Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Uyarlama bu geleneğe dışarıdan gelen bir şey değildir; yer ve zaman klasik derlemelerde birer değerlendirme başlığıdır ve bölgesel farklılaşma küreselleşmeden çok önce oluşmuştu.
Bir uyarlama üç katmanda birden okunur; malzeme, muhakeme ve iddia aynı işlemin farklı düzeyleridir ve aynı büyüklükte görünen iki değişiklik farklı katmanlara dokunduğunda farklı sonuçlar verir.
Malzeme katmanındaki değişiklik olağandır ve karar katmanı yerinde durduğu sürece yeni koşula uygun bir seçim yapılabilir; liste bu katmanın çıktısıdır, kendisi değildir.
İkame ölçütü, yerine konan şeyin gidenin adına benzerliğiyle değil seçilme gerekçesiyle bulunmasını sağlar; benzerlikle yapılan yerine koyma, taşınması gereken niteliğe hiç bakmaz.
İkinci eksen bildirimdir ve birinciden bağımsız işler; bildirim değişikliği küçültmez, onu izlenebilir kılar ve muhatabını görünür yapar.
Kopmayı ölçen şey uzaklık değildir; kaynağına hiç benzemeyen bir sürüm geri okunabiliyorsa çeşitlenmedir, birebir benzeyen bir sürüm muhakemesiz geldiyse kopmadır.
En kestirme sınama tek bir soruda toplanır: alıcı taraf bir sonraki değişikliği kendi başına yapıp gerekçesiyle savunabiliyor mu?
Ad değişmediğinde okuyucu bir süreklilik varsayar; bu yüzden bir uyarlama sırasında iddia katmanına eklenen yeni cümle, eski adın kazandığı güvene yerleşir ve kendi kanıtını hiç sormadan taşınır.
Açılış sahnesi
İki program aynı uygulamayı öğretiyor ve ikisi de bu geleneğin adını kullanıyor.
Birinci program hiçbir şeyi değiştirmediğini söylüyor. Adlar aynı, sıra aynı, malzemelerin adları bile aynı yazılmış durumda.
İkinci program baştan haber veriyor: bulunduğu ülkede bazı malzemeler bulunmuyor, mevsimler başka türlü akıyor ve düzen bu yüzden değiştirilmiş.
Bir öğrenciye hangisinin geleneğe daha yakın durduğu sorulsa, cevap tereddütsüz birincisi olur.
Şimdi ikisine aynı soruyu soralım: buradaki seçimler neye göre yapıldı, hangi koşulda değişir ve değişirse yerine ne konur?
İkinci program bu soruya cevap veriyor, çünkü kendi değişikliğini yapabilmek için cevabı öğrenmek zorunda kalmıştı.
Birinci program cevap veremiyor. Elinde bir liste var ve listenin hangi muhakemeden çıktığı listeyle birlikte gelmemiş.
Demek ki daha az değişmiş görünen sürüm geleneğin muhakemesini geride bırakmış olabiliyor; daha çok değişmiş görünen sürüm ise onu taşıyor olabiliyor.
Önceki ders bir terimi yerinde tutmanın yollarını göstermişti. Bu ders o terimin adlandırdığı uygulamaya bakıyor ve uzaklığın yanlış cetvel olduğunu söylüyor.
Bu derste ne olacak
Önce uyarlamanın gelenekten sonra değil, geleneğin içinden geldiğini göreceğiz; yer ve zaman bu metinlerde birer değerlendirme başlığıdır ve bölgesel farklılaşma küreselleşmeyi beklememiştir.
Ardından bir uyarlamayı üç katmana ayıracağız. Bir değişiklik malzemede, muhakemede ya da iddiada olur ve üçünün ağırlığı birbirinden çok farklıdır.
Üçüncü bölümde ikinci ekseni kuracağız: değişikliğin bildirilip bildirilmediği. Bildirim değişikliği küçültmez, onu izlenebilir kılar ve bu iki şey sık sık birbirine karıştırılır.
Dördüncü bölümde çeşitlenme ile kopmayı ayıran ölçütü söyleyeceğiz. Ölçüt uzaklık olmayacak; alıcı tarafın bir sonraki değişikliği kendi başına yapıp yapamadığı olacak.
Kapanışta bu akademinin kendi uyarlama düzenini, o düzenin neyi güvence altına aldığını ve hangi katmanda hiçbir şey vaat etmediğini anlatacağız.
Bu derste geçen durumların hiçbiri gerçek değildir; hepsi bir kavramı görünür kılmak için yazılmış kurgulardır.
Sıfır noktası
Bir varsayımı baştan kaldıralım, yoksa dersin geri kalanı bir savunma gibi okunur.
Uyarlama bu geleneğin başına dışarıda gelen bir şey değil. Gelenek yere ve zamana göre değişmeyi kendi metin düzeninde zaten öngörür.
Bunu bu fakültede iki kez görmüştük. Bölgesel ekoller dersinde yerelleşme, ortak metnin uygulandığı yerin koşullarına göre biçim alması olarak adlandırılmıştı; küreselleşme dersinde ise bir uygulamanın taşınabilirliği, işlev görmek için kaç çevre koşuluna ihtiyaç duyduğuna bağlanmıştı.
Demek ki sorulacak soru "değişti mi" değil. Sorulacak soru, neyin değiştiği ve değiştiren tarafın elinde bir ölçüt bulunup bulunmadığı.
Mekanizma — birinci eksen: değişiklik hangi katmanda
İkinci bölümde bir uyarlamayı parçalarına ayırıyoruz, çünkü "değişti" tek bir olay değil.
Üç katman var. En yüzeydeki katman malzemedir: hangi bitki, hangi besin, hangi saat, hangi süre. İkincisi muhakemedir: o malzemenin niçin seçildiği ve hangi ölçüte göre değiştirilebileceği. Üçüncüsü iddiadır: uygulamanın ne yaptığının söylenmesi.
Malzeme katmanındaki değişiklik geleneğin içinde de olağandır ve tek başına hiçbir şeyi bozmaz. Karar katmanı yerinde durduğu sürece yeni koşula uygun bir seçim yapılabilir ve yapılan seçim savunulabilir.
Mekanizma — ikinci eksen: değişiklik bildirildi mi
Üçüncü bölümde ikinci ekseni kuruyoruz ve bu eksen birincisinden bağımsız işliyor.
Bölgesel ekoller dersinde sessiz uyarlama adıyla tanıdığımız şey burada ikinci kez karşımıza çıkıyor, bu kez sınır ötesinde. Orada değişiklik ustadan öğrenciye gösterilerek aktarılıyordu ve metne hiç girmiyordu; burada değişiklik bir programa giriyor ve yine hiçbir yere yazılmıyor.
Aradaki fark şu: usta ile öğrenci aynı odada duruyordu ve öğrenci neyin değiştiğini görebiliyordu. Kıtalar arası bir programda öğrenci o odada değil.
Usta katmanı — kopmayı ölçen şey uzaklık değil
Dördüncü bölümde dersin düğümüne geliyoruz. Çeşitlenme ile kopmayı ayırmak için elimizde iki ölçüt var ve ikisi de görünüşe bakmıyor.
Birinci ölçüt karar katmanının taşınıp taşınmadığı. Bunun sınaması sade: alıcı taraf bir sonraki değişikliği kendi başına yapıp savunabiliyor mu?
İkinci ölçüt iddia katmanının sessizce genişleyip genişlemediği. Bir uyarlama sırasında uygulamanın ne yaptığına dair yeni bir cümle ekleniyorsa, o cümle uyarlamanın parçası değil, ayrı bir iddiadır.
Kapanış katmanı — bu akademinin uyarlama düzeni
Bu akademi de bir uyarlamadır ve bunu saklamıyor.
Ders metinleri Türkçe yazılıyor, geleneğin kendi coğrafyasının dışında okunuyor ve buradaki örnekler buradaki hayattan seçiliyor. İlk derste konum bildirimi adıyla kurulan kural tam olarak bunun için vardı.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışDeğişmemiş görünen sürümün geleneğe sadık sürüm olduğu sanılır.
Oysa görüntü, karar katmanının taşınıp taşınmadığı hakkında hiçbir bilgi vermez; adları ve sırası birebir korunmuş bir sürüm yalnız bir liste devralmış olabilir. Sadakatin ölçüsü benzerlik değil, geri okunabilirliktir.
Yaygın yanlışUyarlamanın modern bir bozulma olduğu sanılır.
Oysa bu geleneğin klasik derlemelerinde yer ve zaman birer değerlendirme başlığıdır ve bölgesel farklılaşma küreselleşmeden yüzyıllar önce oluşmuştu. Yeni olan şey değişmenin kendisi değil, değişenin geride hiçbir kayıt bırakmadan yapılabilmesidir.
Yaygın yanlışDeğişikliği bildirmenin onu meşru kıldığı sanılır.
Oysa bildirim bir izin değil bir koşuldur; bildirilmiş bir değişiklik tartışılabilir hâle gelir ve tartışmayı kazanmış sayılmaz. Bildirmeyen taraf tartışmayı baştan kapatır, bildiren taraf ise onu açar.
Yaygın yanlışÜç katmanda da aynı serbestlikle hareket edilebileceği sanılır.
Oysa malzeme katmanında yapılan değişiklik gelenek içinde olağandır, karar katmanında yapılan değişiklik gerekçe ister ve iddia katmanında yapılan değişiklik zaten bir uyarlama değildir. Yeni bir iddia kendi kanıtını kendi getirir; uyarlama ona hiçbir şey ödünç veremez.
Aklında kalsın
Uyarlama bu geleneğe dışarıdan gelen bir şey değildir; yer ve zaman klasik derlemelerde birer değerlendirme başlığıdır ve bölgesel farklılaşma küreselleşmeden çok önce oluşmuştu.
Bir uyarlama üç katmanda birden okunur; malzeme, muhakeme ve iddia aynı işlemin farklı düzeyleridir ve aynı büyüklükte görünen iki değişiklik farklı katmanlara dokunduğunda farklı sonuçlar verir.
Malzeme katmanındaki değişiklik olağandır ve karar katmanı yerinde durduğu sürece yeni koşula uygun bir seçim yapılabilir; liste bu katmanın çıktısıdır, kendisi değildir.
İkame ölçütü, yerine konan şeyin gidenin adına benzerliğiyle değil seçilme gerekçesiyle bulunmasını sağlar; benzerlikle yapılan yerine koyma, taşınması gereken niteliğe hiç bakmaz.
İkinci eksen bildirimdir ve birinciden bağımsız işler; bildirim değişikliği küçültmez, onu izlenebilir kılar ve muhatabını görünür yapar.
Kopmayı ölçen şey uzaklık değildir; kaynağına hiç benzemeyen bir sürüm geri okunabiliyorsa çeşitlenmedir, birebir benzeyen bir sürüm muhakemesiz geldiyse kopmadır.
En kestirme sınama tek bir soruda toplanır: alıcı taraf bir sonraki değişikliği kendi başına yapıp gerekçesiyle savunabiliyor mu?
Ad değişmediğinde okuyucu bir süreklilik varsayar; bu yüzden bir uyarlama sırasında iddia katmanına eklenen yeni cümle, eski adın kazandığı güvene yerleşir ve kendi kanıtını hiç sormadan taşınır.
Sonraki derse köprü
Bu derste bir cetvel kurduk. Neyin değiştiğini katmanına göre okuduk, değişikliğin bildirilip bildirilmediğine baktık ve kopmayı geri okunabilirlikle ölçtük.
Ne var ki bu cetveli baştan sona uyarlayan taraf tuttu. Kendi değişikliğini kendisi sınıflandırdı, kendi bildirimini kendisi yazdı ve kendi sürümünün hâlâ o gelenek olduğuna kendisi karar verdi.
Burada cevaplanmamış bir soru kalıyor: bir uyarlamanın hâlâ o gelenek sayılıp sayılmadığını söyleme hakkı kimde?
Bu soru dersin dışına çıkıyor, çünkü cevabı bir ölçütte değil bir muhatapta. Geleneğin bugünkü taşıyıcıları var ve bu ders boyunca onlar hep anlatılan taraf oldu, konuşan taraf değil.
Sıradaki ders kaynak toplulukların tanınmasını ele alıyor; bir topluluğun kaynak sayılmasının ne demek olduğunu ve tanımanın, bir adı anmaktan hangi noktada ayrıldığını soruyor.