Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Işık kaynakları farklı renk sıcaklıklarındadır; göz bunu telafi eder, kamera ise ancak beyaz dengesiyle telafi eder.
- Otomatik beyaz dengesi ışığın rengini sahnenin ortalamasından tahmin eder ve tek renkli sahnelerde yanılır; nötr bir gri kartla yapılan elle ayar daha güvenilirdir.
- Karışık ışıkta tek bir beyaz dengesi bütün sahneyi düzeltemez; ışıklar jellerle eşitlenir ya da bir kaynak seçilir. Bilinçli bir renk kayması ise anlatım aracıdır, ama tenler üzerindeki etkisi hesaba katılmalıdır.
Kısa cevap
Akkor bir ampulün ışığı gün ışığından çok daha turuncudur; gözümüz bunu fark etmeden telafi eder, kamera ise ancak ona hangi ışık altında olduğunu söylerseniz ya da doğru tahmin ederse telafi eder. Beyaz dengesi, kameranın beyaz bir yüzeyi yeniden beyaz göstermek için renk kanallarını ayarlamasıdır. Otomatik ayar sahnenin ortalamasından tahmin yürütür ve yanılabilir; gri kartla yapılan elle ayar daha güvenilirdir, ama bir odada iki farklı ışık varsa tek bir ayar ikisini birden düzeltemez.
Işığın rengi: renk sıcaklığı
Gündelik hayatta beyaz ışık dediğimiz şey aslında pek çok farklı renktedir. Akkor bir ev lambası, öğle güneşi, bulutlu bir gökyüzü ve gölgedeki mavi ışık, birbirinden belirgin biçimde farklı karışımlar yayar. Bu farkı anlatmanın en yaygın yolu renk sıcaklığıdır ve kelvin ile ölçülür.
Adındaki "sıcaklık" kafa karıştırıcıdır: düşük kelvin değerleri gözümüze sıcak, turuncu görünür; yüksek değerler soğuk, mavi. Sinema ve fotoğrafta iki referans değer yıllardır kullanılır: akkor stüdyo lambaları için 3200 kelvin, gün ışığı için 5500 kelvin civarı. Işığın neden bu renklerde olduğunun fiziği BI serisinin konusudur; burada kameranın bu farkla ne yaptığına bakıyoruz.
Gözümüz bu farkı büyük ölçüde fark etmez. Akşam akkor lambanın altında okuduğunuz kitabın sayfası size beyaz görünür. Beynin bu düzeltmeyi nasıl yaptığı, yani renk sabitliği, BI-13'ün konusudur. Kamera sensörü ise ışığı olduğu gibi kaydeder: aynı sayfa, düzeltilmezse turuncu çıkar.
Beyaz dengesi ne yapar?
Beyaz dengesi, kameranın üç renk kanalının kazancını, sahnedeki nötr bir yüzey eşit oranlarda sinyal verecek biçimde ayarlamasıdır. Akkor ışıkta sensör kırmızıyı fazla, maviyi az alır; beyaz dengesi maviyi yükseltip kırmızıyı düşürerek dengeyi kurar.
Kameralar bunu üç yoldan yapar. Hazır ayarlar (akkor, gün ışığı, bulutlu, gölge, floresan) belirli ışık kaynaklarının tipik rengine göre sabit düzeltmeler uygular. Kelvin ayarı, değeri doğrudan girmenize izin verir. Otomatik beyaz dengesi ise ışığın rengini görüntünün kendisinden tahmin etmeye çalışır.
Otomatik beyaz dengesi nasıl tahmin eder?
Otomatik beyaz dengesinin temel sorunu, kameranın ışığın rengini doğrudan görememesidir; yalnız ışığın yüzeylerden yansımış hâlini görür. Turuncu görünen bir alan, beyaz bir duvarın akkor ışıktaki görüntüsü de olabilir, gün ışığındaki turuncu bir duvar da. Kamera bu ikisini ayırt etmek için bir varsayıma ihtiyaç duyar.
En eski ve en bilinen varsayım, bir sahnedeki bütün renklerin ortalamasının nötr gri olacağıdır. Gershon Buchsbaum 1980'de, görsel sistemin ışık kaynağının rengini bütün görüş alanından gelen bilgiye dayanarak tahmin ettiğini ve bu tahmini yüzeylerin gerçek rengini bulmakta kullandığını öne süren bir model yayımladı. Bu fikrin basitleştirilmiş hâli, "gri dünya" adıyla otomatik beyaz dengesi algoritmalarının temel yöntemlerinden biri oldu.
Bu varsayım çoğu sahnede işe yarar, çünkü gerçek dünya genellikle karışık renklerden oluşur. Ama sahne tek bir rengin egemenliğindeyse yanılır. Çimenlerle dolu bir çerçevede kamera yeşili ışığın rengi sanıp görüntüyü morumsu bir yöne iter. Gün batımında turuncu gökyüzünü "düzeltir" ve o sıcak ışığı söndürür. Yakın çekim bir portrede kadrajı dolduran ten de aynı hataya yol açabilir: kamera tenin sıcaklığını ışıktan gelen bir sapma sanıp görüntüyü soğutur ve yüz grimsi, cansız çıkar. Bu etki tenin rengi ve koyuluğu ne olursa olsun görülebilir, çünkü tenlerin hiçbiri nötr değildir. Günümüz kameraları gri dünyadan daha gelişmiş yöntemler ve sahne tanıma kullanır, ama temel sorun aynıdır: tahmin, bir varsayıma dayanır.
Gri kart ile elle ayar
Tahmine güvenmemenin en basit yolu, kameraya nötr olduğunu bildiğiniz bir yüzey göstermektir. Gri kart ya da beyaz dengesi kartı, bütün dalga boylarını eşit yansıtacak biçimde üretilmiş nötr bir yüzeydir.
Adımlar şöyledir. Kartı, konunun durduğu yere ve konuyu aydınlatan ışığa dönük olarak koyun. Kartın çerçevenin büyük kısmını kaplayacağı bir kare çekin ya da kameranın özel beyaz dengesi menüsünde kartı ölçtürün. Kamera, kartı nötr gösterecek kanal kazançlarını hesaplar ve bu ayarı sonraki çekimlere uygular. Işık değiştiğinde, örneğin bulut güneşin önünden geçtiğinde ya da içeri girdiğinizde, ölçümü tekrarlarsınız.
RAW formatında çekim yapıyorsanız beyaz dengesi sonradan da ayarlanabilir, çünkü ham sensör verisi kanal kazançları uygulanmadan saklanır; bunun ayrıntısı FS-03'te. Yine de gri kartın bir karesini çekmek, sonradan hangi değerin doğru olduğunu tahmin etmek zorunda kalmamanızı sağlar.
Karışık aydınlatma
Kartın sorusu burada devreye girer: karışık ışıklı bir odada tek bir beyaz dengesi neden yetmez?
Bir akşam, penceresi olan bir odada röportaj çektiğinizi düşünün. Konuşan kişinin bir yanını pencereden gelen soğuk gün ışığı, öbür yanını masadaki akkor lamba aydınlatıyor. Beyaz dengesi bütün görüntüye aynı düzeltmeyi uygular. Onu gün ışığına göre ayarlarsanız lambanın aydınlattığı yan turuncu kalır; lambaya göre ayarlarsanız pencere tarafı maviye kayar. Aradaki bir değer ise iki yanı da yarı yarıya yanlış bırakır. Sorun ayardan değil, sahnede iki farklı "beyaz" olmasından kaynaklanır.
Çözüm ışıkları eşitlemektir. Işık kaynaklarının önüne, renklerini birbirine yaklaştıran renk düzeltme jelleri takılır: akkor bir lambayı gün ışığına yaklaştırmak için mavi bir jel, pencereden gelen ışığı akkora yaklaştırmak için pencereye turuncu bir jel. Jel yoksa en az zararlı yol, bir kaynağı kapatmak ya da yüzü aydınlatan baskın kaynağa göre ayar yapıp öbürünü arka planda bırakmaktır.
Karışık ışığı her zaman düzeltmek de gerekmez. Soğuk bir pencere ışığı ile sıcak bir iç mekân lambası arasındaki karşıtlık, bilinçli kullanıldığında sahneye derinlik ve atmosfer katar. Önemli olan, bunun bir seçim olmasıdır.
Örnek — bilinçli olarak "yanlış" beyaz dengesi
Sinemada renk kayması bazen hata değil, anlatım aracıdır. Kamerayı ışığın gerektirdiğinden farklı bir değere ayarlamak, sahnenin tamamını ısıtır ya da soğutur ve seyirciye yerin, zamanın ya da ruh hâlinin ne olduğunu söyler.
Tungsten film 3200 kelvinlik ışığa göre dengelenmiştir; gün ışığında dönüştürme filtresi olmadan kullanıldığında görüntü maviye kayar. Dijital kamerada aynı etki, gün ışığında beyaz dengesini akkor ayarına getirerek elde edilir.
Bu seçimin bir bedeli de oldu. Meksika sahnelerindeki sarı görünüm sonraki yıllarda pek çok film ve dizide tekrarlanıp bir klişeye dönüştü ve eleştirmenler, sıcak ve kurak ülkeleri kirli ve yoksul gösteren bir kalıp hâline geldiğini, artırılmış kontrastla birlikte koyu tenli oyuncuların yüzlerini de soldurduğunu yazdı. Bilinçli bir renk kayması, kimin yüzünü nasıl gösterdiği düşünülerek kurulmalıdır.
Sık yapılan yanlış
Yaygın yanlış"Beyaz dengesini yüzden ölçerim."
Ten nötr değildir; kamera tenin rengini ışığın rengi sanıp onu griye çekmeye çalışır. Ölçüm her zaman nötr bir kartla, yüzün yanında yapılır.
Yaygın yanlış"Otomatik beyaz dengesi her zaman doğrudur."
Otomatik ayar bir varsayıma dayanır; tek renkli sahnelerde, gün batımında ve karışık ışıkta yanılabilir. Önemli bir çekimde değeri sabitlemek, kareden kareye renk kaymasını da önler.
Özet
- Işık kaynakları farklı renk sıcaklıklarındadır; göz bunu telafi eder, kamera ise ancak beyaz dengesiyle telafi eder.
- Otomatik beyaz dengesi ışığın rengini sahnenin ortalamasından tahmin eder ve tek renkli sahnelerde yanılır; nötr bir gri kartla yapılan elle ayar daha güvenilirdir.
- Karışık ışıkta tek bir beyaz dengesi bütün sahneyi düzeltemez; ışıklar jellerle eşitlenir ya da bir kaynak seçilir. Bilinçli bir renk kayması ise anlatım aracıdır, ama tenler üzerindeki etkisi hesaba katılmalıdır.
Kendini sına
- (Kolay) Düşük kelvin değerli bir ışık hangi renge yakındır?
- (Kolay) Gri kart beyaz dengesinde neden kullanılır?
- (Orta) Karışık ışıklı bir odada tek bir beyaz dengesi neden yetmez?
- (Orta) Gri dünya varsayımı hangi tür sahnelerde yanılır? Bir örnek verin.
- (Zor) Traffic'in Ohio sahnelerindeki mavi görünüm beyaz dengesi açısından nasıl açıklanır ve bugün dijital kamerayla nasıl elde edilir?
- (Zor) Neden beyaz dengesi bir yüzden ölçülmemelidir ve bu, farklı ten tonları için ne anlama gelir?
Cevaplar
- Turuncuya; akkor lambalar düşük, gün ışığı ve gölge daha yüksek renk sıcaklığındadır («Işığın rengi: renk sıcaklığı»).
- Bütün dalga boylarını eşit yansıtan nötr bir yüzey olduğu için; kamera onu nötr gösterecek kanal kazançlarını hesaplar ve tahmine gerek kalmaz («Gri kart ile elle ayar»).
- Beyaz dengesi bütün görüntüye aynı düzeltmeyi uygular; sahnede iki farklı renkte ışık varsa ayar birine göre yapıldığında öbürünün aydınlattığı alanlar renkli kalır. Çözüm ışıkları jellerle eşitlemek ya da bir kaynağı seçmektir («Karışık aydınlatma»).
- Tek bir rengin egemen olduğu sahnelerde; örneğin çimenle dolu bir kare morumsu, gün batımı soluk, kadrajı dolduran bir yüz grimsi çıkabilir («Otomatik beyaz dengesi nasıl tahmin eder?»).
- Soderbergh 3200 kelvine dengelenmiş tungsten filmi gün ışığında dönüştürme filtresi olmadan kullandı ve görüntü maviye kaydı. Dijital kamerada gün ışığında beyaz dengesini akkor ayarına getirmek aynı etkiyi verir («Örnek — bilinçli olarak "yanlış" beyaz dengesi»).
- Hiçbir ten nötr değildir; kamera tenin rengini ışıktan gelen bir sapma sanıp düzeltmeye çalışır ve yüz grimsi çıkar. Bu, tenin rengi ve koyuluğu ne olursa olsun geçerlidir; bu yüzden ölçüm yüzün yanındaki nötr bir kartla yapılır («Sık yapılan yanlış», «Otomatik beyaz dengesi nasıl tahmin eder?»).
Kaynaklar
- Buchsbaum, G., «A spatial processor model for object colour perception», Journal of the Franklin Institute 310(1): 1–26, 1980.
- Hope, D., «The Traffic Report With Steven Soderbergh», DGA Magazine 25(5), Ocak 2001.
- Traffic, yönetmen Steven Soderbergh, 2000.
Sonraki adım
BI-13 bu dersin başladığı yere, gözün kendi beyaz dengesine dönüyor: Edwin Land'in Retinex deneyleriyle beynin ışığın rengini nasıl tahmin ettiğini ve bu renk sabitliğinin nerede çöktüğünü anlatıyor. FS-03 ise kamerada kalıyor: RAW dosyasının bit derinliğini, kamera içi işlemeyi ve beyaz dengesinin çekimden sonra neden kayıpsız değiştirilebildiğini açıklıyor.