Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Birden fazla çeviri görüldüğünde ilk varsayım biri doğru ötekiler yanlış olmamalı; çoğu zaman her aday terimin farklı bir köşesini yakalar.
Çeviri çoğulluğunun dört olası nedeni vardır: kapsamın farklı köşelerini yakalama, zaman içindeki değişim, hedef kitle farkı ve yazarın kendi yaklaşımı.
Bağımsız çalışan çevirmenlerin aynı kelimeye yakınsaması, terimin o kelime etrafında net bir çekirdek anlam taşıdığının güçlü bir işaretidir.
Her rakip karşılık, ötekilerden bağımsız olarak, doğrudan kaynak terimle karşılaştırılarak sınanmalıdır.
Karşılık tarihçesi olmadan bir ayrışmanın zaman kaynaklı mı kapsam kaynaklı mı olduğu ayırt edilemez.
Çokluk her zaman meşru değildir; bazı önerilen kelimeler kaynak terimle hiç örtüşmez ve bu, bir bakış açısı farkı değil bağımsız sınamanın atlanmış olmasıdır.
Bu yöntem adayların kapsamını ve ayrışma nedenini gösterir; ama kapsamın farklı köşelerini yakalayan adaylar arasında hangisinin kullanılacağına kendiliğinden karar vermez, o seçim sana kalır.
Açılış sahnesi
Bir kişi aynı Sanskritçe terimi üç farklı kaynakta arıyor.
Birinci kaynak terimi bir kelimeyle karşılıyor, ikinci kaynak bambaşka bir kelimeyle, üçüncü kaynak ise ikisinden de farklı üçüncü bir kelimeyle karşılıyor.
Kişi önce bir kaynağın yanlış yazdığını düşünüyor ve üç kaynağı da tekrar kontrol ediyor.
Üçü de kendi içinde tutarlı çalışıyor, üçü de ciddi görünen kaynaklar ve üçü de aynı terimi aynı bağlamda kullanıyor.
Kişi bir seçim yapmak zorunda kalıyor ve en tanıdık gelen kelimeyi seçip devam ediyor; hangi kaynağın neden o kelimeyi seçtiğini hiç sormuyor.
Aylar sonra dördüncü bir kaynakla karşılaşıyor ve bu kaynak, önceki üç kelimenin hiçbirini kullanmıyor, terimi olduğu gibi bırakıp yanına kısa bir açıklama koyuyor.
Kişi şimdi dört farklı karşılıkla baş başa ve bunların arasında nasıl bir ilişki olduğunu hâlâ bilmiyor.
Bu derste ne olacak
Bu ders, tek bir Sanskritçe terime birden çok çevirmenin farklı kelimeler önermiş olabileceği durumu, bu farklılığın nasıl okunması gerektiğini ele alıyor.
Önce tek bir alışkanlık bırakılıyor: çokluk görüldüğünde birinin doğru, ötekilerin yanlış olduğunu varsaymak.
Sonra çokluğun nereden geldiği dört ayrı nedene ayrılıyor; her neden farklı bir okuma gerektiriyor.
Ardından birden fazla karşılığı karşılaştırmanın bir yöntemi kuruluyor; yöntem önceki dersin bağımsız sınama ilkesine dayanıyor ama şimdi iki aday değil, ikiden fazla aday üzerinde çalışıyor.
Dördüncü durakta çokluğun her zaman meşru olmadığı, bazı adayların gerçekten hatalı olabileceği ele alınıyor.
Kapanışta bu yöntemin sana ne verip ne vermediği netleşiyor.
Bu derste geçen durumların hiçbiri gerçek değildir; hepsi bir kavramı görünür kılmak için yazılmış kurgulardır.
Sıfır noktası
Bir terime birden fazla çeviri önerildiğinde ilk akla gelen açıklama şudur: biri doğru, ötekiler yanlış.
Bu açıklama bazen doğrudur, ama tek açıklama değildir ve çoğu zaman en olası açıklama da değildir.
Önceki ders bir terimin tek bir dile bile tam örtüşmeyen bir kapsam taşıyabildiğini göstermişti; bir terimin kapsamı geniş ve çok yönlüyse, farklı çevirmenler o kapsamın farklı köşelerini yakalayıp farklı kelimeler seçebilir.
Mekanizma — çokluğun dört nedeni
Bir terime birden fazla çeviri önerildiğinde, bu çokluk dört ayrı nedenden birine, bazen birkaçına birden dayanır.
Birinci neden kapsamın farklı köşelerini yakalamaktır. Önceki derste görülen kapsam farkı burada çoğalıyor; terim geniş bir alanı kaplıyorsa, bir çevirmen o alanın bir ucunu, başka bir çevirmen öteki ucunu kelimeye döküyor ve ikisi de kısmen haklı çıkıyor.
İkinci neden zaman içindeki değişimdir. Bir terimin çevirisi, o çevirinin yapıldığı dönemde hedef dilde bulunan kelime dağarcığına bağlıdır; dönem değiştikçe yeni kelimeler ortaya çıkar ve eski öneriler yerini yenilerine bırakabilir.
Üçüncü neden hedef kitledir. Aynı terimi bir yazar genel okuyucuya, başka bir yazar konunun uzmanına yazıyor olabilir ve bu iki hedef kitle için bilerek farklı kelimeler seçilebilir.
Dördüncü neden yazarın kendi yaklaşımıdır. Bir terimi ele alan yazarlar konuya farklı çerçevelerden bakabilir ve bu çerçeve farkı, hangi kelimenin terimin özünü daha iyi yansıttığı konusundaki tercihi de etkiler.
Mekanizma — yakınsama bir ipucudur
Çokluğun tersi de bir bilgi taşır.
Bazen birbirinden habersiz çalışan birden fazla çevirmen, aynı terime bağımsız olarak aynı ya da çok yakın kelimeler önerir. Bu durum bir tesadüf değildir; terimin kapsamının, o iki dilde ortak bir karşılığı olacak kadar net bir çekirdeğe sahip olduğunun bir işaretidir.
Usta katmanı — birden fazla adayı yan yana koymak
Önceki ders iki hedef dildeki adayı, kaynak terimden bağımsız olarak sınamayı öğretmişti. Şimdi aynı ilke ikiden fazla adaya uygulanıyor.
Birinci sırada her rakip karşılığın kapsamını, ötekilerden bağımsız olarak, doğrudan kaynak terimle karşılaştırarak belirle; bir adayı ötekine bakarak değerlendirmek, aradaki farkı gizler.
İkinci sırada adayları yan yana koy ve her birinin kaynak terimin hangi köşesini kapsadığını yaz; bazı adaylar örtüşebilir, bazıları tamamlayıcı olabilir, bazıları birbiriyle hiç kesişmeyebilir.
Üçüncü sırada her ayrışmanın hangi nedene dayandığını belirle: kapsam köşesi mi, zaman mı, hedef kitle mi, yaklaşım farkı mı? Bu adım atlanırsa çokluk bir liste olarak kalır, bir anlayışa dönüşmez.
Dördüncü sırada bir uyarıyla dur: çokluk her zaman meşru değildir.
Kapanış katmanı — bu yöntemin verdiği ve vermediği
Dört nedenden geçirilmiş bir çokluk incelemesi sana üç şey verir: her rakip karşılığın kaynak terimle nasıl örtüştüğü, ayrışmanın hangi köke dayandığı ve adaylar arasında bir yakınsama olup olmadığı.
Vermediği şey, hangi rakip karşılığın senin kendi metninde kullanılması gerektiğine dair otomatik bir karar. Kapsamın farklı köşelerini yakalayan iki aday arasında seçim yapman gerektiğinde, seçim artık yönteme değil, kendi metninin hangi köşeyi öne çıkarmak istediğine bağlıdır.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışBirden fazla çeviri görüldüğünde otomatik olarak birinin doğru, ötekilerin yanlış olduğu sanılır.
Oysa çoğu zaman her aday terimin geniş kapsamının farklı bir köşesini yakalar ve aralarında bir yanlış-doğru ilişkisi değil, bir tamamlayıcılık ilişkisi vardır.
Yaygın yanlışÇokluğun her zaman meşru olduğu, önerilen her çevirinin eşit derecede geçerli sayılması gerektiği sanılır.
Oysa bazı önerilen kelimeler kaynak terimle karşılaştırıldığında hiç örtüşmez; bu durumda çokluk bir zenginlik değil, bağımsız sınamanın atlanmış olmasının sonucudur.
Yaygın yanlışEn eski çevirinin her zaman en güvenilir olduğu sanılır.
Oysa bir çeviri, önerildiği dönemde hedef dilde bulunan sınırlı kelime dağarcığıyla kurulmuştur; sonraki bir dönemde daha uygun bir kelime ortaya çıkmış olabilir.
Yaygın yanlışEn yeni çevirinin her zaman en doğru olduğu sanılır.
Oysa yenilik tek başına bir üstünlük göstergesi değildir; yeni bir çeviri de eskisi kadar dar ya da hatta daha dar bir kapsam taşıyabilir, çünkü yenilik kapsam doğruluğunu garanti etmez.
Yaygın yanlışYaygın kullanılan bir çevirinin, kullanım sıklığı yüzünden doğru çeviri olduğu sanılır.
Oysa bir kelimenin yaygınlığı onun ne zaman ve neden seçildiğiyle ilgilidir; yaygın bir kelime, kaynak terimin yalnız dar bir köşesini kapsayıp geri kalanını gizliyor olabilir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Birden fazla çeviri görüldüğünde ilk varsayım biri doğru ötekiler yanlış olmamalı; çoğu zaman her aday terimin farklı bir köşesini yakalar.
Çeviri çoğulluğunun dört olası nedeni vardır: kapsamın farklı köşelerini yakalama, zaman içindeki değişim, hedef kitle farkı ve yazarın kendi yaklaşımı.
Bağımsız çalışan çevirmenlerin aynı kelimeye yakınsaması, terimin o kelime etrafında net bir çekirdek anlam taşıdığının güçlü bir işaretidir.
Her rakip karşılık, ötekilerden bağımsız olarak, doğrudan kaynak terimle karşılaştırılarak sınanmalıdır.
Karşılık tarihçesi olmadan bir ayrışmanın zaman kaynaklı mı kapsam kaynaklı mı olduğu ayırt edilemez.
Çokluk her zaman meşru değildir; bazı önerilen kelimeler kaynak terimle hiç örtüşmez ve bu, bir bakış açısı farkı değil bağımsız sınamanın atlanmış olmasıdır.
Bu yöntem adayların kapsamını ve ayrışma nedenini gösterir; ama kapsamın farklı köşelerini yakalayan adaylar arasında hangisinin kullanılacağına kendiliğinden karar vermez, o seçim sana kalır.
Sonraki derse köprü
Bu ders, bir terime birden fazla çeviri önerildiğinde bu çokluğun dört nedenden birine dayandığını ve her adayın kaynak terimle ayrı ayrı sınanması gerektiğini gösterdi.
Ama bütün bu yöntem, hedef dilde en azından kısmi bir aday bulunabildiği durumlar için kuruldu.
Bazı terimlerde durum daha da zorlaşıyor: hedef dilde kısmi bir aday bile önerilmemiş, ya da önerilen her aday o kadar dar kalıyor ki terimin özünü hiç taşımıyor.
Çevrilemeyen kavramlar başlıklı sıradaki ders bu durumu ele alıyor: bir terimin hiçbir hedef dil kelimesine, kısmen bile, uygun biçimde oturmadığı anlaşıldığında ne yapılır?