Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
İki terimin bir kaynakta eş anlamlı listelenmesi, her bağlamda birbirinin yerine geçebilecekleri anlamına gelmez.
Tam eş anlamlı çiftler taranan bütün örneklerde değişimden zarar görmez; yakın eş anlamlı çiftler bazı örneklerde bozulur.
En sık görülen fark türü sicildir: iki terim aynı şeyi gösterir ama biri resmî, öteki gündelik bir bağlamda yerleşiktir.
Değişim sınaması, bir terimi yakın eş anlamlısıyla değiştirip cümlenin bozulup bozulmadığına bakma işidir ve yeterli örnekle tekrarlanmalıdır.
Bir fark bulunduğunda yalnızca farkın varlığı değil, türü de kaydedilmelidir; sicil mi, kapsam mı, yoksa başka bir şey mi.
Sınama sonucu kaç örnekle elde edildiği belirtilmeden kaydedilmemelidir; az örnekle elde edilen bir sonuç kırılgandır.
Terimler arası ilişki sabit bir gerçek değildir; taranan malzeme genişledikçe bir zamanlar tam eş anlamlı sayılan bir çift yakın eş anlamlıya dönüşebilir.
Bu sınama iki terim arasındaki ilişkiyi belirler ama bir çeviride hangi terimin öne çıkarılacağına karar vermez; bu ayrı bir tercihtir.
Açılış sahnesi
Bir kişi elindeki metinde birbirine çok yakın duran iki Sanskritçe kelimeyle karşılaşıyor.
Bir sözlük ikisini de aynı Türkçe kelimeyle karşılıyor ve kişi bu iki kelimeyi tam eş anlamlı sayıp aynı çeviriyi ikisine de uyguluyor.
Metni ilerlettikçe bir tuhaflık dikkatini çekiyor: yazar aynı cümlede iki kelimeyi art arda kullanıyor ve bu, gereksiz bir tekrar gibi durmuyor.
Kişi iki kelimenin geçtiği başka yerlere bakıyor ve bir örüntü fark ediyor: biri hep resmî bir bağlamda, öteki hep gündelik bir bağlamda geçiyor.
İki kelime aynı şeyi gösteriyor olabilir, ama aynı şekilde kullanılmıyorlar; biri diğerinin yerine her zaman sorunsuz geçmiyor.
Kişi tek bir Türkçe kelimeyle ikisini birden karşıladığında, yazarın bilinçli kurduğu bu ayrımı sessizce siliyor.
Sözlüğün "eş anlamlı" dediği yer, metnin kendisinde tam bir eşitlik değil, ince bir iş bölümü taşıyormuş.
İki kelimenin aynı şeyi göstermesi, her bağlamda birbirinin yerine geçebilecekleri anlamına gelmez.
Bu derste ne olacak
Bu ders iki Sanskritçe terim birbirine yakın durduğunda aralarındaki ilişkiyi nasıl sınayacağını gösteriyor.
Geride kalan iki alışkanlık şunlar: bir kaynağın iki kelimeyi eş anlamlı listelemesinin, onların her bağlamda birbirinin yerine geçebileceği anlamına geldiği ve bir kaynakta yan yana listelenmeyen iki kelimenin hiçbir ortak alanı olmadığı.
Sonra iki terim türü ayrılıyor: her bağlamda birbirinin yerine geçen tam eş anlamlılar ve bir noktada ayrışan yakın eş anlamlılar.
Ardından bu ayrışmanın en sık geldiği yer ele alınıyor: aynı şeyi gösteren iki kelimenin farklı kullanım bağlamlarına yerleşmiş olması.
Dördüncü durakta bir sınama kuruluyor: iki terimin gerçek geçtiği yerleri topla, birbirinin yerine koy, farkı ara, sonucu kaydet.
Kapanışta bu sınamanın verdiği ile vermediği ayrılıyor; hangi terimin bir çeviride öne çıkarılacağı ayrı bir karardır ve bu ders o kararı vermez.
Bu derste geçen durumların hiçbiri gerçek değildir; hepsi bir kavramı görünür kılmak için yazılmış kurgulardır.
Sıfır noktası
Bu bölümde bırakılan iki alışkanlık, ikisi de bir kaynağın verdiği eş anlamlılık etiketine fazla güvenmekten kaynaklanıyor.
Birincisi, bir kaynağın iki kelimeyi eş anlamlı olarak yan yana listelemesinin, ikisinin her bağlamda birbirinin yerine geçebileceği anlamına geldiği sanılır.
İkincisi, aynı kaynakta yan yana listelenmeyen iki kelimenin aralarında hiçbir ortak alan taşımadığı düşünülür.
Birincisi seni bilinçli kurulmuş bir ayrımı silmeye, ikincisi seni gerçekte örtüşen iki terimi gereksiz yere ayrı tutmaya götürür.
Mekanizma — tam eş anlamlı ile yakın eş anlamlı
İki terim arasındaki ilişkiyi sınamanın yolu, ikisini gerçek kullanım yerlerinde birbirinin yerine koyup ne olduğuna bakmaktır.
Bir çift tam eş anlamlıysa, taranan bütün örneklerde değişim hiçbir şeyi bozmaz; bir çift yakın eş anlamlıysa, bazı örneklerde değişim cümleyi tuhaflaştırır ya da bağlamı değiştirir.
Bu iki tür arasındaki fark derece değil, testin sonucudur; bir çiftin hangi türde olduğu ancak yeterli sayıda gerçek örnek taranınca ortaya çıkar.
Mekanizma — sicil farkı: aynı gönderim, farklı bağlam
Yakın eş anlamlı çiftlerde en sık görülen fark türü, terimlerin gösterdiği şeyde değil, kullanıldıkları bağlamdadır.
Sicil farkı taşıyan bir çift, gösterdikleri şey aynı olduğu için kolayca tam eş anlamlı sanılır; oysa bağlamı yanlış seçmek metnin tonunu bozar.
Bir terimi çevirirken sicil farkını korumak, hedef dilde de benzer bir resmî-gündelik ayrımı kurmayı ya da en azından bu farkı bir notla belirtmeyi gerektirir.
Usta katmanı — örnekleri topla, yer değiştir, farkı ara, kaydet
Buradaki iş iki kelimeyi eş anlamlı ilan etmek değil, aralarındaki ilişkinin türünü kanıtla belirlemektir.
Birinci sırada her iki terimin de gerçekten geçtiği yeterli sayıda örnek topla; tek bir örnek hiçbir sonuca varmak için yeterli değildir.
İkinci sırada örneklerin her birinde terimleri birbirinin yerine koy ve cümlenin anlamının, tonunun ya da bağlamının değişip değişmediğine bak.
Üçüncü sırada sınama sonuçlarını topla; hiçbir örnekte bir bozulma yoksa çift tam eş anlamlıdır, bazı örneklerde bozulma varsa çift yakın eş anlamlıdır.
Dördüncü sırada, çift yakın eş anlamlıysa bozulmanın nereden geldiğini belirle; en sık neden sicil farkıdır, ama bazen kapsam farkı ya da yoğunluk farkı da görülür.
Beşinci sırada durakla ve bulduğun ilişkiyi kaydet; kayıt yalnızca "eş anlamlı" ya da "eş anlamlı değil" demez, hangi türde bir ilişki olduğunu ve varsa farkın kaynağını yazar.
Kapanış katmanı — bu sınamanın verdiği ve vermediği
Doğru yapılmış bir sınamadan üç kazanım çıkar: iki terimin tam mı yakın mı eş anlamlı olduğu, yakınsa farkın hangi türde olduğu ve bu farkın nasıl belgeleneceği.
Vermediği şey, bir çeviride hangi terimin öne çıkarılacağına dair bir karardır. İki terim yakın eş anlamlıysa ve hedef dilde ikisi için de tek bir kelime bulunuyorsa, hangi bağlamda hangi terimin vurgulanacağı ayrı bir editoryal tercihtir.
Bir terim çiftini kaydederken atlanmaması gereken bir ayrıntı daha var: sınama sonucunun kaç örnekle elde edildiğini yazmak — az örnekle elde edilen bir sonuç, çok örnekle elde edilenden daha kırılgandır.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBir kaynağın iki terimi eş anlamlı listelemesinin, terimlerin her bağlamda birbirinin yerine geçebileceği anlamına geldiği sanılır.
Çoğu eş anlamlılık etiketi yakın bir örtüşmeyi işaret eder; gerçek eşdeğerlik ancak yeterli örnekle sınandığında doğrulanabilir.
Yaygın yanlışBir kaynakta yan yana listelenmeyen iki terimin aralarında hiçbir ortak alan taşımadığı düşünülür.
Terim kaynakları bütün yakın çiftleri kapsamaz; listede görünmeyen bir yakınlık, o yakınlığın var olmadığı anlamına gelmez.
Yaygın yanlışİki terim arasındaki bir farkın her zaman bir anlam farkı olduğu varsayılır.
En sık görülen fark türü sicildir; iki terim aynı şeyi gösterip yalnızca farklı bir kullanım bağlamına yerleşmiş olabilir.
Yaygın yanlışTek bir örnekte gözlenen bir örtüşmenin ya da bir farkın genel bir kural olarak kabul edilebileceği düşünülür.
Değişim sınaması ancak yeterli sayıda gerçek örnekle güvenilir bir sonuç verir; tek örneğe dayanan bir karar sonraki örneklerde tutmayabilir.
Aklında kalsın
İki terimin bir kaynakta eş anlamlı listelenmesi, her bağlamda birbirinin yerine geçebilecekleri anlamına gelmez.
Tam eş anlamlı çiftler taranan bütün örneklerde değişimden zarar görmez; yakın eş anlamlı çiftler bazı örneklerde bozulur.
En sık görülen fark türü sicildir: iki terim aynı şeyi gösterir ama biri resmî, öteki gündelik bir bağlamda yerleşiktir.
Değişim sınaması, bir terimi yakın eş anlamlısıyla değiştirip cümlenin bozulup bozulmadığına bakma işidir ve yeterli örnekle tekrarlanmalıdır.
Bir fark bulunduğunda yalnızca farkın varlığı değil, türü de kaydedilmelidir; sicil mi, kapsam mı, yoksa başka bir şey mi.
Sınama sonucu kaç örnekle elde edildiği belirtilmeden kaydedilmemelidir; az örnekle elde edilen bir sonuç kırılgandır.
Terimler arası ilişki sabit bir gerçek değildir; taranan malzeme genişledikçe bir zamanlar tam eş anlamlı sayılan bir çift yakın eş anlamlıya dönüşebilir.
Bu sınama iki terim arasındaki ilişkiyi belirler ama bir çeviride hangi terimin öne çıkarılacağına karar vermez; bu ayrı bir tercihtir.
Sonraki derse köprü
Bu ders, Sanskritçenin kendi içinde birbirine yakın duran terimler arasındaki ilişkiyi nasıl sınayacağını gösterdi.
Ama şimdiye kadarki bütün dersler dilbilgisi ve genel kavram terimleriyle çalıştı; Ayurveda'nın kullandığı bir başka terim ailesi henüz hiç ele alınmadı.
Bitki ve madde adları, kendi adlandırma sistemleriyle geliyor ve bu sistemler hem Sanskritçe içinde hem de modern bilimsel sınıflandırmada ayrı kurallar izliyor.
Aynı bitkinin bölgeden bölgeye değişen birden fazla Sanskritçe ya da yerel adı olabilir ve bunların hangisinin hangi modern ada karşılık geldiği ayrı bir eşleştirme sorunu.
Botanik ve Latince adlandırma başlıklı sıradaki ders bu alanı açıyor: bir bitkinin Sanskritçe adı ile modern botanik adı arasındaki ilişki nasıl kurulur ve doğrulanır?