İçeriğe geç

A05-M02-D04·Embriyoloji ve gelişim

Kalıtsal ve çevresel faktörler

sıfırdan ileri2.453 kelime15 örnek durum1 klasik kaynak≈ 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kalıtım ve çevre bugünün kategorileridir. Bu kategorileri klasik anlatıya uygulamak bir geriye dönük eşlemedir ve her seferinde öyle olduğu söylenmelidir.

Caraka üreme özünü bölümlerine ayırır ve bir organın kusurunu tohumun o organa ait bölümüne bağlar. Bu tohum bölümü ilkesi bugünkü kalıtım fikrine yakın bir düşünce biçimidir, ama onunla aynı şey değildir.

Suśruta ebeveynlerin üreme özünden gelen hastalıklarla gebelik süresince edinilenleri ayırır. Doğuştan olan her şey kalıtsal değildir; bu fark klasik metinde de sezilir.

Altı oluşum kaynağından bazıları iki kategoriye birden sığar ya da hiçbirine tam sığmaz. Bu, iki kategorili bir kalıbın altı kaynaklı bir anlatıya her zaman oturmadığını gösterir.

Açılıştaki iki kardeş aynı tarifle farklı ekmekler çıkarıyordu ve ananeyi izleyerek öğrenilen el alışkanlığının tarife mi mutfağa mı ait olduğunu bilemiyorlardı. Klasik anlatı da oluşan varlığın bazı özelliklerini bu iki sorudan birine sıkıştırmaz.

Açılış sahnesi

İki kardeş, ananelerinin ekmek tarifini aynı kâğıttan kopyalamış. Un aynı, maya aynı, su ve tuz ölçüleri aynı.

Büyük kardeşin ekmeği yumuşak ve kabarık çıkıyor. Küçük kardeşinki daha sıkı ve basık.

Kardeşler önce tarifi karşılaştırıyor; tarif birebir aynı. Sonra mutfaklara bakıyorlar. Birinin fırını daha sıcak, öbürünün evi kışın daha soğuk; hamur birinde daha uzun süre mayalanıyor.

Ama bir şey daha var. Büyük kardeş hamuru yoğurmayı yıllarca ananesinin yanında durup izleyerek öğrenmiş; küçük kardeş ise yalnızca kâğıttaki tarifle. Bu el alışkanlığı tarifin bir parçası mı, yoksa mutfağın mı?

Bu soru bir ekmek hakkında. Ama bu dersin sorusunu da taşıyor: bir özellik bize devredilen bir şeyden mi, yoksa içinde büyüdüğümüz koşullardan mı gelir, ve bazen bu iki kaynağı ayırmak mümkün müdür?

Bu derste ne olacak

İlk olarak, günümüzde bir özelliğin kaynağını sormak için kullanılan iki kategorinin klasik metinlerde hazır bir karşılığı olmadığı söylenecek. Bu ders klasik anlatıyı bu iki kategoriyle okumayı deneyecek, ama bunun bir okuma olduğunu unutmadan.

İkinci bölüm Caraka'nın tohum ve tohumun bölümleri üzerine söylediklerini ele alacak. Bu anlatım bugünkü kalıtım fikrine en çok yaklaşan klasik ifadelerden biridir.

Üçüncü bölüm Suśruta'nın hastalıkları kaynağına göre sınıflandırırken yaptığı bir ayrıma geçecek: ebeveynlerin üreme özünden gelenler ile gebelik süresince edinilenler.

Dördüncü bölüm önceki derste görülen altı oluşum kaynağından bazılarının neden iki kategoriye birden sığdığını gösterecek.

Usta katmanında, klasik bir cümleyi kalıtım ya da çevre diye okumadan önce sorulacaklar bir araya getirilecek.

Durum kutularındaki öğrenciler, çevirmenler ve eğitmenler bu derse ait kurgusal kişilerdir.

Sıfır noktası

Önceki derslerde klasik anlatının oluşumu nasıl kurduğu görüldü: dört ön koşul, altı oluşum kaynağı ve ay ay gelişim anlatısı. Bu anlatıların hiçbirinde "kalıtım" ya da "çevre" diye iki ayrı başlık açılmaz.

Bugün bu iki sözcük, bir özelliğin kaynağını sormanın en yaygın yoludur. Bir özellik ebeveynlerden biyolojik yolla mı aktarılır, yoksa yaşam koşullarıyla mı biçimlenir?

Bu dersin yaptığı şey, klasik anlatıyı bu soruyla okumaktır. Ama bu okuma klasik metnin kendi kategorisi değildir; bugünün sorusunun geçmişe yöneltilmesidir.

Bu terim dersin çerçevesini çizer. Aşağıda "bu kaynak kalıtıma yakın okunabilir" denildiğinde, söylenen şey metnin bir özelliği değil, bizim yaptığımız bir yakınlaştırmadır.

Mekanizma — tohum ve tohumun bölümleri

Caraka'nın Śārīrasthāna'sındaki dördüncü bölüm, tohum sözcüğünü, yani bījayı, yalnızca bir bütün olarak değil, bölümleriyle de ele alır. Metne göre üreme özünün içinde, oluşacak bedenin farklı bölümlerine karşılık gelen daha küçük bölümler vardır.

Bu anlatıya göre tohumun bir organı oluşturan bölümünde bir kusur varsa, o kusur doğacak varlığın o organında kendini gösterebilir. Tohumun geri kalanı sağlamsa, bedenin öteki bölümleri etkilenmez.

Bu ilke, bugünkü kalıtım anlayışına şaşırtıcı biçimde yakın bir düşünce biçimi taşır: bir özelliğin kaynağı, ebeveynden gelen maddenin belirli bir bölümüne bağlanır. Bu yakınlık, bir geriye dönük eşlemenin en cazip olduğu yerdir.

Ama benzerlik bir özdeşlik değildir. Caraka'nın tohum bölümleri bir gözleme ve bir çıkarıma dayanan bir anlatıdır; bugünkü kalıtım biliminin tarif ettiği yapıların eski bir adı değildir.

Mekanizma — kökten gelen ve gebelikte edinilen

Suśruta, Sūtrasthāna'nın yirmi dördüncü bölümünde hastalıkları kaynaklarına göre yedi gruba ayırır. Bu gruplardan ikisi bu dersin sorusuna doğrudan dokunur.

Birinci grup, ebeveynlerin üreme özündeki bir kusurdan kaynaklanan hastalıklardır; Sanskritçede ādibala, yani başlangıçtaki güçten doğan diye anılır. İkinci grup, gebelik süresince, annenin içinde bulunduğu koşullardan kaynaklanan hastalıklardır; bunlar janmabala, yani doğumla gelen güçten doğan diye adlandırılır.

Bu ayrım dikkat çekicidir, çünkü doğuştan görülen her şeyi aynı kaynağa bağlamaz. Doğuştan var olan bir özellik, ebeveynlerin üreme özünden de, gebeliğin koşullarından da gelebilir.

Bugün de doğuştan görülen bir özelliğin kalıtsal olmak zorunda olmadığı bilinir. Suśruta'nın ayrımı bu farkın klasik bir biçimde sezildiğini gösterir; ama bu sezgi, bugünkü ayrımın aynısı değildir.

Klasik metinler gebe kadının kaçınması gereken davranışları da uzun listeler hâlinde sayar. Bu ders bu listeleri aktarmaz. Bu listeler bir annenin, doğan çocuğun bir özelliği için suçlanmasına dayanak yapılamaz.

Mekanizma — iki kategoriye birden sığan kaynaklar

Önceki ders Caraka'nın altı kaynaklı listesini açmıştı. O listeyi kalıtım ve çevre başlıkları altına yerleştirmeye çalışınca bazıları kolayca yerini bulur.

Anneden ve babadan gelen paylar kalıtıma yakın okunabilir. Bu paylar, ebeveynlerin üreme özü üzerinden aktarılan bölümler olarak anlatılır.

Beslenmeden gelen pay ise ilk bakışta çevreye yakın görünür. Oluşan varlık annenin aldığı besinden beslenir; bu, bugünkü doğum öncesi çevre fikriyle yakınlaşır.

Ama öteki kaynaklar bu iki başlığa kolayca girmez. Sātmyadan, yani alışkanlıkla bedene uygun hâle gelmiş olandan doğan pay, hem ebeveynlerin yaşam biçimine hem de oluşan varlığın içinde bulunduğu koşullara dayanır. Varlığın kendi özünden ve zihinden gelen paylar ise ne ebeveynlerden aktarılan bir madde ne de dışarıdan gelen bir koşuldur; klasik anlatı bunları ayrı bir düzleme yerleştirir.

Bu terim, geriye dönük eşlemenin nerede zorlandığını gösterir. Klasik anlatı oluşumu iki kategoriye değil, altı kaynaklı bir birlikteliğe bağlar; bu birliktelik, bugünkü iki kategorili sorunun kalıbına her zaman oturmaz.

Açılıştaki iki kardeşin ekmeği bu zorluğu küçük ölçekte gösteriyordu. Ananeyi izleyerek öğrenilen el alışkanlığı, ne kâğıttaki tarif gibi devredilmiş bir şeydir ne de fırının sıcaklığı gibi yalnızca bir mutfak koşuludur.

Usta katmanı — kalıtım okuması sınaması

Bu dersin aracı, klasik bir cümleyi kalıtım ya da çevre başlığıyla anmadan önce durup sorulacakları toplar.

İlk soru dersin çerçevesini korur ve okurun kendi sorusunu metnin sözü sanmasını engeller. İkinci soru üç ayrı klasik anlatıyı birbirinden ayırır.

Üçüncü soru iki kategorili kalıbın zorlandığı yerleri görünür kılar. Dördüncü soru bu dersin etik sınırıdır: klasik bir sınıflama, bir çocuğun özelliği için bir anneyi ya da bir babayı suçlamanın dayanağı olamaz.

Kapanış katmanı — bu dersin sınırı

Bu ders bugünkü kalıtım ve çevre ayrımını klasik anlatıya uygulamanın bir geriye dönük eşleme olduğunu, Caraka'nın tohum bölümü ilkesini, Suśruta'nın kök–gebelik ayrımını ve altı oluşum kaynağından bazılarının neden iki kategoriye birden sığdığını ele aldı.

Klasik anlatıyı bugünkü embriyolojiyle yan yana koymak modülün son dersine kaldı. Klasik metinlerin gebelik dönemi için verdiği öğütler ise Ayurveda'nın sekiz dalını anlatan fakültede, her birinin güvenlik sınırı gösterilerek açılacak.

Doğuştan görülen ya da ailede tekrar eden bir durum, bu dersteki kavramlarla kendi başına açıklanacak bir konu değildir. Böyle bir durumda bir uzmanla görüşmek, hem doğru bilgiye ulaşmanın hem de kimseyi haksız yere sorumlu tutmamanın yoludur.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışKlasik metinlerin kalıtım ve çevre diye iki ayrı başlık açtığı sanılır.
Doğrusu

Bu ayrım bugünün sorusudur; klasik anlatıya uygulandığında bir geriye dönük eşleme yapılmış olur.

Yaygın yanlışCaraka'nın tohum bölümü ilkesinin genlerin eski bir adı olduğu düşünülür.
Doğrusu

İlke bir özelliği ebeveynden gelen maddenin bir bölümüne bağlama fikrinde bugünkü kalıtım anlayışına yaklaşır, ama onunla özdeş değildir.

Yaygın yanlışDoğuştan görülen her özelliğin kalıtsal olduğu sanılır.
Doğrusu

Suśruta'nın kök–gebelik ayrımı bile doğuştan olanı iki ayrı kaynağa bağlar; bugün de bu iki kavram ayrı tutulur.

Yaygın yanlışKlasik sınıflamaların, bir çocukta görülen bir durumdan dolayı anne ya da babayı suçlamaya gerekçe olabileceği düşünülür.
Doğrusu

Bu sınıflamalar tarihsel anlatılardır ve kimseyi suçlamak için kullanılamaz.

Aklında kalsın

Kalıtım ve çevre bugünün kategorileridir. Bu kategorileri klasik anlatıya uygulamak bir geriye dönük eşlemedir ve her seferinde öyle olduğu söylenmelidir.

Caraka üreme özünü bölümlerine ayırır ve bir organın kusurunu tohumun o organa ait bölümüne bağlar. Bu tohum bölümü ilkesi bugünkü kalıtım fikrine yakın bir düşünce biçimidir, ama onunla aynı şey değildir.

Suśruta ebeveynlerin üreme özünden gelen hastalıklarla gebelik süresince edinilenleri ayırır. Doğuştan olan her şey kalıtsal değildir; bu fark klasik metinde de sezilir.

Altı oluşum kaynağından bazıları iki kategoriye birden sığar ya da hiçbirine tam sığmaz. Bu, iki kategorili bir kalıbın altı kaynaklı bir anlatıya her zaman oturmadığını gösterir.

Açılıştaki iki kardeş aynı tarifle farklı ekmekler çıkarıyordu ve ananeyi izleyerek öğrenilen el alışkanlığının tarife mi mutfağa mı ait olduğunu bilemiyorlardı. Klasik anlatı da oluşan varlığın bazı özelliklerini bu iki sorudan birine sıkıştırmaz.

Sonraki derse köprü

Bu ders klasik anlatıyı bugünün bir sorusuyla okudu ve bu okumanın nerede işlediğini, nerede zorlandığını gördü. Ama bu karşılaştırma yalnızca kalıtım ve çevre kavramlarıyla sınırlıydı.

Modülün beşinci dersinin adı Klasik anlatı ile modern embriyolojinin ayrılması.

O ders, klasik oluşum anlatılarının bugünkü embriyoloji bilgisiyle hangi noktalarda yakınlaştığını, hangi noktalarda kesin biçimde ayrıldığını ve bu iki bilgi türünü birbirine karıştırmadan birlikte nasıl okuyabileceğimizi soracak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

İlk görüntüde iki mutfak yan yana çiziliyor; iki tezgâhın üstünde aynı el yazısıyla yazılmış iki tarif kâğıdı duruyor. Fırınlardan çıkan iki ekmek beliriyor: biri kabarık, öteki basık.

Tohum bölümü sahnesinde soyut bir daire birkaç dilime ayrılıyor. Dilimlerden biri hafifçe soluyor ve ekranın öbür yanında duran soyut bir biçimin yalnızca karşılık gelen bölümü de soluyor; öteki bölümler parlak kalıyor.

Kök–gebelik sahnesinde iki ok aynı soyut biçime yöneliyor. Biri ekranın en solundaki bir başlangıç noktasından, öteki biçimi çevreleyen yumuşak bir halenin içinden geliyor.

Çift okunur kaynak sahnesinde iki sütun beliriyor ve altı renkli nokta sütunlara doğru süzülüyor. Noktaların bazıları bir sütuna yerleşiyor, bazıları iki sütunun sınırında duruyor, bazıları ise iki sütunun da dışında kalıyor.

Seslendirme hafif bir mutfak uğultusu ve uzaktan gelen bir fırın kapağı sesiyle açılıyor. Hiçbir sahnede gen, kromozom, cenin ya da insan bedeni çizimi yer almıyor; bütün öğeler mutfak nesneleri ve soyut biçimlerden oluşuyor.

Eğitim içeriğidir. Platform sağlık hizmeti sunmaz. Öğrencilere hekimlik, terapistlik, danışmanlık veya Ayurveda uygulayıcılığı yetkisi vermez. Klinik konular; tarih, terminoloji, bilimsel değerlendirme, güvenlik ve profesyonel yönlendirme farkındalığı düzeyinde ele alınır. Tehlikeli, invaziv veya profesyonel gözetim gerektiren işlemler için uygulama talimatı verilmez.