Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Klasik metinler vātanın her türünü iki parçayla tanıtır: oturduğu yer ve dolaştığı yol. Bir türün işi çoğu zaman dolaştığı yolda görünür.
Prāṇa baştan içeri alır ve zihni uyanık tutar; udāna göğüsten yukarı yükselir, sözü, çabayı ve belleği taşır. Vyāna kalpten bütün bedene yayılır; samāna sindirim ateşinin yanında yiyeceği tutar, pişirir, ayırır ve bırakır; apāna aşağı ve dışarı iter.
Beş tür bir hareket zincirinin halkalarıdır: bir lokma prāṇa ile girer, samāna ile ayrılır, vyāna ile yayılır, apāna ile atılır.
Caraka, türlerden birinin yolunun kapanmasını vātanın artmasından ayrı bir bozulma olarak anlatır; bu kavramın ayrıntısı ileri fakültelerin konusudur.
Açılıştaki fırında un içeri girip ekmek olarak sokağa çıkıyordu ve beş el aynı akışın beş yönünü yürütüyordu. Vāta da böyledir: tek bir hareket ilkesi, beş yönde bir bütün olarak çalışır.
Açılış sahnesi
Şafaktan önce bir mahalle fırını. İçeride beş kişi çalışıyor ve hiçbiri aynı işi yapmıyor.
Kapıdaki çırak un çuvallarını içeri taşıyor. Tezgâhın başındaki usta hamuru yoğurup bekletiyor, mayanın işini görmesini sağlıyor. Bir başkası pişen ekmekleri sepetlere dolduruyor ve mahallenin dört bir yanına dağıtıyor. Arka kapıdaki işçi külü ve kepeği dışarı çıkarıyor.
Beşinci kişi fırının en yüksek sesidir. Sabah ilk ekmek çıktığında sokağa doğru seslenen, ağır kürek fırının ağzına kaldırılırken güç veren odur.
Fırında tek bir hareket var: undan ekmeğe, ekmekten sofraya uzanan bir akış. Ama bu akış beş yöne bölünmüş; içeri alan, ortada tutan, dağıtan, dışarı atan ve yukarı kaldıran ayrı ellerle yürüyor.
Fırın bir beden değildir. Ama bu dersin sorusunu önceden kurar: tek bir hareket ilkesi, beş ayrı yönde çalışırken nasıl bir bütün olarak kalır?
Bu derste ne olacak
Temel Kavramlar fakültesinde vātanın beş türü adlarıyla ve yönleriyle tanıtılmıştı. Bu ders o haritanın üstüne işleyişi yerleştiriyor.
Önce her türün oturduğu yer ile dolaştığı yol birbirinden ayrılacak. Ardından prāṇa ile udāna, vyāna ile samāna ve son olarak apāna, klasik derlemelerin verdiği iş listeleriyle ayrıntılı biçimde ele alınacak.
Beş türün tek bir iş üzerinde, örneğin bir lokmanın yolculuğunda, nasıl el değiştirdiği gösterilecek. Klasik metinlerin türlerin birbirinin yolunu kapatması üzerine söyledikleri kısaca tanıtılacak.
Usta katmanında, bir bedensel işin hangi türe verildiğini metinde sınamanın yolu kurulacak. Ders boyunca geçen kişiler kurgusaldır.
Sıfır noktası
Bir önceki fakülte bedeni yapısıyla okudu: kemikler, kaslar, organlar ve sistemler. Kriyā Śarīra ise aynı bedene "nasıl çalışıyor?" diye sorar.
Klasik anlatımda bedende hareket eden her şeyin arkasında vāta durur. Soluğun girip çıkması, lokmanın yutulması, kanın ve besin sıvısının yayılması, dışkının atılması ve sözün dile gelmesi onun işleridir.
Bu işler tek bir türe yığılmaz. Vāgbhaṭa'nın derlemesi Aṣṭāṅga Hṛdaya, her türü tanıtırken iki şeyi ayrı ayrı söyler: türün oturduğu yeri ve türün bedende dolaştığı bölgeleri.
Bu ayrım önemlidir, çünkü vāta hareket ilkesidir. Bir yerde oturup yalnızca orada iş gören bir hareket düşünülemez.
Mekanizma — prāṇa ve udāna: baş ile göğüs
Aṣṭāṅga Hṛdaya'ya göre prāṇa başta oturur, göğüste ve boğazda dolaşır. İşler listesi iki kümeye ayrılır.
Bir küme bedenin kapısıyla ilgilidir: soluk almak, yutkunmak, hapşırmak, geğirmek ve tükürmek. Bunların hepsi dış dünya ile beden arasındaki geçişte olur; bir şey içeri alınır ya da kapıdan geri çevrilir.
Öteki küme zihinle ilgilidir. Metin prāṇaya anlayışı, kalbi, duyu organlarını ve zihni ayakta tutma işini verir. Klasik anlatımda duyuların uyanık kalması da bir tür içeri alıştır: dünyadan gelen izlenim, soluk gibi içeri girer.
Udāna ise göğüste oturur; burunda, göbek çevresinde ve boğazda dolaşır. Yönü yukarıdır ve işler listesi sözün başlaması, çaba, canlılık, güç, beden rengi ve bellekten oluşur.
Konuşma bu listenin en açık örneğidir. Söz, göğüsten yukarı doğru yükselen bir hareketle dile gelir; klasik anlatım bunu udānanın başlıca işi sayar.
Mekanizma — vyāna ve samāna: yayılan ile ortada tutan
Vyāna kalpte oturur ve bütün bedende büyük bir hızla dolaşır. Aṣṭāṅga Hṛdaya'nın saydığı işler yürümek, bir uzvu kaldırıp indirmek, göz kapaklarını açıp kapamaktır; metin sonunda bedenin hemen bütün hareketlerinin vyānaya bağlı olduğunu ekler.
Suśruta'nın anlatımında vyānaya bir iş daha verilir: sindirimden çıkan besin sıvısını bütün bedene taşımak. Böylece vyāna yalnızca kasların hareketini değil, bedenin içindeki yayılmayı da üstlenir.
Samāna ise sindirim ateşinin yakınında oturur ve sindirim yolunun içinde her yöne dolaşır. İşler listesi dört fiilden oluşur: yiyeceği tutmak, pişirmek, özünü atıktan ayırmak ve bırakmak.
Bu dört fiil bir sıradır. Yiyecek önce tutulur, sonra sindirilir, ardından özü atıktan ayrılır ve en sonunda ikisi de kendi yoluna bırakılır.
Klasik derlemeler samānayı sindirim ateşinin hemen yanına yerleştirir. Yorumcular bu yakınlığı, ateşin harlanması için gereken hareketin samānadan geldiği biçiminde okur; bu bir yorumdur, metnin ayrıntılı bir açıklaması değildir.
Mekanizma — apāna ve bir lokmanın yolculuğu
Apāna gövdenin en alt bölgesinde, anüs çevresinde oturur; bel, mesane, cinsel organlar ve uyluklar onun dolaştığı bölgelerdir. Yönü aşağı ve dışarıdır.
İşler listesi bedenden dışarı çıkan her şeyi kapsar: dışkı, idrar, regl kanı, meni ve doğumda bebek. Klasik anlatımda bunların hepsi aynı hareketin, aşağı doğru itmenin sonucudur.
Bu noktada beş türü tek bir iş üzerinde izlemek mümkündür. Bir lokma ağza alınır ve yutulur; bu, prāṇanın içeri alışıdır. Lokma sindirim yolunun ortasında tutulur, ateşin yanında pişer ve özü atıktan ayrılır; bu samānanın işidir.
Ayrılan öz bütün bedene yayılır; Suśruta bunu vyānaya verir. Atık aşağı doğru itilip dışarı çıkarılır; bu apānanın işidir. Lokmayı yiyen kişinin sofrada konuşması ve kalkmak için gösterdiği çaba ise udānaya aittir.
Açılıştaki fırında da un içeri taşınıyor, hamur ortada bekletiliyor, ekmek dağıtılıyor, kül dışarı atılıyor ve sabahın ilk sesi yukarı yükseliyordu. Tek bir akış beş ele bölünmüştü.
Mekanizma — türler birbirinin yolunu kapattığında
Beş tür ayrı yönlerde çalıştığı için klasik metinler bir olasılığı daha düşünür: bir türün hareketi ötekinin yolunu kapatabilir. Caraka'nın vāta hastalıkları bölümü bu durumu uzun uzun anlatır.
Bu kavram, türleri ayrı ayrı bilmenin neden önemli olduğunu gösterir. Klasik anlatımda aşağı inmesi gereken bir hareket yukarı döndüğünde ya da yayılması gereken bir hareket bir yerde takıldığında, sorun hangi türün hangi türün yolunu kapattığıyla tarif edilir.
Örtünmenin belirtileri, ayırt edilmesi ve ele alınışı bu fakültenin değil, hastalık bilimini ve tedaviyi işleyen ileri fakültelerin konusudur. Burada yalnızca kavramın varlığı ve türler arasındaki ilişkiyi nasıl görünür kıldığı yeterlidir.
Usta katmanı — tür atama sınaması
Bu dersin ayrımları, bir klasik cümlede bedensel bir işin vātanın hangi türüne verildiğini okumak için bir araca dönüştürülebilir.
Sınamanın son noktası çoğu zaman atlanır. Besin sıvısının yayılması gibi bazı işler bir derlemede açıkça bir türe verilir, ötekinde anılmaz.
Kapanış katmanı — bu dersin sınırı
Bu ders vātanın beş türünü yer ve yol ayrımıyla, klasik derlemelerin verdiği iş listeleriyle, bir lokmanın yolculuğundaki hareket zinciriyle ve türlerin birbirinin yolunu kapatabileceği düşüncesiyle ele aldı.
Bu anlatım klasik fizyolojinin bir resmidir. Bir önceki fakültenin son modülünde işlenen bugünkü solunum, sindirim, sinir ve dolaşım bilgisiyle yan yana konabilir, ama türlerin hiçbiri tek bir bugünkü sistemin karşılığı değildir: prāṇa soluğun yanında zihni, vyāna dolaşımın yanında yürümeyi, udāna sesin yanında belleği de taşır.
Vāta türlerinin adları, kişinin kendi bedeninde fark ettiği bir değişikliği adlandırmak için değil, klasik metinleri okumak için öğrenilir. Soluk darlığı, yutma güçlüğü, süren kabızlık ya da ishal, idrar yapmada zorluk ve açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtiler bir hekim tarafından değerlendirilmelidir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBir türün yalnızca oturduğu yerde iş gördüğü sanılır.
Klasik metinler her türün bir oturduğu yerini, bir de dolaştığı bölgeleri ayrı ayrı sayar.
Yaygın yanlışPrāṇanın yalnızca soluğu yönettiği düşünülür.
Klasik anlatımda prāṇa yutkunmayı, hapşırmayı, duyuların uyanıklığını ve zihni de taşır.
Yaygın yanlışVātanın her türünün tek bir bugünkü organ sistemine karşılık geldiği sanılır.
Vyānanın işleri kas hareketlerini de, yayılmayı da kapsar; udānanın işleri sesi de, belleği de kapsar.
Yaygın yanlışBeş türün birbirinden bağımsız, sırayla çalıştığı düşünülür.
Klasik anlatımda türler aynı işin halkalarıdır ve çoğu zaman aynı anda çalışır.
Aklında kalsın
Klasik metinler vātanın her türünü iki parçayla tanıtır: oturduğu yer ve dolaştığı yol. Bir türün işi çoğu zaman dolaştığı yolda görünür.
Prāṇa baştan içeri alır ve zihni uyanık tutar; udāna göğüsten yukarı yükselir, sözü, çabayı ve belleği taşır. Vyāna kalpten bütün bedene yayılır; samāna sindirim ateşinin yanında yiyeceği tutar, pişirir, ayırır ve bırakır; apāna aşağı ve dışarı iter.
Beş tür bir hareket zincirinin halkalarıdır: bir lokma prāṇa ile girer, samāna ile ayrılır, vyāna ile yayılır, apāna ile atılır.
Caraka, türlerden birinin yolunun kapanmasını vātanın artmasından ayrı bir bozulma olarak anlatır; bu kavramın ayrıntısı ileri fakültelerin konusudur.
Açılıştaki fırında un içeri girip ekmek olarak sokağa çıkıyordu ve beş el aynı akışın beş yönünü yürütüyordu. Vāta da böyledir: tek bir hareket ilkesi, beş yönde bir bütün olarak çalışır.
Sonraki derse köprü
Vātanın türleri hareketin yönüyle adlandırılıyordu. Pittanın türlerinin adları ise, akademinin alt doşa sınıfları dersinde tanıtıldığı biçimde, bir işi söyler: sindiren, renk veren, başaran, gören ve parlatan.
Modülün ikinci dersinin adı Pitta alt türleri.
O ders, sindirim bölgesinde oturan pācakanın öteki dört pitta türünü nasıl desteklediğini, rañjakanın yeri konusunda derlemelerin neden ayrıldığını ve kalpteki sādhakanın zihinsel işlerinin nasıl anlatıldığını ayrıntılı biçimde soracak.