Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bu iki işaret birer ünsüz değildir; hiçbir varganın üyesi olmadıkları için önceki dersin çıkış yeri sorusu ikisine de sorulmaz.
Gelenek onları ne ünlü listesine ne varga sıralarına koyar ve elindeki iki sınıfa da sığdıramadığı için ayrı bir başlık açar; o başlığın adı birleşmeden taşınan anlamına gelir.
Visarga hecenin sonunda nefesin salıverilmesidir ve gelenekte önündeki ünlünün kısık bir yankısıyla birlikte söylenir; yankı ayrı bir hece sayılmaz.
Anusvāra ünlüyü izleyen bir burun açılışıdır ve sabit bir sesi yoktur; nasıl okunacağını kendinden sonraki harf belirler.
Kısa bir ünlünün ardından bu iki işaretten biri geldiğinde hece ölçüde ağır sayılır, yani işaretler yalnız yazımın değil satırın sayımının da parçasıdır.
Türkçe burun sesini komşusuna göre kurar ve sonucu doğrudan yazar; Sanskritçe çoğu yerde sonucu değil kararı veren işareti yazar ve gerisini okuyucuya bırakır.
Latin aktarımında harfin altındaki nokta en az dört ayrı iş yapar ve hangi işi yaptığını yalnız altında durduğu harf söyler.
Özgün yazıda dağılım başkadır: üstteki tek nokta anusvāra, bloğun ardındaki iki nokta visargadır ve harfin altına konan nokta bu ikisinin hiçbirine ait değildir.
İki işaretten biri bir değer, öteki bir adres taşır ve aralarındaki asıl mesafe buradadır.
Açılış sahnesi
Bir kişi elindeki terim listesini Latin yazımından özgün yazıya geri çeviriyor ve otuz terim boyunca hiç durmuyor.
Yöntemi ikinci dersten kalma: her harfi karşılığı olan bloğa indiriyor ve işaretleri birlikte taşıyor.
Otuz birinci ve otuz ikinci terimde duruyor; ikisinde de altında küçük bir nokta taşıyan bir harf var, birinde kelimenin sonundaki h, ötekinde kelimenin ortasındaki m.
Önceki dersten öğrendiği kuralı uyguluyor ve noktayı geri kıvrık durağın işareti sayıp iki harfin de o duraktaki karşılığını arıyor.
h harfinin öyle bir eşi yok. Aramayı m harfi için tekrarlıyor ve orada da bir şey bulamıyor.
İki boş arayış üst üste gelince kişi noktayı bir cevap saymayı bırakıyor ve ona bir soru gibi bakıyor: bu nokta hangi harfin altında duruyor?
O iki harfin altındaki nokta ağzın içinde bir yer göstermiyor. Gösterdiği şey iki ayrı işaret ve işaretlerden biri bloğun üstüne konan tek bir nokta, öteki bloğun ardına satır hizasında yazılan alt alta iki nokta.
Kişi ikisini de yerine koyuyor ve liste sonuna kadar geri dönüyor; dönüşü sağlayan şey yeni bir kural değil, aynı işaretin her yerde aynı şeyi söylemediğini kabul etmesiydi.
Önceki ders bir ünsüzün kimliğini dilin ucunun durduğu noktaya bağlamıştı; o nokta bulunduğunda harf de bulunuyordu.
Bu ders adresi olmayan iki işareti alıyor, çünkü ikisi de hiçbir durakta kurulmaz ve ikisi de yazıdan çıkarılamaz.
Bu derste ne olacak
Beş bölüm boyunca aynı soruya farklı yerlerden bakacağız: bu işaret neyin yerine duruyor?
Önce iki kestirmeyi elden bırakacağız; sondaki işaretin bir h sesi, ortadaki işaretin bir m sesi olduğu sanılır ve iki kestirme de kelimeyi yanlış yazdırır.
Sonra iki işaretin yazıda nerede durduğuna ve gelenekte hangi başlık altında sayıldığına bakacağız. O başlık burada bir ayrıntı değil; dersin en sağlam dayanağı orada duruyor.
Üçüncü bölüm senin kendi diline ayrıldı. Türkçe bu işlerin ikisini de tanır ama sonucu yazıya başka bir mantıkla geçirir, dolayısıyla alışkanlığın burada hem yardım eder hem ayak bağı olur.
Dördüncüsü yeniden alt noktayı ele alıyor. Önceki ders o noktayı bir durakla eşleştirmişti; burada aynı noktanın iki işi daha ortaya çıkacak.
Kapanışta bir işaretin ne kadar bilgi taşıdığını ölçeceğiz, çünkü bu ikisinden biri bilerek eksik yazılmış bir işarettir.
Bu derste geçen durumların hiçbiri gerçek değildir; hepsi bir kavramı görünür kılmak için yazılmış kurgulardır.
Sıfır noktası
Elden bırakılacak iki cümle var ve ikisi aynı yanlıştan besleniyor: sondaki işaret h harfidir, ortadaki işaret m harfidir.
İkisi de değil. Latin yazımındaki h ile m burada birer taşıyıcıdır ve altlarındaki nokta, orada duran şeyin o harf olmadığını bildirir.
İki tanımda da bir çıkış yeri anılmıyor; anılmaması bir boşluk sayılmaz. Bir varga üyesi dilin nereye değdiğiyle tanımlanır, bu ikisi ise yalnız durdukları yerle ve nefese yaptıklarıyla tanımlanabilir.
Mekanizma — hiçbir sıraya girmeyen iki işaret
İkinci bölümde iki işaretin gelenekteki yerine bakıyoruz, çünkü bu dersin en sağlam dayanağı sesin kendisinde değil sınıflandırmada duruyor.
Bu iki işaret bir varga üyesi olmadığı için önceki dersin sorusu burada hiç sorulmaz; dilin ucu nereye değerse değsin, işaretin kimliği değişmez.
Visarga kelimenin sonunda ya da belirli ünsüzlerin önünde görünür ve orada nefes tutulmaz, salıverilir. Gelenekte bu soluk, kendinden önceki ünlünün kısık bir yankısıyla birlikte söylenir; yankı ayrı bir hece sayılmaz ve heceye bir ölçü eklemez.
Anusvāra ise ünlüyü izler ve burun yolunu açar. Nasıl duyulacağı komşusuna bağlıdır, dolayısıyla bu işaretin tek ve sabit bir sesi yoktur.
Dördüncü ders hecenin ağırlığını tanımlarken ağırlık üreten birkaç durumun bu modülün ilerleyen derslerine bırakıldığını söylemişti; ikisi tam olarak burada duruyor. Kısa bir ünlünün ardından bu iki işaretten biri geldiğinde hece ağır sayılır, yani satırın ölçüsü bu işaretleri hesaba katar.
Ölçü, yazıdan bağımsız bir sayım dizgesidir ve bu iki işaret yerinde durmadığında o sayım tutmaz.
Mekanizma — Türkçenin iki kestirmesi
Üçüncü bölüm kendi dilinle ilgili ve buradaki güçlük alışılmadık bir sesten değil, alışılmış bir yazım mantığından geliyor.
Türkçede kelime sonunda bir h sesi bulunur ve o ses tam bir ünsüzdür; kendi başına yazılır, kendi başına okunur ve düşürüldüğünde konuşmada bir boşluk bırakır. Visarga ise bir ünsüz değildir ve önündeki ünlüden koparılamaz.
Burun tarafındaki fark daha da öğreticidir. Türkçe konuşan biri burun sesini komşusuna göre kurmayı zaten yapar; b ile p harflerinin önünde n sesi kendiliğinden m'ye yaklaşır ve Türkçe bu sonucu doğrudan yazıya geçirir, yani pembe ile çember kelimelerinde yazılan harf duyulan harftir.
İki dilin yolu tam burada ayrılıyor. Türkçe benzeşmenin sonucunu yazar ve okuyucuya karar bırakmaz; Sanskritçe ise pek çok yerde sonucu değil, kararı veren işareti yazar ve gerisini okuyucuya bırakır.
Bu yüzden anusvāra taşıyan bir kelimeyi okumak, o noktada bir sesi hatırlamak değil bir sonraki harfe bakmaktır.
Usta katmanı — bir noktanın dört işi
Dördüncü bölüm, önceki dersin yarım bıraktığı yere dönüyor: harfin altındaki nokta.
Önceki ders o noktanın geri kıvrık durağı bildirdiğini, ilk iki ders ise aynı noktanın r harfinin altında bambaşka bir iş yaptığını göstermişti. Şimdi noktanın üçüncü ve dördüncü işi elimizde: altında nokta bulunan m anusvārayı, altında nokta bulunan h visargayı gösteriyor.
Yani Latin aktarımında alt nokta tek bir bilgi taşımıyor; hangi bilgiyi taşıdığını yalnız altında durduğu harf söylüyor ve harf değiştiğinde işaret tümüyle başka bir şeye dönüşüyor.
Özgün yazıda ise dağılım bambaşka. Orada bloğun üstündeki tek nokta anusvāradır, bloğun ardındaki alt alta iki nokta visargadır ve harfin altına konan nokta bu iki işaretin hiçbirine ait değildir; o nokta, bu yazıyı kullanan başka dillerin kendi seslerini yazmak için eklediği bir işarettir.
Üstte duran tek bir nokta her zaman aynı şeyi bildirmez; bazı yazımlarda kısaltılmış bir hilalin geriye kalan yarısıdır ve hangisi olduğunu söyleyen şey yine komşuluktur.
Önceki iki ders ayrımın gerçekliğini gösterirken dört dayanak kullandı: yazıda ayrı işaret, sözlükte ayrı kayıt, ölçüde ayrı ağırlık ve iki biçimi birbirine bağlayan bir kural. Bu ders beşinci bir dayanak ekliyor ve beşincisi ötekilerden ters yönde çalışıyor.
Dört dayanağın hepsi bir şeyin nerede durduğunu gösterir. Beşincisi ise onun hiçbir yere konamamış olmasını gösterir: bir gelenek elindeki iki listeye de sığdıramadığı şey için üçüncü bir başlık açmışsa, o şeyi saymış demektir ve kimse yok saydığı bir şeye başlık açmaz.
Bu yüzden derste, iki işaretin ayırdığı söylenen bir kelime ikilisi yer almıyor. Böyle bir ikiliyi aktarmak, iki kelimenin sözlükte ayrı ayrı kayıtlı olduğunu önceden doğrulamayı ister; doğrulanmamış bir ikili örnek sayılmaz, elden ele geçtikçe sağlamlaşan bir iddia olarak kalır.
Kapanış katmanı — eksik yazılmış işaret
Dersin sonunda elinde kalması gereken şey bir telaffuz değil, bir bilgi ölçüsü.
Yazıdaki her işaret aynı miktarda bilgi taşımaz. Bir harf kendi sesini taşır ve komşusuna bakmadan okunur; bir işaret ise okuyucuya yalnız nereye bakacağını söyleyip gerisini ona bırakabilir.
Visarga birinci türdendir. Ne yapılacağını kendisi söyler ve söylediği şey her yerde aynıdır: nefes tutulmaz, salıverilir.
Anusvāra ikinci türdendir ve bu yüzden özeldir. Yazıda duran şey sesin kendisi değil, sesin nereden bulunacağının adresidir; işaret bilerek eksik yazılmıştır ve eksiği tamamlayan şey bir sonraki harftir.
Gözde birbirine en yakın duran iki işaret bunlardır, çünkü ikisi de noktayla yazılır ve ikisi de kelime sonunda karşına çıkar; taşıdıkları bilgi bakımından ise modülün en uzak iki işaretidir.
Bir işareti doğru okumak, o kelimeyle anılan hiçbir uygulama hakkında bir şey göstermez; buradaki bütün mesele kelimenin kaynağına dönebilmesidir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışKelime sonundaki işaretin bir h ünsüzü olduğu sanılır.
Oysa o işaret hiçbir varganın üyesi değildir ve kendi başına bir hece kurmaz; yaptığı iş nefesi tutmak değil salıvermektir. Latin yazımındaki h yalnız bir taşıyıcıdır, altındaki nokta da orada duranın o harf olmadığını bildirir.
Yaygın yanlışOrtadaki işaretin her yerde m sesi verdiği düşünülür.
Oysa bu işaretin sabit bir sesi yoktur ve nasıl okunacağı kendinden sonraki harfe bağlıdır; dudakla kurulan bir sesi her komşulukta tekrarlayan okuyucu, kelimelerin bir bölümünde doğru, kalanında yanlış okur. İşaretin öğrettiği şey bir ses değil, bir sonraki harfe bakma alışkanlığıdır.
Yaygın yanlışBu iki işaretin birer okuma süsü olduğu ve düşürülebileceği sanılır.
Oysa ikisi de kendinden önceki heceyi ölçüde ağırlaştırır, dolayısıyla düşürüldüklerinde yalnız yazım değil satırın sayımı da değişir; üstelik dizinlerdeki kayıt bu işaretlerle tutulduğu için, işaretsiz yazılan terim var olan bir kaydı bulamaz.
Yaygın yanlışAlt noktanın her yerde geri kıvrık durağı bildirdiği düşünülür.
Oysa aynı nokta Latin aktarımında en az dört ayrı iş yapar ve hangi işi yaptığını yalnız altında durduğu harf söyler; noktayı harften bağımsız düzelten her işlem, birbirinden bütünüyle ayrı dört bilgiyi tek hamlede siler.
Yaygın yanlışAnusvārayı iki ayrı biçimde yazan dizgelerden birinin yanlış olduğu sanılır.
Oysa ikisi de yayımlanmış ve kendi içinde tutarlı dizgelerdir; hata, birini seçmemek ve aynı metinde ikisini birden kullanmaktır. Bir metin hangi dizgeye göre hazırlandığını bildirdiğinde okuyucu iki biçimi de aynı işarete çözebilir.
Aklında kalsın
Bu iki işaret birer ünsüz değildir; hiçbir varganın üyesi olmadıkları için önceki dersin çıkış yeri sorusu ikisine de sorulmaz.
Gelenek onları ne ünlü listesine ne varga sıralarına koyar ve elindeki iki sınıfa da sığdıramadığı için ayrı bir başlık açar; o başlığın adı birleşmeden taşınan anlamına gelir.
Visarga hecenin sonunda nefesin salıverilmesidir ve gelenekte önündeki ünlünün kısık bir yankısıyla birlikte söylenir; yankı ayrı bir hece sayılmaz.
Anusvāra ünlüyü izleyen bir burun açılışıdır ve sabit bir sesi yoktur; nasıl okunacağını kendinden sonraki harf belirler.
Kısa bir ünlünün ardından bu iki işaretten biri geldiğinde hece ölçüde ağır sayılır, yani işaretler yalnız yazımın değil satırın sayımının da parçasıdır.
Türkçe burun sesini komşusuna göre kurar ve sonucu doğrudan yazar; Sanskritçe çoğu yerde sonucu değil kararı veren işareti yazar ve gerisini okuyucuya bırakır.
Latin aktarımında harfin altındaki nokta en az dört ayrı iş yapar ve hangi işi yaptığını yalnız altında durduğu harf söyler.
Özgün yazıda dağılım başkadır: üstteki tek nokta anusvāra, bloğun ardındaki iki nokta visargadır ve harfin altına konan nokta bu ikisinin hiçbirine ait değildir.
İki işaretten biri bir değer, öteki bir adres taşır ve aralarındaki asıl mesafe buradadır.
Sonraki derse köprü
Bu dersle birlikte modülün ses tarafı kapandı. Yazının birimini, Latin karşılığını, seslerin kurulduğu yerleri, ünlülerin süresini ve son olarak hiçbir durakta kurulmayan iki işareti gördün.
Elinde bir terimi harf harf doğru yazacak donanım var; buradan sonra soru değişiyor: bir Sanskritçe kelime nasıl kurulmuş?
Sıradaki ders modülün sonuncusu ve temel kelime yapılarını ele alıyor. Orada bakılacak şey harfler değil, bir kelimenin değişmeden kalan yanı ile sonunda değişen yanı olacak.
Bu ayrım bu dersle doğrudan ilgili, çünkü sonda gördüğün işaretlerin bir bölümü kelimenin kendisine değil sonuna eklenen parçaya aittir; kelime tek başına anıldığında oradadır, bir cümlenin içine girdiğinde başka bir biçim alabilir.
Bu derste bir işaretin neyin yerine durduğunu sordun; sıradaki derste bir kelimenin hangi parçasının senin aradığın parça olduğunu soracaksın.