Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bugünkü anatomi kasları üç türe ayırır: kemiklere tutunan, çizgili ve istemli iskelet kası; yalnızca kalpte bulunan, çizgili ama istemsiz kalp kası; ve iç organlarla damarların duvarındaki, çizgisiz ve istemsiz düz kas.
İskelet kasları kemiklere kirişlerle tutunur ve bir eklemin üzerinden geçerek iki kemiği birbirine yaklaştırır. Kiriş kası kemiğe, bağ kemiği kemiğe bağlar.
Kaslar yalnızca çeker, itemez. Bu yüzden her hareketin karşıtını yapan bir kas bulunur ve kaslar karşıt çiftler hâlinde çalışır.
Bugünkü anatomi altı yüzü aşkın iskelet kası sayar; Suśruta beş yüz peśī sayar. İki sayım farklı birimleri sayar ve birebir karşılaştırılamaz.
Açılıştaki kuklanın ipleri yalnızca çekiyordu ve göğsündeki mekanizma kendi kendine çalışıyordu. Bedenin kasları da böyledir: bir kısmı istemimizle çeker, bir kısmı biz farkında olmadan çalışır.
Açılış sahnesi
Bir kukla tiyatrosunun sahne arkası. Tahta bir kukla, kollarına, bacaklarına ve başına bağlı ince iplerle yukarıdaki bir çerçeveye asılı.
Kuklacı bir ipi çekiyor ve kuklanın kolu kalkıyor. İpi gevşetince kol kendi ağırlığıyla aşağı iniyor.
Bir seyirci sahne arkasına gelip soruyor: kolu aşağı indirmek için neden başka bir ip kullanmıyorsunuz? Kuklacı gülümsüyor. İpler yalnızca çekebilir, itemez. Kolu kaldırmak için bir ip, bükmek için başka bir ip gerekir; her hareketin karşıtı için ayrı bir ip vardır.
Seyircinin dikkatini başka bir şey çekiyor: kuklanın göğsünün içinde, hiçbir ipe bağlı olmayan küçük bir mekanizma durmadan tıkırdıyor. Kuklacı onun kendi kendine çalıştığını, kimsenin onu çekmediğini söylüyor.
Kukla bir beden değildir. Ama bu dersin iki ana düşüncesini taşır: kaslar yalnızca çeker ve bedendeki kasların hepsi isteğe bağlı çalışmaz.
Bu derste ne olacak
İlk olarak bugünkü anatominin kasları üç türe nasıl ayırdığı gösterilecek. Bu türler yapılarına, bedendeki yerlerine ve isteğe bağlı çalışıp çalışmadıklarına göre ayrılır.
İkinci olarak iskelet kaslarının kemiklere nasıl tutunduğu ve kemikleri nasıl hareket ettirdiği ele alınacak.
Üçüncü olarak kasların yalnızca çekebildiği ve bu yüzden çiftler hâlinde çalıştığı gösterilecek.
Dördüncü olarak Suśruta'nın etli kütle sayımı, bugünkü kas listesinin yanına konacak.
Usta katmanında, kaslar üzerine okunan bir ifadeyi tartmak için bir sınama verilecek.
Örneklerde geçen kişiler yalnızca bu ders için hayal edilmiştir.
Sıfır noktası
Kemikler bir kaldıraç gibi hareket eder, ama kendiliğinden kıpırdamaz. Kemikleri hareket ettiren, onlara tutunan kaslardır.
Kas dokusu, ilk derste tanınan dört temel dokudan biridir. Bu ders o dokunun bedende hangi biçimlerde bulunduğunu ve bir sistem olarak nasıl çalıştığını ele alıyor.
Beden yapısı fakültesinin ilk modülü Suśruta'nın etli kütleleri, yani peśīleri, nasıl saydığını göstermişti. Burada aynı bölgelere mikroskobun ve diseksiyonun açtığı yoldan yaklaşılıyor.
Mekanizma — üç kas türü
Bugünkü anatomi kasları üç türe ayırır. Birincisi iskelet kasıdır. Kemiklere tutunur, bedeni hareket ettirir ve isteğe bağlı çalışır; mikroskop altında çizgili bir görünüşü vardır.
İkincisi kalp kasıdır. Yalnızca kalbin duvarında bulunur, çizgili bir görünüşü vardır, ama isteğe bağlı değildir; ömür boyu kendi ritmiyle kasılır.
Üçüncüsü düz kastır. Mide, bağırsak, mesane gibi içi boş organların ve damarların duvarında bulunur. Çizgili bir görünüşü yoktur ve isteğe bağlı çalışmaz.
Bu ayrımın önemli bir sonucu vardır. Bedendeki kasların hepsini isteyerek yönetemeyiz. Kalbimizin atışını ya da bağırsaklarımızın hareketini doğrudan istemimizle başlatıp durduramayız.
Açılıştaki kuklanın göğsündeki tıkırdayan mekanizma, bu istemsiz çalışmanın bir benzeriydi. Kimse onu çekmiyordu, ama durmadan çalışıyordu.
Mekanizma — kaslar kemiklere nasıl tutunur
İskelet kasları kemiklere genellikle kiriş denen sağlam, lifli yapılarla tutunur. Kiriş, kasın kasılma gücünü kemiğe iletir.
Bir iskelet kası çoğu zaman bir eklemin üzerinden geçerek iki ayrı kemiğe tutunur. Kas kasıldığında boyu kısalır, iki kemiği birbirine yaklaştırır ve eklem üzerinde bir hareket oluşur.
Topuğun arkasındaki kalın kiriş bunun iyi bir örneğidir. Baldır kaslarını topuk kemiğine bağlar ve bu kaslar kasıldığında topuk yukarı kalkar, kişi parmak uçlarına yükselir.
Suśruta'nın dokuz yüz snāyu saydığını hatırlamak burada yararlıdır. Klasik snāyu kavramı, bugünkü kiriş ve bağ kavramlarının ikisini de kapsayan daha geniş bir kavramdır; bugünkü anatomi bu iki yapıyı birbirinden ayırır.
Mekanizma — yalnız çekme ve karşıt çiftler
Açılıştaki kuklanın ipleri yalnızca çekebiliyordu. Kaslar da böyledir: kasıldıklarında kısalır ve çekerler, ama itemezler.
Bu yüzden bir eklemde bir hareketi yapan kasın karşısında, o hareketin tersini yapan başka bir kas bulunur. Kolun ön yüzündeki kas kasıldığında dirsek bükülür; arka yüzündeki kas kasıldığında dirsek düzelir.
Karşıt kas çiftleri yalnızca hareketi sağlamaz, duruşu da korur. Ayakta dururken bedenin ön ve arka yüzündeki kaslar sürekli küçük kasılmalarla birbirini dengeler.
Mekanizma — bugünkü kas anlayışı ve peśī
Bugünkü anatomi insan bedeninde altı yüzü aşkın iskelet kası sayar. Suśruta ise beş yüz peśī sayar ve kadın bedeninde fazladan yirmi peśī bulunduğunu söyler.
Bu iki sayı yakın görünebilir, ama aynı şeyi saymazlar. Bugünkü sayım, kiriş ve tutunma noktalarıyla sınırları belirlenmiş tek tek iskelet kaslarını sayar. Klasik peśī ise gözle ayırt edilen etli kütleleri anlatır; bu kütleler bazen bir kasın bir bölümünü, bazen birkaç kası birlikte kapsayabilir.
Ayrıca bugünkü anatomi kalp kasını ve düz kası ayrı türler olarak ele alır. Klasik peśī sayımının bu ayrımı yapmadığı, peśīlerin daha çok gözle görülebilen ve dokunulabilen etli kütleler olduğu anlaşılır.
Usta katmanı — kas sınaması
Kas sözcüğü geçen bir paragrafla karşılaşınca şu dört şeye bakmak yeterlidir.
İlk iki soru ifadenin hangi kas türüne ve hangi denetim biçimine dayandığını gösterir. Üçüncü soru yalnız çekme ilkesini hatırlatır.
Dördüncü soru klasik bir kavramın bugünkü bir kavrama sessizce dönüşmesini engeller.
Kapanış katmanı — bu dersin sınırı
Bu ders üç kas türünü, istemli ve istemsiz kas ayrımını, kirişi, kasların yalnızca çekebildiğini ve karşıt çiftleri tanıttı; en son da peśī ile bugünkü kas kavramının neden aynı birimi saymadığını gösterdi.
Kasları harekete geçiren sinir sistemi bir sonraki dersin konusu. Kas hastalıkları, kas yaralanmaları ve bunların tedavisi ise bu dersin sınırları dışında kalır.
Ani başlayan ve şiddetli kas güçsüzlüğü, özellikle yüzün, kolun ya da bacağın bir yanında görülürse, bir sinir sistemi acilinin belirtisi olabilir. Böyle bir durumda beklenmeden 112 aranmalıdır.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBedendeki bütün kasların isteğe bağlı çalıştığı sanılır.
Kalp kası ve iç organlardaki düz kaslar istemsiz çalışır.
Yaygın yanlışKasların hem çekip hem itebildiği düşünülür.
Kaslar yalnızca kasılarak çeker; bir hareketi geri almak karşıt kasın kasılmasını gerektirir.
Yaygın yanlışKiriş ile bağın aynı yapı olduğu sanılır.
Kiriş kası kemiğe, bağ ise kemiği kemiğe bağlar.
Yaygın yanlışSuśruta'nın beş yüz peśīsinin bugünkü kaslarla aynı şeyi saydığı düşünülür.
Peśīler gözle ayırt edilen etli kütlelerdir ve bugünkü tek tek iskelet kaslarıyla birebir örtüşmez.
Aklında kalsın
Bugünkü anatomi kasları üç türe ayırır: kemiklere tutunan, çizgili ve istemli iskelet kası; yalnızca kalpte bulunan, çizgili ama istemsiz kalp kası; ve iç organlarla damarların duvarındaki, çizgisiz ve istemsiz düz kas.
İskelet kasları kemiklere kirişlerle tutunur ve bir eklemin üzerinden geçerek iki kemiği birbirine yaklaştırır. Kiriş kası kemiğe, bağ kemiği kemiğe bağlar.
Kaslar yalnızca çeker, itemez. Bu yüzden her hareketin karşıtını yapan bir kas bulunur ve kaslar karşıt çiftler hâlinde çalışır.
Bugünkü anatomi altı yüzü aşkın iskelet kası sayar; Suśruta beş yüz peśī sayar. İki sayım farklı birimleri sayar ve birebir karşılaştırılamaz.
Açılıştaki kuklanın ipleri yalnızca çekiyordu ve göğsündeki mekanizma kendi kendine çalışıyordu. Bedenin kasları da böyledir: bir kısmı istemimizle çeker, bir kısmı biz farkında olmadan çalışır.
Sonraki derse köprü
Bu ders kasların nasıl çalıştığını gösterdi, ama bir kasın ne zaman kasılacağına karar veren yapıdan henüz söz etmedi.
Modülün dördüncü dersinin adı Sinir sistemi.
O ders, beyin, omurilik ve sinirlerden oluşan sistemin bedeni nasıl yönettiğini, istemli ve istemsiz işlerin hangi bölümler tarafından düzenlendiğini ve bu sistemin klasik anlatıdaki bazı kavramlarla neden birebir eşlenemeyeceğini soracak.