İçeriğe geç

Ders DT-01 · Renk Dili ve Teorisi

Bir rengi üç kelimeyle tarif etmek: ton, doygunluk, değer

BilimYerleşik bilimsel uzlaşı

Temel · 1.212 kelime · yaklaşık 6 dakika okuma · seslendirme 9 dk

Bu dersin sonunda: herhangi bir rengi ton, doygunluk ve değer boyutlarıyla tanımlar.

  • ton
  • doygunluk
  • değer
  • siyah-beyaz fotoğraf testi
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Her renk üç bağımsız boyutla tarif edilir: ton (renk ailesi), doygunluk (canlılık) ve değer (açıklık-koyuluk).
  2. Değer, tasarımda okunurluğu ve hiyerarşiyi en çok belirleyen boyuttur; siyah-beyaz fotoğraf testi onu görünür kılar.
  3. İnsan tenlerinin tonu görece dar bir aralıkta kalır; farkın büyük kısmı değerdedir, bu yüzden teni tek boyutla sınıflamak eksik kalır.

Kısa cevap

Her renk üç soruyla tarif edilebilir: hangi renk ailesinden (ton), ne kadar canlı ya da soluk (doygunluk) ve ne kadar açık ya da koyu (değer). Bu üç boyut birbirinden bağımsızdır; iki renk aynı tonda olup değer ya da doygunlukta tamamen ayrışabilir. Tasarımda ve resimde en çok gözden kaçan ama en çok iş gören boyut değerdir; bir görüntüyü siyah-beyaza çevirmek onu çıplak gözle görmenin en kolay yoludur.

Ton: rengin ailesi

Birine "Bu ne renk?" diye sorduğunuzda aldığınız ilk cevap genellikle tondur: kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, mor. Ton, bir rengin bu ailelerden hangisine benzediğini söyler. Bir renk çemberi üzerinde düşünürseniz ton, çemberin etrafında nerede durduğunuzdur.

Uluslararası Aydınlatma Komisyonu tonu tam da böyle tanımlar: bir alanın kırmızı, sarı, yeşil ve mavi renklerinden birine ya da bunların ikisinin birleşimine benzer görünmesini sağlayan algı özelliği. Tanımın dikkat çekici yanı, tonun bir algı özelliği olarak tanımlanmasıdır; bir dalga boyu olarak değil. Nitekim spektrumda karşılığı olmayan tonlar da vardır, macenta bunun en bilinen örneğidir ve BI-02'de ele alınır.

Beyaz, gri ve siyahın tonu yoktur. Bu renklere akromatik denir ve DT-06 onları ayrıca inceler. Bir rengin tonunu anlamanın pratik yolu, onu griden uzaklaştırmaktır: biraz renk eklediğinizde gri hangi aileye kayıyorsa, ton odur. Günlük dilde tonu adlandırırken zorlandığımız sınırlar da vardır: turkuaz maviye mi yeşile mi aittir, bordo kırmızı mıdır mor mu? Bu sınır bölgeleri, tonun kesintisiz bir çember olduğunu, dilin ise onu parçalara böldüğünü hatırlatır.

Doygunluk: rengin ne kadar renkli olduğu

İkinci soru rengin yoğunluğudur. Yeni alınmış bir kot pantolonun koyu, canlı mavisi ile yüzlerce yıkamadan sonra solmuş, grimsi mavisi aynı tondadır; farkları doygunluktadır. Doygun bir renk saf ve yoğun görünür, doygunluğu düşük bir renk griye yaklaşır.

Günlük dilde doygunluk, canlılık ve saflık birbirinin yerine kullanılır. Renk biliminde ise ince bir ayrım vardır: kroma bir rengin renkliliğini beyaz bir yüzeye göre değerlendirir, doygunluk ise onu rengin kendi açıklığına göre değerlendirir. Bu ayrımın sayısal dünyadaki karşılığı ileri derslerin konusudur; burada bilmemiz gereken, "canlılık" boyutunun tondan ve değerden ayrı bir boyut olduğudur. Bir rengin tonunu ve değerini koruyup doygunluğunu azaltabilirsiniz; tasarımcıların "kırık" dediği tonlar böyle elde edilir ve DT-07'de işlenir.

Doygunluğun algısı çevreden de etkilenir. Soluk bir zeminin üstündeki orta doygunlukta bir renk canlı görünür; aynı renk çok doygun renklerle çevrildiğinde sönük kalır. Bu yüzden bir paleti değerlendirirken renkleri tek tek değil, birlikte duracakları yerde görmek gerekir.

Değer: açıklık ve koyuluk

Üçüncü soru, rengin siyahla beyaz arasında nerede durduğudur. Ressamlar ve tasarımcılar buna değer, renk bilimciler açıklık der. Lacivert ile bebek mavisi aynı tonda olabilir; aralarındaki en büyük fark değerdedir. Aynı şekilde bordo ile pembe, kırmızı ailesinin iki ucunda durur.

Değer, üç boyutun en sinsisidir, çünkü farklı tonların doğal değerleri farklıdır. En doygun hâlindeki sarı, en doygun hâlindeki maviden çok daha açıktır. Bu yüzden "kırmızı üstüne yeşil" gibi iki doygun renk yan yana çok farklı görünse bile, değerleri birbirine yakınsa metin zor okunur ve kompozisyon düzleşir. Göz ayrıntıyı, biçimi ve derinliği büyük ölçüde değer farkından okur; renk bu okumanın üstüne eklenen bir katmandır.

Ressamların eski bir alışkanlığı bu yüzden işe yarar: bir sahneye ya da tuvale gözlerini kısarak bakmak. Gözler kısıldığında ayrıntılar ve renkler bulanıklaşır, geriye büyük açık ve koyu kütleler kalır. Resmin kuruluşu sağlamsa bu kütleler hâlâ okunur; zayıfsa her şey tek bir ara tona karışır. Aynı alışkanlık bir sunum slaytına, bir ürün ambalajına ya da bir web sayfasına bakarken de kullanılabilir.

Bu üç boyutu ilk kez tutarlı, ölçülebilir bir sistemde bir araya getirenlerden biri Amerikalı ressam ve eğitimci Albert Munsell'dir. 1905'te yayımladığı kitabında renkleri ton, değer ve kroma diye üç bağımsız eksenle tanımladı. Munsell'in sistemini okumayı ve yazmayı DT-14 öğretir; bu dersin amacı yalnız dili kurmaktır.

Siyah-beyaz fotoğraf testi

Değeri görmek zordur, çünkü göz tonun ve doygunluğun çekiciliğine kapılır. En kolay çözüm, rengi ortadan kaldırmaktır. Bir resmi, bir afişi ya da bir arayüzü telefonunuzla fotoğraflayıp siyah-beyaza çevirin. Geriye kalan görüntü yalnız değerleri gösterir: nerede güçlü bir açık-koyu farkı var, nerede her şey aynı griye karışıyor?

Bu test birkaç soruya hızlı cevap verir. Başlık ile zemin arasında yeterli fark var mı? Önemli öğe görüntünün en açık ya da en koyu yeri mi, yoksa kalabalığın içinde mi kayboluyor? Bir fotoğrafta yüz arka plandan ayrılıyor mu? Renkli hâlinde canlı görünen ama siyah-beyazda tek bir gri lekeye dönen bir palet, genellikle okunurluk sorunu taşır. Okunaklı metin renklerinin sayısal ölçüsü UX-06'nın, renkle görsel hiyerarşi kurmak GT-03'ün konusudur.

Örnek — aynı tonda farklı yüzler

İnsan teni üç boyutu anlamak için şaşırtıcı derecede iyi bir örnektir. Farklı insanların ten renkleri çok farklı görünse de, renk ölçümlerinde tonları görece dar bir aralıkta, kırmızı ile sarı arasındaki turuncumsu bölgede kalır. Tenleri birbirinden ayıran farkın büyük bölümü değerde, yani açıklık-koyulukta ve daha az ölçüde doygunluktadır.

Bu bilgi uygulamada önemlidir. Bir portre fotoğrafçısı ya da bir kozmetik tasarımcısı teni yalnızca açık ve koyu diye sınıflarsa doygunluk ve alt ton farklarını kaçırır; yalnızca tona bakarsa en büyük farkı, yani değeri kaçırır. Kozmetikte ten tonu skalalarının nasıl kurulduğu MT-08'de, kamerada farklı tenleri doğru yakalamak ise FS-11'in işidir.

Sık yapılan yanlış

Yaygın yanlış"Açık mavi ile lacivert farklı renklerdir, çünkü adları farklı."
Doğrusu

İkisi aynı tondadır; farkları büyük ölçüde değerdedir. Farklı adlar, aynı ailenin farklı açıklıklarına verilmiştir.

Yaygın yanlış"İki renk yan yana çok farklı görünüyorsa, kontrast yeterlidir."
Doğrusu

Ton farkı büyük olsa da değerler birbirine yakınsa metin zor okunur ve renk görme eksikliği olanlar için ayrım tamamen kaybolabilir. Siyah-beyaz test bu yanılgıyı hemen ortaya çıkarır.

Özet

  1. Her renk üç bağımsız boyutla tarif edilir: ton (renk ailesi), doygunluk (canlılık) ve değer (açıklık-koyuluk).
  2. Değer, tasarımda okunurluğu ve hiyerarşiyi en çok belirleyen boyuttur; siyah-beyaz fotoğraf testi onu görünür kılar.
  3. İnsan tenlerinin tonu görece dar bir aralıkta kalır; farkın büyük kısmı değerdedir, bu yüzden teni tek boyutla sınıflamak eksik kalır.

Kendini sına

  1. (Kolay) Bir rengin hangi renk ailesine ait olduğunu söyleyen boyut hangisidir?
  2. (Kolay) Solmuş bir kot pantolon, yenisinden en çok hangi boyutta farklıdır?
  3. (Orta) İki renk aynı tonda ama farklı değerde olabilir mi?
  4. (Orta) Bir afişi siyah-beyaza çevirmek hangi sorunları ortaya çıkarır?
  5. (Zor) Kırmızı üstüne yeşil yazının iki renk çok farklı görünmesine rağmen zor okunabilmesini üç boyutla açıklayın.
  6. (Zor) Ten tonlarını yalnız "açık" ve "koyu" diye sınıflamak neyi kaçırır, yalnız tona bakmak neyi kaçırır?

Cevaplar

  1. Ton; bir rengin kırmızı, sarı, yeşil, mavi gibi ailelerden hangisine benzediğini söyler («Ton: rengin ailesi»).
  2. Doygunluk; solan kumaş aynı tonda kalır ama griye yaklaşır («Doygunluk»).
  3. Evet. Lacivert ile açık mavi, bordo ile pembe aynı tondadır; aralarındaki fark açıklık-koyulukta, yani değerdedir. Üç boyut birbirinden bağımsızdır («Değer: açıklık ve koyuluk»).
  4. Başlık ile zemin arasında yeterli açık-koyu farkı olup olmadığını, önemli öğenin öne çıkıp çıkmadığını ve renkli hâlde farklı görünen öğelerin aynı griye karışıp karışmadığını gösterir («Siyah-beyaz fotoğraf testi»).
  5. Kırmızı ile yeşilin tonları çok farklıdır ama değerleri birbirine yakın olabilir; göz ayrıntıyı ve harf biçimini büyük ölçüde değer farkından okuduğu için yazı zor okunur. Renk görme eksikliği olanlar için ton farkı da kaybolabilir («Değer», «Sık yapılan yanlış»).
  6. Yalnız açık-koyu sınıflaması doygunluk ve alt ton farklarını kaçırır; yalnız tona bakmak ise tenler arasındaki en büyük farkı, değeri kaçırır («Örnek — aynı tonda farklı yüzler»).

Kaynaklar

  • CIE S 017:2020, International Lighting Vocabulary, «hue», «lightness», «saturation», «chroma» maddeleri.
  • Munsell, A. H., A Color Notation, Boston, 1905 (Project Gutenberg).
  • Xiao, K. ve ark., «Characterising the variations in ethnic skin colours: a new calibrated data base for human skin», Skin Research and Technology, 2017.

Sonraki adım

DT-02 bu sözlüğü karışıma taşıyor: ışık karışınca neden beyaz, boya karışınca neden kahverengi elde edildiğini, toplamalı ve çıkarmalı karışımı ve ortalama karışımı ayırarak anlatıyor. EK-02 ise aynı üç boyutun ekrandaki sayısal karşılıklarına geçiyor: RGB, HSL, HSV ve hex kodlarını ve HSL'deki "açıklık" değerinin gözün gördüğü değerle neden uyuşmadığını gösteriyor.

Laboratuvarda dene

Bu derste anlatılanı Renk Laboratuvarı’nda ölçülebilir bir hedefle dene. Görev, hedefe ulaştığında kendiliğinden tamamlanır.

Tamamlanan görevler yalnız bu tarayıcıda kaydedilir.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:30 Kanca: Ekranda tek bir renk ve üç düğme; düğmeler sırayla çevrilince renk başka bir renge dönüşür. Soru: "Bir rengi kaç kelimeyle anlatabilirsiniz?"
  • 0:30–1:30 Hikâye: 1905, Munsell'in üç eksenli defteri; boş bir kâğıtta üç çizginin kesişmesi.
  • 1:30–5:30 Açıklama: Sahne, bir rengi üç ayrı düğmeyle dönüştüren bir kontrol panelinin etrafında kurulur. Önce ton düğmesi çember etrafında döner, sonra doygunluk düğmesi rengi griye çeker, en son değer düğmesi onu siyahla beyaz arasında kaydırır.
  • 5:30–6:30 Aha anı: Renkli bir afiş siyah-beyaza geçer; iki farklı renkli öğe aynı gri lekeye dönüşür.
  • 6:30–7:40 Gerçek dünya: Farklı tenlerden yüzler bir renk çemberinde dar bir dilime, bir değer ölçeğinde ise geniş bir aralığa yerleşir.
  • 7:40–8:20 Yanlış bilinen: Kırmızı üstüne yeşil yazı; siyah-beyazda yazının kaybolması.
  • 8:20–9:00 Kapanış: Üç kelime ekranda; DT-02 ve EK-02.

Görsel notları

  • Kontrol paneli özgün animasyondur; renk değerleri her adımda ekranın köşesinde hex koduyla ve adıyla yazılır (ör. #1F3A93 "lacivert", #87CEEB "açık mavi").
  • Ten sahnesi özgün illüstrasyondur; gerçek kişi fotoğrafı ya da tanı çağrıştıran bir skala kullanılmaz.
  • Munsell'in kitap sayfaları 1905 baskısından kamu malıdır.