Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Sanskritçe teknik metinler, gündelik bir kelimeye kendi terimlerini resmî bir tanım cümlesiyle yükleyebilir.
Saṃjñā, bir metnin bir kelimeye kendi kullanımı boyunca geçerli dar bir anlam verdiği tanımlama işidir.
İti parçacığı çoğu zaman tanım cümlelerinin sonunda durur, ama her iti bir tanım anlamına gelmez.
Paribhāṣā, bir metnin kendi terimlerinin nasıl okunacağını belirleyen ve tek bir kelimeyi değil bir sınıfı yöneten üst düzey bir kuraldır.
Bir tanım bulunduğunda metnin geri kalanında tutarlı uygulanır; bağlam sınaması bu tutarlılığı doğrulayan tek güvenilir yoldur.
Aynı kelime iki farklı eserde iki farklı saṃjñā taşıyabilir; bir eserdeki tanımı ötekine taşımak iki ayrı sistemi karıştırır.
Bir terimi aktarırken hangi metnin tanımına dayanıldığı belirtilmelidir; belirtilmeyen bir seçim, okuyucuyu farkın kaynağı konusunda karanlıkta bırakır.
Çelişkili görünen iki tanım her zaman bir hata değildir; bazı metinler bu çelişkiyi çözecek kendi yorum kuralını ayrı bir yerde taşır.
Bir kelimenin gündelik anlamı, metnin kendi tanımı bulunana kadar geçici bir varsayım olarak tutulmalı, kesin bir sonuç olarak işlenmemelidir.
Açılış sahnesi
Bir kişi önceki dersin öğrettiği adımlarla bir cümleyi çözüyor: her kelimenin ekini okumuş, rolünü belirlemiş, cümleyi doğal sırasına dizmiş.
Kurduğu cümle dilbilgisel olarak tutarlı ve fiille uyumlu; hiçbir adım sınamada takılmıyor.
Ama ortaya çıkan anlam metnin geri kalanıyla örtüşmüyor; kişinin gündelik konuşmadan bildiği bir kelime, cümleye hiç uymayan bir yön veriyor.
Kişi metnin başına dönüyor ve aynı kelimenin birkaç sayfa önce, ayrı bir tanım cümlesiyle karşılandığını fark ediyor.
O tanım cümlesi, kelimenin bu metin boyunca gündelik anlamından farklı, dar ve belirli bir anlamda kullanılacağını önceden bildirmiş.
Kişi tanımı bulmadan önce kelimeyi gündelik anlamıyla okumuş ve dilbilgisel olarak kusursuz ama kavramsal olarak yanlış bir cümle kurmuş.
Tanımı uygulayarak yeniden okuduğunda cümle metnin geri kalanıyla birden tutarlı hâle geliyor.
Sanskritçe teknik metinlerde bir kelimenin sözlük anlamını bilmek yetmez; metnin o kelimeye kendi içinde bir anlam yükleyip yüklemediğine bakmak gerekir.
Bu derste ne olacak
Bu ders, önceki beş dersin çözdüğü kelime ve cümleleri alıp bir soru daha soruyor: bu kelime burada gündelik mi, yoksa metnin kendi tanımladığı özel bir anlamda mı kullanılıyor?
İki alışkanlık geride kalıyor: bir kelimenin en yaygın anlamının her yerde geçerli sayılması ve aynı kelimenin farklı metinlerde hep aynı teknik anlamı taşıdığının varsayılması.
Sonra metinlerin kendi terimlerini nasıl kurduğuna bakılıyor; bir gelenek bunu resmî bir tanım cümlesiyle yapar ve o cümleyi tanıyan bir işaretçi kullanır.
Ardından bir metnin, kendi terimlerinin nasıl okunacağını belirleyen ayrı yorum kuralları taşıyabileceği ele alınıyor.
Dördüncü durakta iş kuruluyor: kelimenin metin içinde daha önce tanımlanıp tanımlanmadığını ara, tanım varsa uygula, yoksa bağlamla sına ve tutmayan yerde durakla.
Kapanışta bu okumanın sağladığı şeyle sağlamadığı şey ayrılıyor; bir metnin kendi terimini doğru okumak, o terimi başka bir metinde de aynı şekilde okuyabileceğin anlamına gelmiyor.
Bu derste geçen durumların hiçbiri gerçek değildir; hepsi bir kavramı görünür kılmak için yazılmış kurgulardır.
Sıfır noktası
Burada geride bırakılan iki alışkanlık, önceki derslerde kazanılan çözümleme güveninin bir kelime düzeyinde eksik kaldığı yerden doğuyor.
Birincisi, bir kelimenin en sık karşılaşılan anlamının, karşılaşılan her metinde de geçerli olduğunu varsaymaktır.
İkincisi, bir kelimenin bir metinde taşıdığı özel anlamın, başka bir metinde de aynı kaldığını sanmaktır; oysa her yazar kendi terimini kendi bağlamında kurar.
Birincisi seni gündelik bir okumaya hapseder, ikincisi seni bir yazarın terimini bir başkasınınkiyle karıştırmaya götürür.
Mekanizma — saṃjñā: metnin kendi tanım cümlesi
Buradaki asıl fikir şudur: bir metin, kendi terimini gündelik dilden ödünç aldığı bir kelimeye resmî bir cümleyle yükleyebilir.
Bu tanım cümlesi çoğunlukla belirli bir kalıba uyar ve o kalıbı tanıyan bir okur, tanımı arayacağı yeri bilir.
İti parçacığı tek başına bir tanımın garantisi değildir; birçok cümlede yalnız bir alıntıyı kapatır, ama tanım cümlelerinin çoğu da bu parçacıkla biter.
Bir kelimenin saṃjñā aldığı yer bulunduğunda, o tanım metnin geri kalanında o kelime için varsayılan okuma olur; metin kendi sözünü değiştirmedikçe.
Mekanizma — paribhāṣā: metnin kendi yorum kuralı
Bir kelimenin tanımını bulmak bazen yetmez; bazı metinler, terimlerin nasıl okunacağını belirleyen ayrı ve daha genel kurallar da taşır.
Bir paribhāṣā örneğin şunu söyleyebilir: metinde iki tanım çakıştığında hangisi öncelikli sayılır, ya da bir terim başka bir terimin içinde geçtiğinde hangi anlam esas alınır.
Paribhāṣā kuralları çoğu zaman metnin kendi içinde değil, o metni okuyan geleneğin ayrı bir eserinde toplanır; bu yüzden bir metni tek başına okumak bazen yeterli olmaz.
Usta katmanı — tanımı ara, uygula, kuralla sına, tutarsızlıkta durakla
Buradaki iş bir kelimeyi çevirmek değil; metnin o kelimeye ne yüklediğini metnin kendisinden çıkarmak.
Birinci sırada kelimenin bu metin içinde daha önce tanımlanıp tanımlanmadığını ara; terim bölümüne bak, sonra kelimenin geçtiği önceki sayfalara dön.
Bu arama, kelimeyi gündelik anlamıyla otomatik okuyan yaklaşımları geride bırakıyor; bulamadığı şey ise metnin gerçekten hiç tanım vermediği durumlarla henüz taranmamış bir tanımı ayırt etmek.
İkinci sırada, bir tanım bulunduysa onu metnin geri kalanında tutarlı biçimde uygula; kelimenin gündelik anlamı bu noktadan sonra devre dışı kalır.
Bu adımın bıraktığı boşluk şu: aynı kelime metnin başka bir yerinde açıkça farklı kullanılmışsa, tek bir tanımı her yere zorlamak yeni bir hata üretir.
Üçüncü sırada, birden çok tanımın çakıştığı ya da terimin sınıf olarak nasıl okunacağının belirsiz kaldığı yerlerde bir paribhāṣā kuralı arı; kural varsa çakışmayı o çözer.
Dördüncü sırada bağlam sınamasını uygula; seçtiğin tanım cümleyi metnin akışıyla tutarlı kılıyorsa elinde bir okuma vardır.
Beşinci sırada durakla eğer kelime metnin farklı yerlerinde açıkça farklı anlamlarda kullanılmışsa ve bu farkı çözecek bir paribhāṣā bulunamıyorsa; böyle bir yerde tek bir okumayı zorlamak yerine iki olası okumayı da not etmek gerekir.
Kapanış katmanı — bu okumanın sınırı nerede biter
Bu bölümde bir yöntemin gücü ile o gücün nerede tükendiği yan yana duruyor.
Doğru uygulanmış bir terim okuması sana üç şey verir: kelimenin bu metindeki dar anlamı, o anlamın metnin kendi sözüyle desteklendiği ve gündelik anlamla karışmayacağı bir sınır.
Vermediği şey, bu okumanın başka bir metne aktarılabileceği güvencesidir. Bir yazarın kendi terimini kendi içinde tutarlı tanımlaması, aynı kelimeyi başka bir yazarın da aynı şekilde kullandığı anlamına gelmez.
Bu, önceki derste karşılaşılan bir örnekle de örtüşüyor: karma kelimesi bir dilbilgisi metninde dar bir kāraka rolüne indirgenirken, başka bir metinde çok daha geniş bir felsefi kavramı taşıyabilir; ikisi arasındaki fark her metnin kendi saṃjñāsından gelir.
Bir terimi aktarırken üstlenilmesi gereken bir görev daha var: hangi metnin tanımını kullandığını açıkça belirtmek, çünkü aynı kelimenin başka bir kaynakta farklı okunması olası bir hata değil, beklenen bir farktır.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBir kelimenin en sık karşılaşılan anlamının her metinde geçerli olduğu sanılır.
Teknik metinler kendi terimlerini gündelik kelimelere resmî bir tanımla yükleyebilir; bu tanımı aramadan yapılan bir okuma, dilbilgisel olarak doğru ama kavramsal olarak yanlış bir cümle üretebilir.
Yaygın yanlışBir metindeki bir tanımın başka bir metinde de geçerli olduğu düşünülür.
Her yazar kendi terimini kendi saṃjñāsıyla kurar ve aynı kelime iki eserde farklı dar anlamlar taşıyabilir; bir tanımı kaynağını belirtmeden taşımak iki ayrı sistemi birbirine karıştırır.
Yaygın yanlışİti parçacığının göründüğü her yerin bir terim tanımı olduğu varsayılır.
Bu parçacık çoğu cümlede yalnız bir alıntıyı kapatır; tanım cümlelerinin bir kısmı bu işaretle biterken, işaretin kendisi tek başına bir tanımın kanıtı sayılmaz.
Yaygın yanlışBir metindeki çelişkili görünen iki tanımın mutlaka yazarın hatası olduğu düşünülür.
Bazı gelenekler, çakışan tanımların hangi sırayla okunacağını belirleyen ayrı paribhāṣā kuralları taşır; bu kural aranmadan verilen bir hata teşhisi, metnin kendi sistemi içindeki bir çözümü gözden kaçırır.
Aklında kalsın
Sanskritçe teknik metinler, gündelik bir kelimeye kendi terimlerini resmî bir tanım cümlesiyle yükleyebilir.
Saṃjñā, bir metnin bir kelimeye kendi kullanımı boyunca geçerli dar bir anlam verdiği tanımlama işidir.
İti parçacığı çoğu zaman tanım cümlelerinin sonunda durur, ama her iti bir tanım anlamına gelmez.
Paribhāṣā, bir metnin kendi terimlerinin nasıl okunacağını belirleyen ve tek bir kelimeyi değil bir sınıfı yöneten üst düzey bir kuraldır.
Bir tanım bulunduğunda metnin geri kalanında tutarlı uygulanır; bağlam sınaması bu tutarlılığı doğrulayan tek güvenilir yoldur.
Aynı kelime iki farklı eserde iki farklı saṃjñā taşıyabilir; bir eserdeki tanımı ötekine taşımak iki ayrı sistemi karıştırır.
Bir terimi aktarırken hangi metnin tanımına dayanıldığı belirtilmelidir; belirtilmeyen bir seçim, okuyucuyu farkın kaynağı konusunda karanlıkta bırakır.
Çelişkili görünen iki tanım her zaman bir hata değildir; bazı metinler bu çelişkiyi çözecek kendi yorum kuralını ayrı bir yerde taşır.
Bir kelimenin gündelik anlamı, metnin kendi tanımı bulunana kadar geçici bir varsayım olarak tutulmalı, kesin bir sonuç olarak işlenmemelidir.
Sonraki derse köprü
Bu ders bir kelimenin belirli bir metin içindeki dar anlamını nasıl bulacağını gösterdi ve bu anlamın başka bir metne otomatik taşınamayacağını vurguladı.
Ama aynı terimin iki farklı metinde iki farklı tanım taşıması, elindeki tek bir çeviriye güvenmemek için de bir sebep.
Bir çevirmenin seçtiği karşılık, o çevirmenin hangi tanımı, hangi bağlamı ve hangi hedef dili esas aldığına bağlı olarak değişir.
Aynı dizeyi iki farklı çeviride yan yana koyduğunda, farkın nereden geldiğini ayırt etmek ayrı bir beceri ister.
Sıradaki dersin başlığı Çeviri karşılaştırma ve tam olarak bunu soruyor: iki çeviri aynı dizeden farklı sonuçlara vardığında, farkın kaynağı metinde mi, tanımda mı, yoksa çevirmenin kendi tercihinde mi aranmalı?