Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Caraka'ya göre zihin yorulduğunda ve yorgunluğa uğrayan duyu ve eylem organları nesnelerinden çekildiğinde insan uyur. Uyku bir sönme değil, bir geri çekilmedir.
Suśruta uykuyu bilincin yeri olan kalbin tamasla örtülmesi olarak anlatır. İki açıklama birbirini tamamlar.
Rüya, duyular kapalıyken zihnin kendi içinde çalışmayı sürdürmesidir. Caraka rüyaları yedi türe ayırır; ilk türler bellekle, son tür bedenin durumuyla ilişkilendirilir.
Uyanıklık, yorgunluk giderildiğinde duyuların ve zihnin nesnelerine geri dönmesidir. Bu modülün yetileri tam biçimiyle ancak uyanıklıkta çalışır.
Açılıştaki mahallede akşam kepenkler inmiş, ama bekçi sokakları dolaşmayı sürdürmüş, sabah ezanıyla kepenkler yeniden açılmıştı. Caraka'nın uykusu da böyle anlatılır: duyuların kapanışı, zihnin bekçiliği ve sabahın dönüşü.
Açılış sahnesi
Eskişehir'in eski bir mahallesinde akşam oluyor. Çarşıdaki dükkânlar birer birer kepenk indiriyor.
Önce terzi makinesini susturuyor, sonra bakkal ışığını söndürüyor, en son da kahvehanenin önündeki sandalyeler içeri alınıyor. Sokak sessizleşiyor; pencerelerin ışıkları birer birer kararıyor.
Ama mahalle tümüyle uyumuyor. Bekçi, elinde düdüğü, sokakları dolaşmaya başlıyor. Dükkânlar kapalı, kimse dışarıda değil; yine de bekçi her köşeyi dolaşıyor, her kapıya bakıyor, bazen kendi kendine bir şeyler mırıldanıyor.
Sabaha karşı ilk ezanla birlikte kepenkler yeniden açılıyor. Fırının ışığı yanıyor, bakkal kapısını açıyor, sokak eski sesine kavuşuyor. Bekçi ise evine dönüp dinleniyor.
Mahalle bir beden değildir. Ama Caraka'nın uykuyu anlatırken kurduğu resme yakındır: duyuların kapılarını kapatıp nesnelerinden çekildiği, zihnin ise bir bekçi gibi kimi zaman dolaşmayı sürdürdüğü bir gece.
Bu derste ne olacak
Bir önceki derste duyuların nasıl çalıştığı ve bir duyunun ancak zihinle birlikte algılayabildiği görüldü. Bu ders duyuların ve zihnin çalışmayı bıraktığı, ya da başka bir biçimde sürdürdüğü bir hâle, uykuya bakıyor.
Caraka'nın uykunun nasıl başladığını açıklayan cümlesi ele alınacak. Ardından Suśruta'nın uykuyu bilincin yeri olan kalbin örtülmesiyle anlatması incelenecek.
Rüyanın klasik anlatımdaki yeri ve Caraka'nın rüyaları nasıl sınıflandırdığı açılacak. Son olarak uyanıklığın, yani duyuların nesnelerine yeniden dönmesinin nasıl anlatıldığı tartışılacak.
Uykunun türleri, zamanlaması, gündüz uykusu ve uyku düzeni akademinin sağlıklı yaşam fakültesinde, uykunun bugünkü fizyolojisi ise bu fakültenin bir sonraki modülünde ayrıca işlenecek. Örneklerdeki kişiler kurgusaldır.
Sıfır noktası
Bu modülün dersleri bir bilincin dünyayı nasıl algıladığını, kararlaştırdığını ve hatırladığını anlattı. Ama her canlı gün içinde bir süre bu işlerin çoğunu bırakır. Uyku, bu bırakışın adıdır.
Caraka uykuyu bir eksiklik olarak değil, yaşamı sürdüren bir gereklilik olarak görür. Akademinin ilerleyen fakültelerinde görülecek olan, uykunun yiyecekle ve ölçülü yaşamla birlikte bedenin dayanaklarından biri sayılması bunun en açık göstergesidir.
Bu derste soru şudur: zihin ve duyular açısından uyku nedir, nasıl başlar ve nasıl biter?
Mekanizma — çekilme olarak uyku
Caraka uykunun nasıl başladığını kısa bir cümleyle anlatır. Zihin yorulduğunda ve yorgunluğa uğrayan duyu ve eylem organları kendi nesnelerinden çekildiğinde insan uyur.
Bu cümlede iki adım vardır. Birincisi zihnin yorulmasıdır. İkincisi duyuların ve eylem organlarının nesnelerinden geri çekilmesidir.
Bu açıklama bir önceki derse doğrudan bağlanır. Orada bir duyunun ancak zihinle birlikte algıladığı, zihin başka yöne döndüğünde algının gerçekleşmediği görülmüştü. Uyku, bu koşulun en geniş biçimde askıya alındığı hâldir: zihin yorulup içe döner ve duyular da nesnelerinden çekilir.
Açılıştaki mahallede de kepenkler birer birer iniyor, ışıklar sönüyordu. Mahalle ortadan kalkmamıştı; yalnızca sokakla bağını kesmişti.
Mekanizma — örtülen merkez
Suśruta uykuyu başka bir açıdan anlatır. Cetanā dersi kalbi bilincin dayanağı olarak tanıtmıştı. Suśruta aynı merkezi kabul eder ve uykuyu bu merkezin tamasla örtülmesine bağlar.
Tamas, Temel Kavramlar fakültesinde tanıtılan zihnin üç niteliğinden biridir; ağırlık, örtme ve durgunluk anlatır. Suśruta'ya göre bu nitelik bilincin merkezini örttüğünde insan uyur.
İki açıklama birbirini tamamlar. Caraka uykuyu yetilerin yorgunlukla geri çekilmesine, Suśruta ise bilincin merkezinin üstüne bir örtü inmesine bağlar. Biri dışa dönük yetilerin geri çekilmesini, öteki içteki merkezin durumunu öne çıkarır.
Cetanā dersindeki kirli ayna benzetmesi burada yeniden işe yarar. Ayna aynıdır, yüz de oradadır; ama ayna örtülünce bir şey görünmez.
Mekanizma — rüyada zihin
Duyular nesnelerinden çekildiğinde zihin her zaman susmaz. Klasik anlatımda rüya, duyular kapalıyken zihnin kendi içinde dolaşmayı sürdürmesidir.
Açılıştaki mahallenin bekçisi de böyleydi. Dükkânlar kapalıydı, sokakta kimse yoktu; ama bekçi dolaşıyor, kapılara bakıyor, kendi kendine mırıldanıyordu.
Caraka, kehanet ve belirtileri anlattığı İndriyasthāna bölümünde rüyaları sınıflandırır. Bu sınıflamada rüyalar yedi türe ayrılır: gözle görülene, kulakla duyulana ve bizzat yaşanana dayanan üç tür, istenen bir şeyin rüyası, zihnin kurduğu bir rüya, geleceğe işaret ettiği düşünülen bir rüya ve doşaların bozulmasından doğan bir rüya.
Bu sınıflamanın ilk üç türü bu modülün smṛti dersine bağlanır. Smṛtinin tanımı da geçmişte algılanan ve yaşanan şeylere dayanıyordu; rüyanın ilk türleri de aynı malzemeyle çalışır.
Geleceğe işaret ettiği düşünülen rüyalar ise Caraka'nın hastalığın gidişini öngörmeyi anlattığı bölümün bir parçasıdır. Bu tür, klasik metinlerde bir tıbbi öngörü geleneğinin içinde ele alınır ve bugün bir tanı ya da öngörü aracı olarak kullanılamaz.
Mekanizma — uyanıklık
Uyanıklık, uykunun tersidir: duyular yeniden nesnelerine döner, zihin yeniden onlara yönelir. Açılıştaki mahallede de sabah ezanıyla kepenkler açılıyor, ışıklar yanıyor, sokak eski sesine kavuşuyordu.
Caraka'nın anlatımında uyanıklığın kendiliğinden gelmesi, uykunun dinlendirici işini yerine getirdiğinin bir işaretidir. Yorgunluk giderildiğinde duyular yeniden açılır.
Uyanıklık bu modülün bütün derslerinin zemini olarak düşünülebilir. Manasın yönelişi, buddhinin kesinleştirmesi, smṛtinin hatırlaması ve duyuların algısı, tam biçimiyle ancak uyanıklıkta çalışır.
Usta katmanı — uyku–uyanıklık sınaması
Uyku, gündelik sağlık yazılarında en sık işlenen konulardan biridir ve Ayurveda kavramları da bu yazılarda sıkça anılır. Bu dersteki çekilme, örtülme ve rüya ayrımları böyle bir yazıyı tartmaya yarar.
Üçüncü ve dördüncü adımlar en duyarlı noktalardır. Rüya yorumu bir sağlık değerlendirmesinin yerini tutmaz; uykusuzluk, aşırı uykululuk ya da uykuda solunum durması gibi sorunlar hekim değerlendirmesi gerektirir.
Kapanış katmanı — bu dersin sınırı
Bu ders uykuyu ve uyanıklığı zihin ve duyular açısından ele aldı. Caraka'nın uykuyu yorulan zihin ile duyuların nesnelerinden çekilmesi olarak, Suśruta'nın ise bilincin yeri olan kalbin tamasla örtülmesi olarak açıkladığı gösterildi.
Rüyanın duyular kapalıyken zihnin çalışmayı sürdürdüğü bir hâl olarak anlaşıldığı ve Caraka'nın rüyaları yedi türe ayırdığı görüldü. Uyanıklığın, duyuların ve zihnin nesnelerine geri dönüşü olduğu anlatıldı.
Uykunun türleri, zamanlaması, gündüz uykusu, mevsimle ilişkisi ve uyku düzeni akademinin sağlıklı yaşam fakültesinde; uykunun bugünkü fizyolojisi ise bu fakültenin bir sonraki modülünde işlenecek.
Uykuya dair bu klasik anlatım bir uyku tedavisi değildir. Haftalarca süren uykusuzluk, gün içinde karşı konulamayan uykululuk, horlama sırasında soluğun durması ya da sık tekrarlayan kâbuslar bir hekim tarafından değerlendirilmelidir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışUykunun bilincin tamamen sönmesi olduğu sanılır.
Caraka uykuyu duyuların ve zihnin nesnelerinden çekilmesi olarak anlatır; bilinç ortadan kalkmaz.
Yaygın yanlışUykunun yalnızca bedenin dinlenmesi olduğu düşünülür.
Caraka uykunun başlangıcını önce zihnin yorulmasına bağlar.
Yaygın yanlışCaraka ile Suśruta'nın uyku açıklamalarının birbiriyle çeliştiği sanılır.
Biri yetilerin çekilmesine, öteki bilincin merkezinin örtülmesine bakar ve iki açıklama birbirini tamamlar.
Yaygın yanlışCaraka'nın rüya sınıflamasının bugün bir sağlık değerlendirmesi için kullanılabileceği düşünülür.
Sınıflama klasik bir öngörü geleneğinin parçasıdır ve bir tanı aracı değildir.
Aklında kalsın
Caraka'ya göre zihin yorulduğunda ve yorgunluğa uğrayan duyu ve eylem organları nesnelerinden çekildiğinde insan uyur. Uyku bir sönme değil, bir geri çekilmedir.
Suśruta uykuyu bilincin yeri olan kalbin tamasla örtülmesi olarak anlatır. İki açıklama birbirini tamamlar.
Rüya, duyular kapalıyken zihnin kendi içinde çalışmayı sürdürmesidir. Caraka rüyaları yedi türe ayırır; ilk türler bellekle, son tür bedenin durumuyla ilişkilendirilir.
Uyanıklık, yorgunluk giderildiğinde duyuların ve zihnin nesnelerine geri dönmesidir. Bu modülün yetileri tam biçimiyle ancak uyanıklıkta çalışır.
Açılıştaki mahallede akşam kepenkler inmiş, ama bekçi sokakları dolaşmayı sürdürmüş, sabah ezanıyla kepenkler yeniden açılmıştı. Caraka'nın uykusu da böyle anlatılır: duyuların kapanışı, zihnin bekçiliği ve sabahın dönüşü.
Sonraki derse köprü
Bu ders duyuların uykuda nesnelerinden çekildiğini gösterdi. Ama Caraka duyuların uyanıkken de nesneleriyle ölçüsüz bir ilişki kurabileceğini söyler: bir duyu nesnesine fazla, az ya da yanlış biçimde yönelebilir.
Modülün yedinci dersinin adı Duyusal aşırı ve yetersiz kullanım.
O ders, Caraka'nın duyuların nesneleriyle aşırı, yetersiz ya da yanlış temasını hastalığın temel nedenlerinden biri olarak nasıl anlattığını, bu üç bozuk temasın her duyu için nasıl örneklendiğini ve ölçülü temasın sağlıktaki yerini soracak.