Mağazalarda farklı renk sıcaklıklarında ve farklı renk sadakatinde ışıklar kullanılır; sıcak bir ışık kırmızıları ve turuncuları canlandırır, mavileri soldurabilir; renk sadakati düşük bir ışık ise bazı renkleri beklenmedik biçimde değiştirebilir. BI-15'te anlatılan metamerizm burada somut bir sorun hâline gelir: tasarım stüdyosunda aynı görünen iki çeşit rengi, mağaza ışığında birbirinden ayrılabilir ya da tersine birbirine karışabilir.
Bu yüzden iyi bir ambalaj süreci, tasarımı bir kez de gerçek ambalaj malzemesi üzerinde ve hedef mağazanın ışığına benzer bir ışıkta sınar. Baskı dünyasında basılı işlerin standart bir ışık altında değerlendirilmesi için ortak koşullar tanımlanmıştır; ama ambalaj rafta o standart ışıkta değil, mağazanın kendi ışığında görülecektir. İkisini de denemek gerekir.
Adım adım bir ambalaj renk sistemi
İlk adım, sabit katmanı tanımlamaktır: logo, yazı düzeni, biçim ve temel renkler. İkinci adım, değişken katmanın yerini ve büyüklüğünü belirlemektir. Üçüncü adım, çeşit renklerini OKLCh gibi gözün farklarına sadık bir uzayda, açıklık ve kromaları yakın, tonları ayrı bir set olarak seçmektir. Dördüncü adım, bu renkleri rakiplerin aynı çeşitler için kullandığı renklerle karşılaştırmaktır. Beşinci adım, renge ek olarak ad, görsel ve simge gibi ipuçları eklemektir. Altıncı adım, tasarımı gerçek malzemeye, gerekirse beyaz alt baskıyla, basıp denemektir. Yedinci adım, basılı örneği mağaza ışığına benzer bir ışıkta, bütün çeşitler yan yana dizili olarak sınamaktır.
Örnek — ürünün rengi ten rengi olduğunda
Bazı ürünlerde ambalajın göstermesi gereken renk, ürünün kendi rengidir ve bu renk bir ten rengidir: yara bantları, fondötenler, kapatıcılar, çoraplar. Bu ürünlerde ambalaj yalnız bir çeşidi ayırmakla kalmaz; müşteriye kendi tenine en yakın ürünü seçtirmek zorundadır.
Uzun yıllar pek çok yara bandı markası tek bir açık pembe–bej tonu "ten rengi" olarak sundu; TK-18'de gördüğümüz "ten rengi" boya kaleminin adı gibi, bu da tek bir teni merkeze alan bir seçimdi. Bugün bazı markalar farklı tenler için ayrı tonlar sunar. Band-Aid markasının OURTONE serisi, kahverengi tenler için açık, orta ve koyu olmak üzere BR45, BR55 ve BR65 kodlu tonlarda yara bantları sunar.
Bu tür bir seri, ambalaj tasarımcısına bu dersteki bütün soruları birden sorar. Çeşitler, yani ten tonları, birbirinden açıkça ayrılmalı ama aile birliği korunmalıdır: sabit katman aynı kalırken, ambalajın üzerindeki ürün rengi numunesi değişir. Bu numune, basılı ambalajda gerçek ürünün rengine olabildiğince yakın durmalıdır; mürekkep, malzeme ve beyaz alt baskı bu yakınlığı doğrudan etkiler. Raf ışığı da hesaba girer: sıcak bir mağaza ışığında numuneler olduğundan daha sıcak görünebilir ve müşteri kendi tenini yanlış tona eşleyebilir. Numunenin yanına tonun adını ve kodunu açıkça yazmak, müşterinin rengi ışığa rağmen doğru seçmesine yardım eder.
Sık yapılan yanlış
Yaygın yanlış"Ekranda iyi görünen çeşit renkleri rafta da aynı görünür."
Aynı renk tanımı karton, metal ve plastikte farklı görünür ve mağaza ışığı bu farkı büyütür; renkler gerçek malzeme üzerinde ve mağaza ışığına benzer bir ışıkta sınanmalıdır.
Yaygın yanlış"Her çeşide farklı ve çarpıcı bir renk vermek seriyi daha dikkat çekici yapar."
Açıklığı ve doygunluğu çok farklı çeşit renkleri seriyi rafta dağınık gösterir; aile birliği, sabit bir katman ve birbirine yakın açıklık ve doygunluktaki çeşit renkleriyle kurulur.
Özet
- Ambalajda renk kategoriyi, markayı ve çeşidi aynı anda bildirir; aile birliği, bütün çeşitlerde aynı kalan sabit bir katman ve yalnız belirli bir alanda değişen çeşit rengiyle korunur.
- Çeşit renklerinin açıklığı ve kroması yakın, tonları ayrı seçildiğinde seri bir aile gibi görünür; çeşit sayısı arttıkça ve renk görme eksikliği olan müşteriler için ad, görsel ve simge gibi ek ipuçları gerekir.
- Malzeme ve raf ışığı rengi değiştirir; şeffaf ve metal yüzeylerde beyaz alt baskı renklere nötr bir zemin sağlar ve tasarım gerçek malzemede ve mağaza ışığında sınanır. Ürünün rengi bir ten rengiyse, numunenin doğruluğu müşterinin kendi tenine uygun ürünü seçmesini belirler.
Kendini sına
- (Kolay) Bir ambalaj sisteminde sabit katman neyi kapsar?
- (Kolay) Beyaz alt baskı neden gerekir?
- (Orta) Bir ürün serisinde çeşitler renkle nasıl ayrıştırılır ama aile birliği korunur?
- (Orta) Walkers örneği çeşit renkleri hakkında ne gösterir?
- (Zor) Çeşit sayısı arttığında renk kodlaması neden yetersiz kalır ve ne yapılabilir?
- (Zor) Ten tonlarında yara bandı ya da fondöten satan bir serinin ambalajında renk numunesi neden kritik bir öğedir ve hangi etkenler onu etkiler?
Cevaplar
- Bütün çeşitlerde aynı kalan öğeleri: logo, yazı tipleri, yerleşim, ambalajın biçimi ve markanın temel renkleri («Çeşit kodlaması ve aile birliği»).
- Matbaa mürekkepleri çoğu zaman yarı saydamdır; şeffaf filmde ya da metal yüzeyde arkadaki renk ya da parlaklık mürekkebin içinden görünür. Beyaz alt baskı renklere kâğıt beyazı gibi nötr bir zemin sağlar («Malzeme rengi değiştirir»).
- Ambalaj sabit ve değişken katmanlara ayrılır; logo, yazı düzeni, biçim ve temel renkler bütün çeşitlerde aynı kalır, yalnız belirli bir alan çeşide göre renk değiştirir. Çeşit renklerinin açıklığı ve kroması yakın tutulup tonları ayrıldığında seri bir aile gibi görünür («Çeşit kodlaması ve aile birliği»).
- Doğal bir rengi olmayan aromalarda çeşit renginin doğadan değil alışkanlıktan geldiğini ve markadan markaya değişebildiğini; yeni bir serinin rakiplerin çeşit renkleriyle çatışıp çatışmadığına bakması gerektiğini («Aromalar ve beklentiler»).
- Birbirinden rahat ayrılan renklerin sayısı sınırlıdır; çeşit arttıkça renkler birbirine yaklaşır ve karışır. Çeşidin adı büyük yazılır, aroma görseli, simge ya da desen eklenir; bu ek ipuçları renk görme eksikliği olan müşteriler için de gereklidir («Çeşit kodlaması ve aile birliği»).
- Numune, müşterinin kendi tenine en yakın ürünü seçmesini sağlayan tek görsel ipucudur. Mürekkep, malzeme, beyaz alt baskı ve mağaza ışığı numunenin görünüşünü değiştirir; sıcak bir ışıkta numune olduğundan sıcak görünebilir. Tonun adını ve kodunu açıkça yazmak doğru seçime yardım eder («Örnek — ürünün rengi ten rengi olduğunda»).
Kaynaklar
- Tomerlin, D., Valdec, D., Tomiša, M. ve Vusić, D., «The impact of underlying opaque white coating parameters on flexographic print quality», Applied Sciences 13(15): 8575, 2023.
- Spence, C., «On the psychological impact of food colour», Flavour 4: 21, 2015.
- Vice, «The Walkers Crisps Conspiracy That Has People Convinced We're in an Alternate Reality».
- Band-Aid Brand, «OURTONE Adhesive Bandages», ürün sayfası.
Sonraki adım
GT-06 ambalajın elde tutulan mesafesinden sokağın mesafesine çıkıyor: yol kenarındaki bir panonun birkaç saniyede nasıl okunduğunu, avuç içindeki ekranda kayan bir görselden ne kadar farklı çalıştığını, afiş tarihinin Macaristan'dan ve İsviçre'den gelen iki güçlü okulunu ve dijital bir tasarımın basılırken rengini nasıl kaybedebildiğini anlatıyor. GT-07 ise her yıl ilan edilen "yılın rengi" seçimlerinin kim tarafından ve nasıl yapıldığını, pazarlama işlevini ve bu ilanları körü körüne izlemenin risklerini tartışıyor.